Antik Dünyanın Efsanevi Kütüphaneleri

Antik Dünyanın Efsanevi Kütüphaneleri

Günümüzden 5 bin yıl önce, Ortadoğu’da yazının icat edilmesinden beri, insanoğlu için kitap toplama alışkanlığı hep önemli bir yere sahip oldu.

Kütüphaneler, tarih boyunca önemli bir uygarlık göstergesiydi. Mezopotamya ve Mısır’da önceleri koruma ve depolama amaçlı kurulan bu kütüphanelerin ilk koleksiyonları kil tabletlerden oluşuyordu.

Çivi yazılı tabletler kitaplığı

Bilim, sanat ve din gibi konulara duyduğu ilgi nedeniyle bilgin kimliğiyle öne çıkan Asur Kralı Asurbanipal’in (M.Ö. 668-627) farklı konularda kil tabletler toplama tutkusu, bunların içerdiği bilgiye olan merakı da beraberinde getirir. Asurbanipal’den, yani M.Ö. 7. yüzyılın ortalarından çok önce Mezopotamya’da kütüphanelerin olduğu bilinse de, kralın projesi iki açıdan diğerlerinden ayrılarak gerçek bir kütüphane örneğine olabildiğince yaklaşır; konu sınıflaması ve katalog çalışması… Ortadoğu’nun ilk sistematik kitaplığını Irak’taki Ninive’de kuran bilgin kralın birikiminin gelecek nesillere ve kütüphanelere aktarılabilme ihtimali, kültür tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olur. Bugün bu kitaplıktan günümüze kalan yaklaşık 20 binin üzerinde çivi yazısı tablet Londra’daki British Museum’da sergileniyor.

Rakipsiz ve efsanevi

Antik dünyanın efsanevi kütüphanelerinden biri de İskenderiye Kütüphanesi’dir. Ancak tarih ona pek iyi davranmamış. Sezar’ın, M.Ö. 47 yılında, İskenderiye’yi istila ettiğinde kütüphaneyi de tahrip ettiği ve hatta kitapları gemilerle Roma’ya göndermek için limana taşıttırdığı sırada burada çıkan bir yangında birçoğunun yandığı söylenir. İskenderiye kenti, M.Ö. 382 yılında Makedonyalı Büyük İskender tarafından kurulur. Büyük İskender M.Ö. 4. yüzyılın ortalarında genç yaşta ölünce, imparatorluk dağılır ve kumandanlarından Lagus’un oğlu Ptolemaeus başa geçerek Mısır’da krallığını ilan eder. Bilim, edebiyat ve kitaba düşkün olan ve savaşı sevmeyen Ptolemaeus, kral sarayının yakınında bulunan Museion adlı krallık akademisinde kütüphaneyi kurar. Zamanla kent büyür ve çeşitli dinlerden ve dillerden insanların yerleşmesiyle önemli bir kent olur.

Yazıya papirüs mucizesi

Kral, Yunan alimlerini İskenderiye’ye davet ederek, büyük bir koleksiyonun oluşmasını temin eder. Özellikle ünlü yazarlar Euripides, Sofokles ve Homer’e ait eserleri korumak için Mısır’ın verimli topraklarından ve antik çağın tek yazı malzemesi olan Nil Nehri’nde yetişen papirüs bitkisinden yararlanarak, kütüphaneyi daha da geliştirir. Metinler, papirüs sayfaları birbirine eklenerek şerit haline getirilir ve bir sopaya sarılıp etiketlenerek raflara konulurdu. Kütüphane için toplanan destan, trajedi ve hatta yemek kitaplarının bazıları kil kaplarda bazıları da tahta sandıklarda saklanırdı. Her kabın içinde papirüslerin listesi bulunurdu.

Her kitap imparatorluğun malı

Mısır’a giren her kitabın kütüphaneye getirilmesi mecburiyeti vardı. Kitabın aslı kütüphanede kalırken, bir kopyası da sahibine verilirdi. Yurtdışına gönderilen memurlar başka ülkelerde buldukları kaynaklarla kitap koleksiyonunu artırmakla görevliydiler. Kütüphanede, Yunan edebiyatı eserlerinin yanı sıra Akdeniz, Ortadoğu ve Hindistan’daki farklı dillerden Yunanca’ya yapılmış çeviriler de vardı. Burada Yunan, İbrani ve Mezopatamya’ya ait binlerce papirüs bulunması, Yunan, Roma, Yahudi ve Süryani kültürlerini öğrenmek isteyen dünyanın her yanından bilim ve devlet adamını buraya çekiyordu. Yunan yazar Galen’e göre, limana gelen yabancıların yanlarındaki kitapları teslim etmeleri istenirdi. M.Ö. 2. ve M.Ö. 1. yüzyıllarda altın dönemini yaşayan kütüphanede, yaklaşık 500 bin papirüs tomarı bulunuyordu.

