ADRİYATİK’TE PARILDAYAN BİR İNCİ: DUBROVNİK

Bu kentin en büyük cazibesi, kuruluşunu hayal etmekte zorlanıyor olmamız. Mermer sokaklarından, barok binalarından, dar, merdivenli yokuşlarından ve Adriyatik’in mavisinden sıkılmak mümkün mü?

Dünyanın surlarla çevrili en güzel kentlerinin listesi yapılsa, kuşkusuz Hırvatistan’ın bu en turistik kenti Dubrovnik ilk sıralarda yer alırdı. Ne kadar kitap okuyup ne çok fotoğrafına bakmış olursanız olun, ilk karşılaşma anınıza hiçbir koşulda hazırlıklı olamazsınız. Adriyatik Denizi’nin parıltısını almış bu büyüleyici kıyı yerleşimi, küçük bir limanı sarmalar. Bu limansa dev taş rampaları, kale kulelerini, turuncu kiremit çatılı evleri, bakır kubbeleri ve zarif çanları kucaklar.

Hayal gücünü zorlayan coğrafya
Etrafında henüz bir yerleşim ya da yol yokken, 700 yıl önce bu surlar nasıl oldu da denizden yükseldi? Bu kentin en büyük cazibesi, kuruluşunu hayal etmekte zorlanıyor olmamız. Mermer sokaklarından, barok binalarından, dar, merdivenli yokuşlarından ve Adriyatik’in mavisinden sıkılmak mümkün mü? Hele kentin surları boyunca yürümekten bıkacak bir gezgin var mı? 1991’te, yedi ay kuşatma altında kalan kent, havan toplarıyla sürekli dövülmüşse de, yeniden küllerinden doğmuş. Gün batmaya yakın, kulelerin siluetlerini, taşlara vuran kızıl ışığı, gölge oyunlarını seyredin, tarihinin labirentlerinde geçmişinin iniş ve çıkışlarını, sanat eserleriyle dolu müzelerinde inceleyin, tüm manzarayı kucaklamak için teleferikle Srđ Dağı’na çıkın, dar sokaklarda küçük, tipik dükkanlar, restoranlar keşfedin ve sonunda maviye dalın.

Dünya mirası surlar
Dubrovnik’i görmek için biraz kondisyon gerekiyor. Bu UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki kenti, onu ünlü yapan surların üzerinden görmeli. Gerçekten de dünyanın en iyileri arasında yer alan şehir surlarından görünen kent, başka güzel. Fotoğraf meraklıları için de kaçırılmaz bir fırsat. Saat istikametinin aksi yönünde yapılan ve 2-3 saat sürebilecek gezinin sonunu bir de günbatımına denk getirebilirseniz, Eski Kent’in (Stari Grad) Adriyatik ile manzarası benzersiz olacak. Sur duvarlarına yaslanmış evlerin bahçe ve avlularını gözlemleyebilir, sur içindeki küçük kahvelerde mola verebilirsiniz. 1990 kuşatmasının zararlarını çatılarda fark etmek zor değil. Kiremitleri değiştirilmek zorunda kalınmış. Surların ilk kısmı, 9. yüzyılda yapılmış. 14. yüzyılın ortalarında 1.5 metre kalınlığında duvarlara 15 kule eklenerek savunma güçlendirilmiş. 15. yüzyılda kaleler sağlamlaştırılmış ve yenileri eklenmiş. Sonuçta tüm yerleşim, 2 km uzunlukta ve 25 metre yükseklikte, taş bir savunma yapısının içine alınmış. Kara tarafında daha kalın olan duvarlar 6 metreye kadar ulaşırken, deniz tarafındakiler yaklaşık 1.5 ila 3 metre arasında. Yuvarlak Minčeta Kulesi, kenti karadan gelecek saldırılardan korurken, Bokar Kulesi ile Lawrence Kulesi batıya denize doğru bakıyor. Revelin ile St. John kuleleri ise doğudan ve Eski Liman’dan gelebilecek saldırılara karşı planlanmış. Sur içine Pile Kapısı, Ploce Kapısı ve Deniz Müzesi’nden girmek mümkün. En kalabalık Pile Kapısı’ndan girince 15. yüzyıla ait Onofrio Çeşmesi ile Frensisken Manastırı karşınıza çıkıyor. Manastırda aynı zamanda, tarihi 1317 yılına dayanan, Avrupa’nın en eski eczanelerinden biri var.

