10 BİN YIL ÖNCESİ GİBİ BESLENİN, HAZMEDİN

Prof. Dr. Hasan Taşçı: “Atalarımız ot topluyor ve avlanıyorlardı, şimdi hayatımıza hazır gıdalar ve doğallıktan uzak yetiştirilen, müdahale edilen gıdalar girdi, sağlığımız bozuldu.”
Türkiye’de en yaygın ve sıkıntılı rahatsızlıklardan birisi de safra kesesi… Taşıyla, iltihabıyla insanı ciddi süründüren, hayati tehlikelere kadar da varabilen sonuçları olan bu hastalık söz konusu olduğunda Prof. Dr. Hasan Taşçı’nın fikirlerini almak istedik. Yemekle safra kesesi arasındaki ilişki o kadar derin ki, sohbet yemekler yapılmadan önce başladı, yemek sofrasında bile devam etti. Sonrasında eşi Aylin Taşçı ile oğlu Tanhan Taşçı’nın verdiği mini konser ise hem yorgunluğumuzu aldı hem de ruhumuzu da doyurdu…

Safra kesesi rahatsızlıkları Türkiye’de yoğun mu görülüyor?
Maalesef. Özellikle hanımların yaşadığı bir hastalıktır. Her 8 kadının birinde safra kesesinde taş vardır. Erkeklerde ise daha az görülür. Kadınlarda görülme oranının dörtte bir oranında düşük görülür. Yani her dört kadına karşı bir erkek hasta vardır.

Safra kesesi taşı neden oluşuyor?
Safra kesesi bir denge üzerine çalışır. Safra kesesindeki, safranın akışkanlığını sağlayan kolesterol, safra tuzları ve desitin adlı bir üçlü grup var. Bu maddelerin belli oranlarda olması gerekir. Eğer bu oran değişirse, özellikle de kolesterol çabuk değişkenlik gösterir, safrada çökelti miktarı artar. Bu çökeltinin üzerine herhangi bir mikroorganizma oluştuğunda taş için bir çekirdek meydana gelir. Ayrıca safra kesesi bir depodur. Besinler 12 parmak bağırsağına gelince, bir uyarı verilir, ‘kasıl, bana safrayı gönder’ der. Safra da kendisine emir geldiği anda safrayı gönderir. Ama aşırı rejim yapan kişilerde gördüğümüz gibi emir gelmediğinde bu defa safrayı göndermez ve o safra biriktiği için kuma dönüşür. Sonra da taş olur.

Neler safra kesesi taşına sebep olur, niye ülkemizde çok görülüyor?
Kadın olmak yani östrojen hormonu risk sebebidir. Ayrıca çok doğum yapmış olmak, sık kilo alıp verme, aşırı rejim yapmak, aç kalmak, az su içmek…

Bu kadar hassas bir organı korumak için beslenmede nelere dikkat etmek gerekiyor?
Ne kadar doğala yakın beslenirsek o kadar sağlıklı oluruz. 10 bin yıl önce atalarımız nasıl besleniyordu, ot yiyorlardı ve avlanıyorlardı. Genetik yapımız buna uygun oluşturulmuş. Kaç bin yıl geçti ama genetik yapımız çok değişmedi. Oysa beslenme alışkanlıklarına bakıyoruz inanılmaz bir değişim var.

Doğal ortamda büyüyecek ve çok işlenmeyecek besinler yenmeli. Örneğin dolaşan tavuğu, onun yumurtasını yemeliyiz. Balığımız çiftlik değil, denizin o mevsimde çıkan balığı olmalı. Doğaldan ne kadar uzaklaşırsak sağlıktan o kadar uzaklaşmış oluruz. Meyve ve sebzeler de hangi mevsimdeyse onlar yenilmeli. Sera şartlarında müdahaleyle yetiştirilenlerden uzak duracağız. İyi temizleyerek yememiz lazım.

Vücut bu maddeleri kabul etmiyor mu?
Eğer siz doğallığından uzak geliştirilen bir besin yerseniz vücut bunu yabancı bir madde olarak kabul ediyor. Toksik dediğimiz vücuda zararlı maddeleri atması gerekiyor. Ne ile atacak; safra ile atacak. Safra kesesi aslında çöpümüzün toplandığı yerdir. İşte bu toksik maddeler çok alınır ve çöp kutusu dolup taşarsa ‘hepatotoksik maddeler’ diye bir terimle ifade edilen durum oluşur.

Toksik maddeler nelerdir?
Kimyasal maddeler ve doğallığından uzak yetiştirilen besinlerin dışında bir de alkol önemli bir toksik maddedir. Karaciğer, pankreas ve safra kesesini bütünüyle etkiler. Alkolle savaşmak bu yüzden gereklidir.

