ANADOLU’NUN AYRICALIKLI KENTİ: ESKİŞEHİR

Osmanlı İmparatorluğu’nun en tanınmış minyatür ustalarından biri olan Matrakçı Nasuh’un 16. yüzyıl minyatürlerindeki yaşamı pek çağrıştırmıyor belki ama Eskişehir, nevi şahsına münhasır, gezmeye ve birçokları için yaşamaya değer bir kent olduğunu daha ilk adımda hissettiriyor. Karşınızda biraz doğal, biraz insan eliyle yaratılmış, özenli, ferah ve 21. yüzyılın medeni bir kenti var. Ve bir üniversite şehri olduğundan, sokaklar özgüvenli gençlerle dolu.

Kentin yeniden doğuşu
Eskişehirlilerin günbatımından hemen önce soluğu aldığı yer, kenti 12 km boyunca baştanbaşa bölen Porsuk Çayı kıyılarıdır. Yalaman Adası ya da Porsuk Bulvarı olarak bilinen bu yürüyüş alanı, Porsuk Çayı’nın balçık yatağı olmaktan kurtulmasının ve Eskişehir’in yeniden doğuşunun bir simgesi gibidir. Porsuk Çayı üzerindeki küçük köprüler, kıyılarındaki kafeler ve yolcu taşıyan gezinti tekneleriyle, Eskişehir’in bu yüzü insanın bir an için rotasını şaşırmasına neden olabilir. Kentin bambaşka bir yüzünü görmek için Hamamyolu’na doğru uzanın. Buraya aynı zamanda Sıcak Sular da deniyor. Çarşının altı, termal su… Tarihi Bahçeli Şengül Hamamı girişinde bir yazı: Hayatın sizden alıp götürdüklerini, Bahçeli Hamam’ın şifalı sularıyla yeniden kazanın… Bu civarda küçük dükkânlar, tezgâhlar, ayakkabı tamircileri ve boyacılar var.

Yaşam turizmi
Eskişehir’in kent merkezi, tarih meraklısı turist için, kuşkusuz ilk akla gelen gezi noktası olmayabilir. Ancak kentin modern yaşamı da yetişkin, çocuk her yaştan ziyaretçiye keyif veren özellikler taşıyor. Kent merkezinde görmeye değer, ilginç birçok müze var. Ayrıca Eskişehir, Haller Gençlik Merkezi olarak düzenlenen eski sebze ve meyve hali, otele dönüştürülen Toprak Mahsülleri Ofisi Siloları, restore edilen eski mezbaha, peyzaj düzenlemeleri, at binişine uygun manejleri, havuzları ve denizi olmayan bu Anadolu kentindeki Türkiye’nin ilk yapay plajının olduğu Kentpark, mini gezinti treni, Gemi Müzesi, Masal Şatosu, Türkiye’nin en büyük Japon Bahçesi, Bilim Deney Merkezi ve Sabancı Uzay Evi’nin bulunduğu Bilim Kültür Sanat Parkı ve Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi gibi birçok cazibeye sahip.

En temiz hava
Kentin güney tepelerinde, ilk kurulduğu yer olan Odunpazarı’nın renkli, ahşap süslemeli, cumbalı evleri de görmeye değer. Tarihi ve Kentsel Sit Alanı olarak korumaya alınan Odunpazarı semtinin, bir kuruluş söylencesi var: Kente ilk yerleşmeye gelenler, birer sırığın üzerine üç koyun ciğerini yerleştirerek, bunları da bugün bilinen isimleriyle Şarhöyük, Porsuk kenarı ve Kurşunlu Camii’nin olduğu yerlere dikerler. Şarhöyük ve Porsuk kenarına konulan ciğerler hemen bozulur. Kurşunlu Camii’nin yakınına yerleştirilen ciğerlerse bozulmadan kalır. Böylece en temiz havanın burada olduğuna karar verilerek, buraya yerleşilir. Matrakçı Nasuh, 1536’da, Kanuni’nin Irak seferi sırasında çizdiği Eskişehir minyatüründe en görkemli yapı olarak Kurşunlu Camii ve Külliyesi’ni (1525) çizmiş.