Gotik-rönesansın süsü
Dubrovnik, Ragusa Cumhuriyeti’nin başkentiyken ‘rektör’ler yöneticiymiş. 15. yüzyıla ait gotik-rönesans tarzdaki Rektör’ün Sarayı’nda, rektörün ofisi, özel odaları, halk salonları, idari ofisler ve bir de mahzen bulunuyor. Rektörler tarafsızlıklarını korumaları için Senato’nun izni olmadan, adeta saraya hapsedilir, aileleriyle görüştürülmezlermiş. Surların içindeki ana cadde Stradun üzerinde bulunan ve bugün Kültür Mirası Tarih Müzesi olan binada, kentin şaaşalı günlerine ait eserler sergileniyor. Yaz Festivali’nde sık sık konserlerin verildiğ avlusundaki süslü merdiveni, incelikle yontulmuş sütun başlıklarını kaçırmayın. Stradun Caddesi’ndeyken iyice fark edersiniz; kent özellikle yaz aylarında tıklım tıklımdır. Konaklama için rezervasyon şart. Lüks konaklama alternatifleri oldukça fazla. Ekonomik konaklamaya gelince, bir aile konukevi olan ‘Red Dwarf Guesthouse’ gibisi az bulunur. Her yere ulaşım oldukça pratik, odalar tertemiz, manzaralı odaları ve atmosferi keyifli, konukseverliğin sınırı yok. Mekanın sahibi Nasuf, tanımaya değer bir karakter.

Adalara kaçış
Dubrovnik’in Adriyatik’teki yerine bakınca, adalar arası ulaşımın zor olmadığı anlaşılıyor. Eski Kent’ten gün boyu Elafiti adalarının üçüne de (Lopud, Kolocep, Sipan) seferler var. Sur içine en yakın plaj olan Banje’den sonra Dubrovnik’in ikinci en popüler plajı, Lapad Körfezi’nde. Çam, çınar ve zeytin ağaçlı ormanlarıyla Lokrum Adası ise, gerçek bir kaçış. Plajları kayalık ancak ‘Ölü Deniz’ olarak adlandırılan deniz suyu dolu gölü çok rağbet görüyor. Adanın mistik havası içinde ortaçağa ait manastır bulunuyor. Burada bir restoran ve adanın tarihi ile bir kısmı burada çekilen ‘Game of Thrones’ serisi üzerine bir sergi var. Botanik bahçesinde ise, Brezilya ve Güney Afrika’dan getirilmiş palmiyeleri ve dev agaveleri görmek mümkün.

Yükseklerden Adriyatik’e
Dört dakikadan daha kısa bir sürede, teleferikle kendinizi surların kuzeyinden Srđ Dağı’nda bulabilirsiniz. Burada her şey ayaklarınızın altında; 405 metreden, Eski Kent’in kiremit çatıları, Lokrum Adası, Elafiti Adaları ve Adriyatik… Teleskoplar sizi bu güzelliklere daha da yaklaştırır. Panorama Restaurant hem öğle hem akşam yemeği için açık. Kentin buradan görünen gece ışıklı hali bir başka büyüleyici.

MERAKLILARINA
Game Of Thrones yürüyüş turu ve dizide kullanılan Karaka korsan gemisi meraklılara hitap ediyor.

KAÇIRMAYIN
Temmuz ve ağustos aylarında yapılan Dubrovnik Yaz Festivali şenlikli geçiyor.

GEZİN GÖRÜN
Fotoğraf galerisi War Photo Limited’de “Yugoslavya’nın Sonu” sergisi kayda değer.

LEZZET MOLASI
Limandaki Konoba Lokanda Peskarija’da, siyah risotto ve deniz mahsüllerinden oluşan, tipik bir Dalmaçya yemeği tadın.

ALIŞVERİŞ
Clara Stones’un mercan takıları revaçta.