AFRİKA’NIN KUTSAL KENTİ: KAYREVAN

Hem Afrika’nın hem de Akdeniz’in güzelliklerine sahip bir ülke, Tunus… Bir gün Akdeniz kıyısında yüzüp ertesi gün Sahra’nın kumullarında yıldızların altında uyuyabilmek, bu coğrafya için sıradışı değil. Tunus’un bu çeşitliliğindeki kutsallığı ise Kayrevan üstleniyor.

İslam dünyası için, Mekke, Medine ve Kudüs’ten sonra dördüncü kutsal kent olan Kayrevan (Kairouan), bir turist için kaydadeğer özelliklere sahip. Kentin ismi, 670’de burayı kuran Araplar tarafından konan ve askeri kamp anlamına gelen ‘Qayrawan’ kelimesinden geliyor. Efsaneye göre, burayı 670’de kuran Emevi Afrika valisi Ukbe bin Nafi’nin atı tökezler ve düştüğü yerde, kumun altında altın bir kadeh ortaya çıkar. Söylenceye göre, bu kadeh, birkaç yıl önce Mekke’de kaybolan kadehin aynısıdır. Kadehi ellerine aldıklarında topraktan su fışkırır ve bunun kaynağının, Mekke’deki zem zem suyunun aktığı kutsal kuyu olduğu anlaşılır.

Kutsal ve dingin atmosfer
Kuzey Afrika’nın bu ilk kutsal kenti, tarihi boyunca seyyahları, hacıları, uzak diyarlardan gelen sıradışı insanları ağırlamış. Tunus’un merkezinde yer alan kent, denizden ve dağdan yaklaşık aynı mesafede bir ovada yer alıyor. Surlarla çevrili, korunmuş Medina’sı, Kuzey Afrika’nın en büyüğü olan Ulu Cami’siyle (Sidi Okba Camii) kent, ziyaretçilere kutsal ve dingin bir atmosfer sunabiliyor. Medina’nın içinde birçok cami, sahabe ve evliya türbesi var. Kentin en güzel yapılarından biri de Sidi Sahab Türbesi. Tunuslular burada, yeni doğan çocuklarına dua okutmak ya da sünnet törenleri için de biraraya geliyorlar.

Arap- Müslüman sentezi
670’de Hz. Muhammed’in (S.A.S.) sahabelerinden Ukbe bin Nafi tarafından kurulan Kayrevan, altın çağı olan 909 yıllarında camisi ve binalarıyla, ülkenin dini eğitim merkeziydi. Fransızlar 1812’de burayı ele geçirinceye kadar Müslüman olmayanların girmesi yasaktı. Mağrip’in en eski Arap-Müslüman üslerinden olmasının yanısıra bu medeniyetin olağanüstü bir sentezi idi. Kayrevan, bu medeniyetin, mimari ve kentsel oluşumunun ilk asırlarına ışık tutma özelliğine de sahip. Burası bir sit alanı. Bu alanda bulunan ve 3 km’den daha uzun surlarla çevrili Medina, dar, kıvrımlı sokakların böldüğü yanyana sıralanmış yerleşimlerden oluşuyor.

Kuzey Afrika’nın en eski camisi
Kayrevan’ın, Tunus’un en kutsal kenti olarak adlandırılması, en eski İslami yerleşim olmasının yanısıra Kuzey Afrika’nın en eski camisinin ve dünyanın en eski minaresinin burada bulunmasından kaynaklanıyor. Ayrıca Afrika kıtasındaki ilk ezan okunan kentinin burası olduğuna inanılıyor. 670 yılında inşa edilen, kıtanın en eski camisi Ulu Cami, her yıl Hz. Muhammed’in (S.A.S.) doğumunun kutlandığı ve birçok Mağrip camisine örnek olmuş bir mimari şaheser. Kentin kurucusu olan Emevi Afrika valisi Ukbe bin Nafi tarafından yaptırılan caminin yerinde bugün 9. yüzyıla ait bir yapı var. Cami, birkaç defa yıkılmış ve yaptırılmış olmasına rağmen, hala orijinal caminin yerinde duruyor.

Dünyanın en eski minaresi
Ortak bir saptama, Kayrevan’daki minarenin alt kısmının, dünyanın ilk minaresi olan ve Hz. Muhammed’in (S.A.S.) vefatından l00 yıl sonra yapılmış, 730’a tarihlenen gerçek minarenin kalıntıları olduğu yönünde. Yakından bakılınca eski yapıların parçalarıyla nasıl inşa edildiğini görmek zor değil. Namaz alanı ile ilgili efsanelerden biri ise, sütunları saymayı deneyenlerin kör olacakları üzerine. Her biri farklı 414 sütun, Roma ve Bizans dönemine ait. 9. yüzyılda Bağdat’dan getirilmiş, 130 çiniyle süslü mihrap, caminin kapıları ve dış duvarları kaçırılmamalı.

Kayrevan’ın kutsal karakterleri
14. yüzyıl ahşap oymacılığı ve duvar freskleriyle göz boyayan Sidi el Ghariani Zaviyesi’nin yanısıra Hz. Peygamber’in (S.A.S) yoldaşlarından Abou Zama al-Balawi’nin mezarı olduğuna inanılan Sidi Sahab Zaviyesi’ne, Tunus kartpostallarında bol bol yer verilir. Buraya aynı zamanda Berber’in Camisi denilmesinin, sahabenin her zaman yanında Hz. Muhammed’in (S.A.S.) üç saç telini taşımasından kaynaklandığına inanılıyor.

Zem zem kuyusunda kaybolan altın kase
Medina’nın ortasında B’ir Barouta olarak bilinen yapıdaki kutsal kuyuda, kente kutsallığını veren iki efsane var; biri Ukbe bin Nafi’nin, Mekke’de zem zem kuyusunda kaybettiği altın kaseyi bulduğu yer olması, diğeri ise suyun buradan çıkmış olması… Mekke ile Kayrevan arasında alttan geçen bir nehir olduğuna inanılması, Bi’r Barouta suyunu önemli yapıyor.

Özellikli mimari ve kent surları
Müslüman sanatının bugüne kalmış en eski oymalı cephesine sahip Üç Kapılı Cami (9. yüzyıl), adı üzerinde kapılarıyla biliniyor. Kordoba’da kutsal sayılan bir adam olan Kairoun al-Maafri tarafından yaptırılan caminin kapılarının üzerindeki üst iki yazıt şeridi en eski ve etkileyici olanları. Kayrevan’ın 761 yılına ait ancak birçok kez yıkılıp yeniden yapılan surlarının bugün tamamlanmamış kısmı, II. Dünya Savaşı’ndan sonra yapılmış. En iyi korunmuş kent surları, Medina’nın popüler girişi Bab Chouhada civarında. Geceleri ışıklandırıldığında kent, duvarları boyunca dolaşmak ve gündüz sıcağı gidince alışveriş için daha cazip oluyor.