Nostaljik konaklama
Odunpazarı’nın dar ve çıkmaz sokaklarındaki rengârenk evlerin çoğunun bahçeleri, haremlik ve selamlık bölümleri var. Pencerelerin önündeki sedirleri, çarpıcı ahşap işçiliği örnekleri olan dolapları, tavanları ve kalem işçiliğiyle, bir Odunpazarı evine davet edilirseniz, bu fırsatı geri çevirmeyin. Odunpazarı’nın dikkat çekici kamu yapıları arasında, Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi’nin bir yansıması olan Atatürk Lisesi, bugün Cumhuriyet Tarihi Müzesi olan eski Odunpazarı Askerlik Şubesi ve Mal Hatun İlkokulu var. Odunpazarı’nın fırınlarından meşe odununda pişen haşhaşlı ekmek ve simit alın. Kentin geçmişini çağrıştıran bir atmosferde konaklamak isteyenler için burada butik oteller de var.

Beyaz altın
Eskişehir müzeler açısından oldukça zengin. Lületaşı Müzesi’ndeki parçaların her biri birer sanat eseri… Kent merkezini 35-40 km çevreleyen bir alanda lületaşı çıkarılıyor. Lületaşı, 1952’lerden 1963’lere kadar hammadde olarak Viyana’ya sandıklara konup vagonlarla gönderilirmiş. Viyana’da heykeltraşçılık gelişmiş olduğundan, lületaşı işlemeciliğinin Türkiye’ye oradan geldiğine inanılıyor. Bugün, işlenmiş lületaşı, bir ihraç maddesi. Eskiden ocaklar 300 metreye kadar iner, uzun yeraltı galerilerinde çalışılırmış, şimdi ancak 35-40 metreye kadar iniliyor. Baba oğluyla, amca yeğeniyle çalışıyor. Günde ancak on pipo yapılacak kadar taş çıkarmak mümkün. Lületaşı eskisi kadar iş yapmasa da, hâlâ bir köye adını verecek kadar önemli: Beyaz Altın Köyü…

Demiryolları kenti
1894’te İstanbul-Bağdat demiryolu Eskişehir’in içinden geçermiş. Aynı yıl Buharlı Lokomotif Bakım ve Tamir Atölyesi kurulmuş. Eskişehir’de yapılan ve 1960’ta yolcu taşımaya başlayan, ilk Türk buharlı lokomotifi Karakurt, çoktan emekliye ayrıldı. Bir demiryolları kenti olan Eskişehir’in en görmeye değer yerlerinden biri, TCDD Demiryolları Müzesi. Müzede, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren, demiryollarının evreleri ile demiryolu ulaşımında kullanılan araç ve aletler sergileniyor; 1908’den kalma sobalar, seyyar yataklı vagon lavabosu, demiryoluyla ilgili padişah fermanlarının fotokopileri, kostümler, dünyanın kullandığı ilk buharlı lokomotifin maketi gibi sayısız demiryolu eşyası var. Ayrıca Devrim Otomobili’nin görülebileceği Tülomsaş, sivil ve askeri uçakların sergilendiği Havacılık Parkı, Cumhuriyet Tarihi Müzesi ve Arkeoloji Müzesi de önemli müzeler.

8 metrelik sanduka
Eskişehir’in en can alıcı tarihi yapısı, etkileyici bir Selçuklu-Osmanlı eseri… Bu, 41 km mesafedeki Seyitgazi’deki Seyyid Battal Gazi Külliyesi. M.S. 740’larda Araplar’ın bölgeye yaptıkları akınlar sırasında, İslam kahramanlarından Seyyid Battal Gazi’nin şehit düşmesiyle, ilçe bugünkü ismini aldı. Seyyid Battal Gazi, 7. yüzyıl sonları ile 8. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir halk kahramanı ve Anadolu savaşçısı. Seyyid Battal Gazi, Üçler Tepesi’ndeki Seyyid Battal Gazi Külliyesi’nde, adına yaptırılmış olan türbede yatıyor. Eğer, Battal Gazi’nin boyunun 2 metre 30 cm olduğuna dair, halk arasındaki inanışı bilmiyorsanız, cami içindeki türbeye girdiğinizde şaşırabilirsiniz. Malatyalı olduğu kabul edilen, iri yarı, boylu poslu Battal Gazi’nin sekiz metrelik sandukası etkileyici. Kral kızı, Battal Gazi’nin eşi Elenora’nın mezarı da burada. Girişte sağdaki türbeyse, mezarı bulan kişi olarak kabul edilen Çoban Baba’ya ait.

LEZZET MOLASI
Eskişehir’in geleneksel tadı çiböreği, haşhaşlı ekmek, meşe odunu ateşinde yapılan simit ve Met Helvası’nı tadın.

KAÇIRMAYIN
Eskişehir’in gizemli bölgesi Yazılıkaya Frig Vadisi’nde, Midas Anıtı’nı görün, mezar, kale ve kümbetlerle iç içe yaşayan köyleri dolaşın.