Doğal sebzeler arasından hangilerini en çok tercih etmeliyiz?
Gıdalarınızı haşlanmış ya da fırınlanmış şekilde pişirmelisiniz. Koyu renkli lahana grubu yani brokoli, lahana, brüksel lahanası, karnabahar gibi sebzeler yüksek oranda kükürt içeriyorlar. Soğan, sarmısak, pırasa ve turp çok önemli detoks maddeleridir. Bunlar mutlaka yenmelidir. Süt, yoğurt, peynir, ayran, çay, çekirdeğinden öğüttüğünüz kahve, haşlanmış yumurta, evde yaptığınız çorbalar, tam tahıllı ekmek… Bir de koyu renkli meyveleri keyifle kullanın. Ayrıca keten tohumu başta olmak üzere baharatları keyifle kullanmalısınız.

Uzak durmamız gerekenler nelerdir?
Karbonhidratlardan kesinlikle uzak durulmalı. Üretilmiş şeker sadece ağız tadını etkiler, vücudumuz için birer toksik maddedir. Tuz da sadece bir tatlandırıcıdır, fazla yenmemelidir.  Yağda kızartma usulü yenmemelidir. Hazır kahve, hazır meyve suları, gazlı karbonatlı içecekler, maden suyu, yağda kızartılmış etler, sucuk- pastırma gibi füme ve işlenmiş gıdalar, hazır çorbalar, beyaz undan yapılan ekmek…

Çikolata da yemeyecek miyiz?
Çok canınız çektiyse az yiyin ama normal mönünüze bu saydığım zararlı besinleri almamalısınız.

MENU
Sebze çorbası
Sebzeli yatağında çipura
Zeytinyağlı enginar
Mevsim salata
Meyve salatası

SEBZE ÇORBASI
Malzemeler:
Küçük karnabahar
Yedi tane Brüksel lahanası
Yarım brokoli
Birer tane kabak, kereviz, havuç
Yedişer sap dereotu, maydanoz, taze nane
Yarım küçük demet ıspanak
İkişer adet turp, soğan, diş sarımsak, pırasa
Bir tatlı kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
Tüm mevsim sebzelerini, üzerini üç parmak su geçecek şekilde saplarıyla birlikte küçük küçük doğrayıp bir tatlı kaşığı zeytinyağı koyarak kaynatın. Sebzeler kaynadıktan sonra çırpıcıdan geçirip servis yapın.

SEBZE YATAĞINDA ÇİPURA
Malzemeler:
İki büyük çipura
Birer adet sarı kırmızı tatlı tombul biber
Bir demet ıspanak
İki orta boy soğan
Bir yemek kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
Balıkları hafif yağlanmış fırın tepsisine koyup üzerlerine biraz değirmen karabiber ve biraz da limon sıkarak fırında pişirin. Bir vog tavasında julyen usulü kestiğiniz biberleri ve ince ince doğradığımız ıspanak ve köklerini bir yemek kaşığı yağda öldürene kadar kavurun. Balıklar piştikten sonra kavurduğunuz sebzelerin üzerine oturtup servis yapın.

ZEYTİNYAĞLI ENGİNAR
Malzemeler:
4 adet enginar
200 gram bezelye
1’er tane havuç, soğan, limon
Bir yemek kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
Enginarları tencerede bir su bardağı suyla kısık ateşte pişirin. Bir tavada rendelediğiniz soğanı, küp küp doğradığınız havucu ve bezelyeyi kendi sularında pişirin. Altını kapatmaya yakın zeytinyağını dökün. Enginarları servis tabağına alıp üzerine garnitürünü koyun, dereotuyla süsleyin. Limon sıkıp servis edin.

MEVSİM SALATA
Bütün mevsim yeşilliklerini (turp, maydanoz, dereotu, marul, soğan), havuç, domates ve salatalığı küçük küçük doğrayın. Bol limon sıkın. Üzerini tuzsuz badem ve cevizle süsleyin.

MEYVE SALATASI
Yeşil elma, ayva, kırmızı elma, az muz, mandalinayı dilimleyin. Üzerini narla süsleyin.

KEYO (Tanhan Taşçı’nın tarifi)
İki yemek kaşığı keten tohumunu küçük değirmende öğütün. Bir kase yoğurda dörtte üçünü döküp karıştırın. Kalan keten tohumuyla da üzerini süsleyin.
Hasan Taşçı enstrüman çalmıyor ama çok iyi bir dinleyici. Kızı Mısra piyano, oğlu Tanhan keman çalıyor. Taşçı’nın eşi Aylin Hanım ise Türk Sanat Müziği sanatçısı. Aylin Hanım ve Tanhan bize küçük bir müzik ziyafeti yaşattı.