AHŞABA YEPYENİ BİR FORM KAZANDIRIYOR

PİROGRAVÜR SANATININ EN BAŞARILI TEMSİLCİLERİNDEN BİRİ OLAN LİLLİAN KARABACAKYAN, YAKIN GELECEKTE AHŞAP VE SERAMİĞİN İÇ İÇE GEÇTİĞİ TASARIMLARA YÖNELECEK.

Ahşap yakma sanatı olarak öne çıkan pirogravür, son dönemde oldukça yaygınlaştı. Bu konuda farklı projelere imza atan Renalilly Pyrography’nin kurucusu Lillian Karabacakyan;  tablodan anahtarlığa, ayraçtan aksesuara, mücevher kutularından bardak altıklarına, saatten mumluğa kadar pek çok orijinal tasarıma imza atıyor. Yakın zamanda butik bir atölye ile çok daha kapsamlı projeleri hayata geçirmeye hazırlanan Karabacakyan’ın tasarımları sadece Türkiye’de değil, dünyada da büyük ilgi görüyor.

Amerika’dan Türkiye’ye uzanan bir macera
Amerika’daki Pierce College’da el seramiği ve üç boyutlu resim eğitimi alan Lillian Karabacakyan, Amerika’da doğan, orada okuyan ve sonrasında sanatını icra etmek için Türkiye’ye dönen genç yeteneklerden biri… 2008’de Türkiye’ye dönüş kararı alan Karabacakyan, bugüne kadar pek çok işle uğraşmış. Yönetici asistanlığından çevirmenliğe kadar farklı alanlarda deneyim sahibi olan Karabacakyan, Amerika’da el emeğine o yıllarda yeteri kadar saygı gösterilmediğini, bu sürecin yeni yeni değer kazanmaya başladığını dile getiriyor.

Ailesinin emekli olduktan sonra Bodrum’a yerleştiğini söyleyen Karabacakyan, “2008’de Bodrum’a tatil amaçlı gelmiştim. Ama daha sonra karşıma çıkan iş fırsatlarını değerlendirdim ve Türkiye’de kalmaya karar verdim. Bir yazılım şirketinde görev yaptım. MSA Mutfak Sanatları Akademisi’nin ‘Profesyonel Pasta ve Ekmekçilik Programı’na katıldım. Büyük bir otel bünyesinde stajımı tamamladım. Özel günlerde farklı pasta ve cupcake siparişleri almaya da devam ediyorum. Pirogravür sanatıyla ise aslında annem sayesinde tanıştım. Annem, Bodrum’da Halk Eğitim Merkezi’nde pirogravür eğitimi alıyordu. Yaptığı iş çok dikkatimi çekti. 4 sene önce bu eğitimi, ben de Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde aldım. Zaten altyapı olarak seramik ve resim eğitimim de olduğu için çok daha farklı bir konsept oluşturdum.” diyor.

Kişiye özel tasarımlara imza atıyor
Lillian Karabacakyan, pirogravür sanatının püf noktaları hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Bu sanat dalının ana malzemesi ahşap. Tasarım sürecinde hiç işlenmemiş, verniksiz ahşap parçalarına ihtiyaç duyuluyor. Ağırlıklı olarak çınar ve ıhlamur ağaçlarını tercih ediyorum. Havyanın ısısını ayarlıyorsunuz. Bu havyanın farklı uçları bulunuyor. Öncelikle ahşap üzerine kurşun kalemle çizim yapıyorum. Sonrasında yakma ve gölgeleme işlemine geçiyorum.  Gölgeleme attıktan sonra iki kat dolgu verniği sürüyorum. Kuruduktan sonra zımparayla inceltiyorum. Ardından isteğe göre parlak ya da mat vernik sürüyorum. Kullandığım ahşap malzemeleri özel olarak kestiriyorum. Bu yöntemle kutular, magnetler, kitap ayraçları, anahtarlıklar, tablolar, saatler,  kolye ve küpeler, defterler, özel gitar tasarımları, bardak altıklıkları, mumluklar ve tepsiler yapabiliyorum. Ahşap olan her objeye pirogravür işlemi yapılabiliyor. Küçük objeler ortalama 10-15 dakika sürüyor. Daha büyük objelerin tasarım süreci ise boyutuna göre değişiyor. Kişiye özel tasarımlar da yapıyorum. Bana en çok @renalilly_pyrography adlı Instagram hesabımdan ve Facebook üzerinden ulaşıyorlar. Tasarımlarımı Türkiye’nin farklı illerine, yurt dışında ise Amerika ve Kanada’ya gönderiyorum. Tasarımlarımın fiyatları ise 20 ile 500 TL arasında değişiyor.”

Mükemmelliğe büyük önem veriyor
Tasarımla bütünleşik bir hayat yaşayan ve yaptığı işle ilgili pek çok hayali olan Lillian Karabacakyan’a yeni dönem hedeflerini sorduk ve şu yanıtı aldık: “Yakın zamanda gerçekleştirmek istediğim en büyük hayalim, butik bir atölye sahibi olmak. Bu atölyenin bir kısmını kafe olarak kurgulamak, diğer kısmını ise kendi tasarımlarımı sergilediğim özel bir konseptle oluşturmak istiyorum. Bu yapıyı da büyük ihtimalle Kadıköy’de hayata geçireceğim. Hem ahşaptan hem de seramikten farklı tasarımlara imza atmak istiyorum. Pirogravür çalışmalarımda renk kullanmaktan hoşlanmıyorum. Çünkü renk kullanıldığında yakma işlemindeki detayların etkisini yitirdiğine inanıyorum. Yeni dönemde farklı aksesuar ve obje tasarımlarına da yöneleceğim. Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü gibi özel günler kapsamında farklı tasarımlara imza atacağım. Bugüne kadar ihtiyaç duyduğum ahşap objeleri hep dışarıdaki ustalara kestirdim. Kendimi bu konuda da yetiştireceğim. Ahşap oyma kurslarına giderek kullanacağım malzemelere, kendim şekil vermek istiyorum. Yaptığım tüm tasarımlarda mükemmelliğe büyük önem veriyorum. Minik bir hata bile olsa tüm sürece yeniden başlıyorum. Yaptığım işlerde gölgelendirme büyük öneme sahip. Bu konuda son derece titiz bir çalışma stiline sahibim. Bu aralar mandala merakım da başladı. Ahşap üzerine pirogravür ile mandala yapmayı planlıyorum.”