Anadolu İnsanını Can Damarından Yakalamak

Anadolu İnsanını Can Damarından Yakalamak

Mustafa Çiftci’nin Bozkırda Altmışaltı’sı (2017, İletişim Yayınları) diğer hikâye kitapları Ah Mercimeğim, Adem’in Kekliği ve Chopin gibi akıcı, okuyucuyu sarıp sarmalayan, maceralarla dolu, renkli ve derinlikli hikâyelerden oluşur. Hikâyelerin konusu genellikle aşktır.

Bozkırda Altmışaltı’da aşk üzerinden insan anlatılmıştır. Mustafa Çiftci’nin hikâyelerinde aşk adeta bütün bir hayatı kapsayacak şekilde yer alır. Onun aşktan söz etmesiyle hayatı, insanı, toplumu, örf ve adetleri hatta siyaseti anlatması arasında fark yoktur. Başka deyişle Çiftci, hayata aşk penceresinden bakar. Öyle olduğu için onun hikâyelerinde okuduğumuz sadece acıklı bir aşk olayı değil toplumun kendisidir. Mesela kitapta 1990’lı yılların Türkiye’sini de okuruz. O dönem insanlarının alışkanlıkları, dikkatleri, aile yapısı hikâyelerin arasından süzülüp gelir. Hikayelerde aşk, olayları derleyip toparlayan, hayatı bütün yönleriyle yansıtan bir aynaya dönüşmüştür.

Hikâye kahramanları arasında benzerlikler yakalanabilir. “Ankara’daki Evlatlar”ın Refet Efendi’siyle “Elif, Tina, Tolga”nın Tolga’sı birbirine benzer. Aslında Refet Efendi’yle Tolga arasında bağlantı kurmak zor. Fakat her ikisi de aşkına kavuşamamış, bunun suçlusu olarak kendini görmüş, hayatı boyunca yapmak isteyip yapamadığı şeylerin ezikliğini taşımış, normalde gayet zeki ve başarılı kişilerdir. Refet Efendi iki tane aslan gibi evlat yetiştirmiştir, hanımına iyi bir koca olmuştur. Tolga mühendislik fakültesini bitirmiş, yüksek lisansını Londra’da yapmıştır. Ama aşk söz konusu olunca her ikisinin de zayıf yönleri ortaya çıkar. Çiftci, bu karakterler üzerinden aşkın nasıl bir şey olduğunu da anlatmak ister. Aşk; karşısında zayıf düştüğümüz, çaresiz kaldığımız, bunu bildiğimiz halde elinden kurtulamadığımız bir varoluştur.

Çiftci hikâyelerini bize özgü kılan diğer bir özellikse, kötülüğün işlenmemesidir. İşlememek de değil aslında bu, kötülüğün her hareket ve olayın kökenine yerleştirilmemesidir. “Piç Sevi” veya “Bir İğne Bin Kuyu”daki kötülük, kötülük olsun diye yapılmamıştır mesela. Birinin nedeni aşksızlık, diğerininkiyse aşırı sevmektir.

Modern kurgular kötülük olgusuna dayanır. Özellikle nedensiz kötülük neredeyse yarım yüzyıldır bütün Batılı roman, film ve hikâyelerde tetikleyici unsur olarak kullanılmaktadır. Öyle olduğundan olsa gerek artık kötülüğün işlenmediği kurgusal bir eser düşünülememekte; kurgunun olmazsa olmaz şartı sanılmaktadır. Çiftci’nin hikâyeleri bu görüş ve yargıları yerle bir eden bir yapıya sahip. Çünkü her coğrafyanın insanını anlatmak farklıdır. Çiftci Anadolu insanına odaklanmış, onun hangi kurgu ve yöntemle anlatılacağını araştırmış ve bulmuştur. Kötülük Türk hayatının bütününü kapsamaz ya da onların hareket ve düşüncelerinin kalkış noktasını oluşturmaz. Onlar aşkla, aşk nedeniyle, aşka dayanarak düşünür ve hareket eder. Bozkırda Altmışaltı bunun en bariz göstergesi olan hikâyelerden oluşmuştur.

Bozkırda Altmışaltı’daki hikâyelerin tamamı, okuyucuda ince bir sızı bırakmaktadır. Bunu kitabın genel bir başarısı olarak belirtmemin sebebi; hikâyede de o ince sızının anlatılmış olmasıdır.

Kitaplık

YAZARIN KİTAPLIĞI

-Typee, Polinezya Hayatına Bir Bakış, Herman Melville, Yapı Kredi Yayınları

– Roman Notları 1, Kemal Tahir, Bağlam Yayınları

– İslâm Tarihi, Filibeli Ahmed Hilmi, Ötüken Neşriyat

– Yol Kasidesi, Ahmet Can, Şule Yayınları