Ateş ve Kalbin Şekil Verdiği Tasarımlar

Ateş ve Kalbin Şekil Verdiği Tasarımlar

Kasım 2018’de Bağdat Caddesi’nde kurulan We Studio (Without Equal) gümüş takı tasarım atölyesi, üç yakın arkadaşın girişimiyle kuruldu.

Özel yaşamlarındaki birlikteliği, iş hayatına da taşıyan İpek Üçbaşaran, Banu Kösoğlu ve İsmet Üçbaşaran, We Studio’da gümüş kolye, bileklik, yüzük, halhal, şahmeran, küpe ve kol düğmesi tasarımlarına imza atıyor.

Bu tasarımların en büyük özelliği ise belli bir tema üzerinden değil, o an şekillenen ruh hali ve yaratıcılığa göre form kazanmaları… Bu nedenle hiçbir tasarım bir diğerine benzemiyor.

İçlerindeki yaratıcılığa ses verdiler

We Studio’nun kurucu ortakları iş hayatında farklı deneyimlere sahip. Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü mezunu olan İpek Üçbaşaran, değişik reklam ajanslarının dijital bölümlerinde çalıştı ve sosyal medya yöneticiliği yaptı. İçinde her zaman bir üretme arzusu olduğunu dile getiren İpek Üçbaşaran, “2-3 yaşında boncuklardan kolye yapıp satardım. Sıfırdan bir ürün tasarlamak bana oldum olası büyük bir keyif veriyor.  İçimdeki bu sese kulak verip tasarım sektörüne yöneldim.” diyor. Bankacılık, televizyon ve moda sektörlerinde görev yapan Banu Kösoğlu ise sanata yönelik ilgisinin özellikle de takı tasarımına yönelik merakının, uzun yıllardır olduğunu söylüyor. Ortak bir amaç doğrultusunda yani tasarım odaklı bir kariyerin parçası olabilmek hedefiyle Banu Kösoğlu ile birlikte Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü’nün 2 yıllık gümüş kuyumculuk kursuna gittiklerini ifade eden İpek Üçbaşaran, “Gümüş malzemesi almak için Nuruosmaniye, Çemberlitaş ve Kapalıçarşı’ya gidip gelirken, Kapalıçarşı’da tesadüf eseri bir usta ile tanıştık. Bu ustamız bize kendi atölyesinde tezgâha oturma fırsatı sundu. Böylece gümüşün yanı sıra altını işleme konusunda da deneyim kazandık. Kurs ve Kapalıçarşı süreci iki yıl boyunca birbirine paralel gitti.” yorumunda bulunuyor.

Özgün tasarımlara imza atılıyor

Gümüş odaklı takı tasarımlarını farklı bireylerin severek kullandıklarını görmenin son derece interaktif bir mutluluk olduğunu dile getiren İsmet Üçbaşaran, 2 yıllık eğitimin sonunda kendi tezgâhlarının başına geçip, farklı takılar tasarlayabilecekleri We Studio takı tasarım atölyesini kurduklarını belirtiyor. İkilinin tasarımsal yolculuğu ise İpek Üçbaşaran’ın ablası İsmet Üçbaşaran’ın, üçüncü kurucu ortak olarak aralarına katılmalarıyla çok daha kurumsal bir kimlik kazanıyor. Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan İsmet Üçbaşaran, ardından moda tasarım eğitimi de aldı. Farklı kurumların ithalat, ihracat, satış-destek, lojistik gibi departmanlarında görev yapan İsmet Üçbaşaran, We Studio’nun kurulmasının ardından ekibe üçüncü kurucu ortak olarak dahil oldu. We Studio’nun finans ve pazarlama direktörlüğünü üstlenen İsmet Üçbaşaran, tasarım eğitiminin verdiği vizyon ile Banu Kösoğlu ve İpek Üçbaşaran ile birlikte tasarım süreçlerinde de aktif biçimde rol alıyor. Farklı temalarla ilerleseler de tasarım sürecinde kendilerini sınırlandırmak istemediklerinin altını çizen İpek Üçbaşaran, “Her temanın bir koleksiyonu olsun mantığıyla ilerlemiyoruz. Tezgâha geçtiğimizde içimizden ne geliyorsa, ruh halimize göre elimizdeki gümüş parçanın bize verdiği his üzerinden ilerlemeyi tercih ediyoruz. Tasarım süreci de bu hisle şekilleniyor. Kolye diye yola çıkıp değişik şahmeranlar yapabiliyoruz. Gümüş ve pirinç odaklı malzemelerle ilerliyoruz. ” diyor.

