ATIMI BAĞLADIM BEN BİR ÇİÇEĞE

ATIMI BAĞLADIM BEN BİR ÇİÇEĞE

At ağaca bağlanır. Kazığa bağlanır. Örke bağlanır. Dahası kapıya bağlanır. Tabii söz konusu olan aşk olunca iğdeye de bağlanır, gül ağacına da bağlanır, nergise de bağlanır. Atın bir yere bağlanması iyidir hoştur da daha önemlisi gönlün bağlanmasıdır. Söz konusu fiil ve ismin, eylem ve öznenin; kalbimizin bütün mekânlarını dolduran bir hareket alanı vardır türkü söz konusu olunca…

Kız, atını kotana bağlıyor. Çünkü çift süren, kotanı tutan el sevdiğinin elidir.

Sonra bu at masaya bağlanıyor. Sanki ikisi birden bağlıyor atı masaya. Kısa boylu olan kız mı oğlan mı belli değil.

Oğlan atını eleğe bağlıyor. Çünkü un eleyen, eleği tutan el sevdiği kızın elidir.

Türküyü tek kişi değil de iki kişi aynı anda söylemiş gibi bir hava var.

Üç ikilikten oluşuyor türkü.

Bir at bağlama ve can kurban etme ayini bu; ancak bu kadar kuşatıcı ve estetik olabilir diyoruz ister istemez.

Sözlerinin yanı sıra ezgi de sanki bir kızın atını kotana bağlamasını, bir erkeğin atını eleğe bağlamasını, bağlarkenki bütün heyecanı, özeni yansıtıyor.

Türkü şöyle:

“Atımı bağladım ben bir kotana
Canım kurban olsun kotan tutana

Atımı bağladım ben bir masaya
Canım kurban olsun boyu kısaya

Atımı bağladım ben bir eleğe
Canım kurban olsun huri meleğe”

Rahmetli Muzaffer Sarısözen derlemiş türküyü.

Yöresi Giresun, Kelkit…

Kaynak kişisi Salim Polat Mutlu…

Zara’dan dinlemeyi seviyorum ben. Siz de dinleyin. Sevmekle kalmayacak atınızı sese ve söze bağlayacaksınız.

Atımı bağladım ben bir dizeye…