‘Bergama Kağıdı’nın keşfi

İskenderiye Kütüphanesi’nden yarım asır sonra inşa edilmiş olsa da antik dünyanın en zengin kütüphanelerinden biri de Bergama Kütüphanesi’dir. Bergama, tapınakları ve saraylarıyla ileri bir uygarlığa sahipti. Buna bağlı olarak, Pergamon Kralı II. Eumenes (M.Ö. 197-159), Athena Tapınağı’nın hemen yakınında, o devirde de bugün de adından çok bahsedilen kütüphanelerden birini inşa ettirir. Okuma salonlarında kitapları rutubetten korumak için, rafların duvarla arasında bir boşluk bırakılması bile düşünülür. Bina, güzel tanrı heykelleri, önemli yazar ve şairlerin büstleriyle süslenir. Kitap, yaprak, sayfa ve fihrist bu kütüphanede icat edilir. Söylentiye göre bu rekabetten rahatsız olan İskenderiyeliler, o zamanın tek yazı malzemesi olan papirüsü ihraç etmeyi durdururlar. Bu da Bergamalılar’ın parşömeni (üzerine yazı yazmak veya resim yapmak için kullanılan özel hazırlanmış hayvan derisi) icat etmesini hızlandırır. Parşömen ismi Bergama’dan gelir ve ‘Bergama Kağıdı’ anlamında Latince Charta Pergamena’dan türemiş ve bütün dillere de buradan geçmiştir.

Kleopatra’ya hediye kitaplar

M.Ö. 133 yılında Romalılar Bergama devletini ele geçirir ve kütüphane istiladan sonra önemini yitirir. Söylentiye göre, Roma İmparatoru Marcus Antonius, bu kütüphanedeki kitapları, Sezar’ın yaktığı İskenderiye Kütüphanesi’nin tekrar güçlenmesi için Mısır Melikesi Kleopatra’ya hediye eder. M.S. 3. yüzyılın sonunda Aurelianus zamanında çıkan bir savaşta kütüphane yerle bir olur. Geri kalan kitaplar II. Ptolemeus tarafından yine İskenderiye’de kurulmuş olan Serapeum Tapınağı’nın kütüphanesine taşınır. Alimlere ve saray mensupları dışında da okumak isteyen her sınıf halka açık bu kütüphanede 50 bine yakın tomar olduğu biliniyor. İskenderiye’de putperestlerle Hıristiyanlar arasında çıkan iç savaşta piskoposun emriyle hem tapınak hem de kütüphane yok edilir. Bir zamanlar Bergama Kütüphanesi’nde bugünse Berlin Müzesi’nde bulunan Athena Parthenos heykeli, bize yapının görkemi konusunda belirgin bir ipucu veriyor.

Miras yoluyla kitap garantisi

Sadece 150 yıl boyunca kütüphane olarak kullanılmış olsa da Efes’in Celsus Kütüphanesi de antik dünyanın kültür tarihinde kendine yer edinmiş bir yapı. M.S. 135 yılında, Romalı konsül Gaius Julius Aquila babasının mirası ile senatör babası Tiberius Julius Celsus Polemaeanus onuruna bu mermer kütüphaneyi yaptırır ve binanın korunması ve kitap alımının devamlılığı için 25 bin altın para miras bırakır. Bu, imparatorlukta miras yoluyla kitap temin edilmesinin çarpıcı bir örneği olmakla beraber vakıf olarak kurulan kamu kütüphanelerinden de biridir. Buranın aynı zamanda bilim adamları, hatipler ve şairler tarafından konferansların verildiği oditoryuma yakın olması, bu özelliğini güçlendirir.

Rutubete dahi çözüm

Bir katalog sistemine rastlanmamış olsa da tahminlere göre kütüphanede 9 bin 500 ile 12 bin arasında kitap rulosu bulunuyordu Kitapları rutubetten koruyabilmek için, iç duvar ile dış duvar arasında odayı çevreleyen bir koridor inşa edilmiş. Bazı araştırmacılara göre amaç okuyucu ile kitaplar arasında mesafe bırakmak bazılarına göreyse estetik kaygıdan kaynaklanıyor. Kitaplığın içinde bugün hala görülebilen lahit, Celsus’un mezarı.

Tarih dimdik ayakta

Mimarların inşaat esnasında, aldatıcı bir perspektif yaratarak olduğundan daha geniş gösterdikleri cephede bulunan dört kadın heykeli, bilgelik, erdem, zeka ve ilimi temsil ediyor. Orijinalleri Viyana’daki Efes Müzesi’nde. Kütüphane, M.S. 3. yüzyıldaki korkunç depremde yanıp yıkılır, Got yağmalarında zarar görür, M.S. 4. yüzyılda önüne yapılan bir çeşmenin arka duvarı haline getirilir, 1905 yıllarındaki kazılarda tamamıyla yıkılmış bir şekilde bulunur ve 1970’de Avusturyalı arkeoloji ekibi tarafından kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından tümüyle ayağa kaldırılır.