Seri üretim çalışılmıyor

Tasarım sürecinin önemli bir yetenek gerektirdiğini söyleyen Banu Kösoğlu ise sözlerine şöyle devam ediyor: “Tezgâha bir şey planlayarak oturmuyoruz. Her şey sıcağı sıcağına gelişiyor. Ham gümüşü ise Nuruosmaniye’den tedarik ediyoruz. We Studio markasıyla özdeşleşen tasarımlardan biri de ‘göz!’ motifimiz. Burç kolyelerimiz de beğeni topluyor. Tüm tasarımlarımız gerçekten kişiye özel.” Tasarım sürecinin son derece değişken olduğunu dile getiren İsmet Üçbaşaran; “Ürünlerimizin fiyatı; tasarımın zorluğuna, kolaylığına, kaç gram gümüş kullandığımıza ve el işçiliğine göre 50-500 TL arasında değişiyor. Seri üretim çalışmıyoruz. Bu nedenle her tasarımımız son derece özgün. Hedef kitlemiz; sosyal medya hesabımız üzerinden beğendikleri bir modelin, farklı bir versiyonunu yaptırma talebinde bulunabiliyor. Müşterilerimiz bize daha çok sosyal medya aracılığıyla ulaşıyor. Tüm iletişim sürecimizi kendimiz yürütüyoruz. Atölyeye her gün saat 10.30 gibi geliyor ve geç saatlere kadar çalışıyoruz.” diyor. We Studio tasarımlarını 7’den 70’e farklı yaş gruplarındaki, hayatı seven, modern özel bir kitlenin severek kullandıklarını görmenin, kendileri için en büyük motivasyon olduğunu söyleyen İpek Üçbaşaran, Eylül ayı gibi kendi gümüş tezgâhlarında 4’er kişilik takı tasarım atölyeleri düzenlemeye başlayacaklarını ifade ediyor.

A’dan Z’ye tasarım süreci

We Studio kurucu ortaklarına tasarım sürecinin nasıl şekillendiği sorduk ve aşamaları tek tek öğrendik: “Diyelim ki bir yüzük tasarlayacağız. Tasarım sürecine geçmeden nasıl bir model ya da motif üzerinden ilerleyeceğimiz aslında zihnimizde şekillenmiş oluyor. Bu şekle göre ürünü işlemeye başlıyoruz. Düz plakalarımız var. Mikron kalınlığına göre yapacağımız tasarımın, hangi mikronu kaldıracağına göre, o mikronda gümüş kullanmaya başlıyoruz. Pirinç ve gümüş tellerimiz bulunuyor. Tasarıma göre ikisinden birini kullanıyoruz. Bu arada devreye kaynak süreci giriyor. Gümüşe ateşi vurduğunuz anda, o ateş bazen gümüşü istediğinizden farklı bir biçimde şekillendirebiliyor. Bu da tasarım sürecini dönüştürüp o ürünü farklı bir boyuta taşıyabiliyor. Plakamızı belirlenen yüzük kalınlığında kestikten sonra kaynatıyoruz. Üstündeki figürü belirleyip kıl testere ile o şekli veriyoruz. Yüzük malafalarımız var. Malafa dediğimiz şey, yüzüğün yuvarlatılması için gerekli olan bir alet. Bu aletle yüzüğü şekillendiriyoruz. Üstünün desenini kaynatıyoruz. Kaynattıktan sonra temizleme sürecine geçiliyor. Yüzüğün üzerinden önce zımpara ile geçiliyor. Daha sonra yüzüğün kenarındaki taşmalar temizleniyor. En son aşama ise cilalama. Cila makinesinde yüzüğün önce pasta cilası yapılıyor ardından parlatma ve yıkanma aşamasına geçiliyor. Son olarak yüzüğü, pamukla tekrar cilalıyoruz.”

*FOTOĞRAF/FERHAT MAKASÇI