15 MİLYON TANSİYON HASTASI VAR

Ülkemizde çok sayıda yüksek tansiyon hastası var ve bu hastaların ne yazık ki yarısı hastalıklarının farkında değil. Farkında olanların da yarısının kan basıncı kontrol altında değil. Yetişkinlerin en sık karşılaştığı kronik hastalıkların başında gelen hipertansiyonla dünyada yaklaşık olarak 1,5 milyar, ülkemizde ise 15 milyon kişi mücadele ediyor. Uzmanlar, birçok kişinin yaşamını etkileyen hipertansiyonun nedenleri konusunda öncelikle tuz tüketimine ardından da strese dikkat çekiyor.

Tuzla ilişkinizi gözden geçirin
Hipertansiyonun tuzu fazla tüketen toplumlarda daha sık görüldüğüne dikkat çeken Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, ailede hipertansiyon olan kişilerde bu riskin daha da fazlalaştığını ifade ediyor.

Akpolat şu bilgileri paylaşıyor: “Sağlık merkezinde yapılan kan basıncı ölçümünde büyük tansiyon 140 mmHg veya küçük tansiyon 90 mmHg’dan fazla saptanır ise yüksek tansiyon olarak kabul edilir. Yani büyük veya küçük tansiyondan birisinin yüksek olması hipertansiyon tanısı için yeterlidir. Hipertansiyon oluşumuna yol açan faktörlerden en önemlisi tuz kullanımının çokluğu ve genetik etkenlerdir. Ayrıca stres, hareketsiz yaşam, şişmanlık, kötü beslenme alışkanlıkları gibi durumlar da hipertansiyon oluşumuna katkıda bulunur.”

Sessizce gelen tehlike
“Erken dönemde hipertansiyonun tek bulgusu kan basıncının yüksek ölçülmesidir. Birçok hasta kan basıncı yükseldiği zaman baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, bulantı, kusma, baş dönmesi hissedebilir ama hastaların önemli bir kısmında hiçbir belirti olmayabilir. Hipertansiyon kontrol altına alınmazsa yıllar içinde kalp yetmezliği, böbrek hastalığı, felç gibi hastalıklar ve bu hastalıklara bağlı belirtiler ortaya çıkabilir. Hipertansiyonu kontrol altına alınan hastalarda bu sorunlar önlenebilir.”

Stres azalınca kontrol kolaylaşır
“Stres ani kan basıncı yükselmelerine neden olur ve strese bağlı kan basıncı yükselmesi genellikle geçicidir. Stresin kalıcı hipertansiyona yol açtığına dair delil yoktur ancak bazı hastalarda stres kan basıncı yükselmesine katkıda bulunur. Stres azaltılınca kan basıncı kontrolü kolaylaşır. Hipertansiyon stres ile ilişkili olsa bile tedavi edilmelidir.”

Düzenli ilaç ve yaşam değişikliği
Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat, hipertansiyon tedavisinin üç basamaktan oluştuğunu anlatıyor: “Hipertansiyona yol açan hastalığın tedavi edilmesi, ilaç uygulaması, yaşam düzeninde değişikliğe gitmek. Tuz alınımının kısıtlanması, fazla kiloların verilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sigaranın bırakılması ve alkol kullanılmaması gibi başlıca yaşam düzeni değişiklikleri hipertansiyon tedavisinde çok etkilidir.”

Hastalığınızı tanıyın
“İş yaşantısında tansiyonu kontrol altına almak sağlıklı bir hasta-hekim ilişkisi, hipertansiyon hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip olmak ve iş yaşantısı içerisinde hipertansiyon tedavisinde gerekli olan yaşam düzeni değişikliklerini gerçekleştirerek mümkün olur.”

Tuzu azaltmanın yolları
Tuzu azaltmak kan basıncı kontrolünü kolaylaştırmanın yanı sıra sağlıklı yaşam için de oldukça yararlıdır. Prof. Dr. Tekin Akpolat, ülkemizde hemen hemen herkes önerilen tuz miktarının günde 5-6 gram olduğunu, ancak kişilerin bu oranın çok üstüne çıktığını söylüyor.

Prof. Dr. Akpolat, tuz azaltımı için şu önerilerde bulunuyor: “Tuza alternatifleri deneyin. Yediğimiz gıdalara tuz dışında tatlar katmak işleri kolaylaştırır. Limon, karabiber, kırmızıbiber, kimyon, sirke, nane, kekik, soğan, sarımsak, baharatlar, değişik otlar gibi…  Evde yemekleri az tuzlu ya da tuzsuz pişirin.”

Kahvaltıya dikkat
“Kahvaltıda tüketilen peynir, zeytin, sucuk, salam, sosis, ekmek, simit, poğaça önemli tuz kaynaklarıdır. Herkes kendine en uygun kahvaltı şeklini hem tuz hem kilo açısından bulmalıdır. Hamur işlerini azaltın. Makarna, erişte, mantı, pizza, simit, poğaça, börek, kuru pasta, yaş pasta gibi hamur işleri de önemli tuz kaynağı olabilir. Dışarıda yemek yerken dikkat edin. Menü dikkatle incelenmeli tuzun yanı sıra yağsız/az yağlı ürünler de tercih edilmelidir. Salata masaya mutlaka tuz eklenmeden ve yağ dökülmeden gelmelidir. Yoğurt ve ayran iyi seçeneklerdir. Ara sıcaklar genellikle hem tuzlu hem de yağlıdır. Tatlı yerine meyve daha sağlıklıdır. Yemek esnasında bol su içilebilir.”

Etiketleri okuyun
“Tuzdan zengin gıdalardan uzak durun. Genel olarak işlenmiş etler (sucuk, pastırma, sosis, salam, jambon), galeta unu, kraker, mısır gevreği, patlamış mısır, cips, hazır çorba, et suyu tableti, hazır yufka, tatlı bisküviler, kekler, salça, ayçiçeği çekirdeği, tuzlu fıstık çok tuz içerir. Evden çıkarken yanımıza bir meyve koymak, tuzsuz kuruyemiş bulundurmak, fındık, ceviz, haşlanmış yumurta almak güzel seçenekler olabilir. Bazı gıdaların içinde tuz olmasına rağmen diğer tatlandırıcılar nedeni ile tuz tadını anlamayabilirsiniz. Etiket okuma alışkanlığınızı geliştirin.”

Kan basıncını kontrol altına almaya engel olan durumlar nelerdir?
– İlaç kullanmaktan kaçınma.
– İlacın yan etkilerini doktorla paylaşmama
– Kan basıncı kontrol altına alınınca ‘acaba ilaç gerekli mi?’ diye denemeler yapma.
– Tansiyon ölçüm aletinin hatalı olması.
– Tansiyon ölçmeyi bilmeme.
– Hatalı bitkisel ilaç kullanımı.
– Doktorla konuşmadan ilaç sayısını veya dozunu azaltma.
– Hipertansiyonun nedeninin araştırılmaması.
– Başka bir hastalık nedeni ile kullanılan ilacın kan basıncını yükseltmesi.
– Fazla ekmek yemek (tuzsuz değilse).
– Farkında olmadan aşırı tuz almak.
– Dışarıda yemek yerken özel isteklerde bulunmamak.
– Yüksek tansiyonun belirti vermemesi.
– Durumu (tansiyonun yüksek kalmasını) kabullenmek.
– ‘Bünyem yüksek tansiyona alışmış’ diye düşünmek.