Art Deco Stili Tasarımlara Hayat Veriyor

Art Deco Stili Tasarımlara Hayat Veriyor

Denizkulağı kabuğundan Lübelül’e kadar doğanın içindeki pek çok form, Ginkgo markası ile mücevher tasarımına dönüşüyor.

1989 yılından bu yana İstanbul Nuruosmaniye’de bulunan Ağaoğlu Çarşısı’nda hizmet veren Ginkgo Fine Jewellery’nin kurucusu Nişan Çil; platin, altın, gümüş, değişik kesimlerde pırlanta, değerli ve yarı değerli renkli taşlardan ‘art deco’ tarzı mücevherler tasarlıyor.

Markanın hedef kitlesi ise tekdüze mücevherden hoşlanmayan, değişik tasarımlar arayan, mücevheri gerçekten seven, özel tasarımlarla ilgilenen ve bu tasarımlara değer veren kişiler… Markanın tasarımları İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanındaki mücevher meraklılarının yakın markajında… Ginkgo kreasyonlarının İngiltere, İsviçre ve Amerika’da da müdavimleri bulunuyor.

Markanın adı kutsal bir ağaçtan geliyor

Ginkgo Fine Jewellery markası, aslında kuyumculuktan çok elektroniğe meraklı bir ismin, girişimiyle kuruldu. 10 yaşındayken evdeki radyoları söküp içlerini araştıran, daha sonra ailesinin yönlendirmesiyle 1975 yılında mücevher sektörüne çırak olarak giren Nişan Çil, 1989 yılında Nuruosmaniye’de kendi mücevher markasını kurdu. Çil, hem sektöre hem de tasarım sürecine yönelik deneyimini farklı tasarımlarıyla ölümsüzleştiriyor. O yıllarda sektörle ilgili eğitim veren bir kurum olmadığını belirten Çil, “Yılların verdiği bilgi birikimi ve araştırmacı kişiliğimin getirdiği merakla kendimi geliştirdim. Sektöre yönelik yabancı yayınları yakından takip ettim, çok okudum, çok araştırdım. Sadece mücevher tasarımında değil, yaptığım her işte detaylı ön araştırmaya ve bilgi sahibi olmaya büyük önem veriyorum.” diyor. Çil’e Ginkgo kelimesinin özel bir anlamı olup olmadığını sorduk ve şu yanıtı aldık: “Ginkgo, asıl ismiyle Ginkgo Biloba, dinazorlardan önce dünyanın her tarafına yayılan, Çin ve Japonya’da kutsal ağaç olarak bilinen ve bugüne kadar gelebilen en eski ağaç türü… Şirket için isim ararken biyolog olan eşim Tayis Çil, bu ismi buldu.” Atölyede 3 kişilik bir ekiple çalışan Çil, sabahları 09.30 gibi iş başı yapıyor. Ekiple, o günkü işlere yönelik fikir alışverişinin ardından günlük tempoya start veriliyor.

Fotoğraf karesinden mücevhere 

Art deco tarzı mücevherler tasarlayıp üretmekten büyük keyif aldığını ifade eden Nişan Çil, tasarım aşamasında hangi süreçlerden ilham aldığını ise şöyle özetliyor: “İstekler doğrultusunda modern tarzda ve kişiye özel mücevherler de üretiyoruz. Mineli işler üzerine daha çok yoğunlaşıyorum. Bu tarzda birçok üretimimiz bulunuyor. Mesela, su altında gördüğüm bir canlı veya bir kabuk ilham verebiliyor. Bir adada fotoğraf kareme yakalanan bir lübelül, daha sonra farklı bir mücevherde hayat bulabiliyor. Dalış yaparken 20 metrelerde gördüğüm bir denizkulağı kabuğu, daha suyun altındayken kafamda bir kolyeye dönüşebiliyor. Bu ölmüş kabuk, atölyede titiz bir çalışmadan sonra kolye olarak yeniden hayat buluyor. Ginkgo yapraklarından zarflar yapıyorum. Çevremdeki her şey farklı esinlenmelere neden olabiliyor. Tasarım süreci, gözümde tasarım değeri olabilecek herhangi nesne gözüme çarptığı anda başlıyor. O nesne veya fotoğraf, bazen masamda günlerce kalıyor. Bazen de hemen şekillenip mücevher olarak hayat buluyor. Çalışma metodolojime gelince… Öncelikle tasarımın ana hatlarını belirlerim. Elimizdeki malzemeleri gözden geçirir ve ek olarak kullanılacak malzemeleri temin ederim. Tasarımdan sonra imalat aşamalarını planlıyorum. Oluşabilecek riskler açısından bir B planı da geliştiriyorum.”

 

Mineli işler ve hayvan figürleri ağırlıkta 

Ginkgo Fine Jewellery tasarımlarının 200 dolardan başlayıp 5 bin dolara kadar çıkabildiğini vurgulayan Nişan Çil, Türklerin daha çok bilinen tasarımları, yabancıların ise üzerinde el emeği olan değişik mücevherleri tercih ettiğini söylüyor. 2019’da yurt dışına daha çok açılmayı planladıklarını dile getiren Çil, “Tasarlamaktan hoşlandığım tarzlar, yurt dışındaki hedef kitlemize daha çok hitap ediyor. Mineli işler ve hayvan figürleri son derece popüler.

Bu alana yönelik en büyük hayalimi, daha ilk tasarımımda elde ettim. İlk tasarımım, piyasada çok çeşidi olan ama minelisi kimsenin aklına gelmemiş bir göz kolyeydi. En iyi şekli ve renk tonlarını uzun süren çalışmalarla tasarladım. Değişik renklerde mineyle ve mine aralarını pırlantalarla bezeyerek, tasarımlarımızı kolye-bilezik gibi farklı çeşitlerde piyasaya sunduk. Piyasaya çıkar çıkmaz birçok kuyumcu taklitlerini yapmaya başladı. Tasarımınız taklit edildiği için elbette sinirleniyorsunuz. Ama bir tasarımın kopyalanması, beraberinde beğeniyi de getirdiğinden, gurur verici bir yanı da oluyor. O zamanlar pazarlama konusunda acemiydik. Yanlış bir pazarlama söz konusuydu. Şimdi bu konuda çok daha dikkatliyiz.” diyor.