AVARE

AVARE

AŞK, SEFERE MANİ OLMADIĞI GİBİ, AŞIK OLMAK DA AVARE OLMAYA ENGEL DEĞİL. BELKİ AVARE DE HEP AŞK HALİNDE OLANDIR. 

Güzel bir sıfat. Sanki yeni bir bulut bulunmuş gibi. Bekliyordum. Yanlarından geçerken ben bile hissediyordum. Bulut atlası ya da bulut haritasında adsız ülke gibi duran bölgeler vardı. Şimdi birinin adı var: Avare Bulut. Sevdalı Bulut olur da…

Avare, “ne gökte ne yerdeyim/bir garip seferdeyim” şarkısının ‘özne’si, yok, böyle demem demesine de, çünkü avareye özne deyince ona kravat takmış gibi olurum, fakat şarkının da garip bir gerçekliği olduğunu söylemek isterim. Hem gökte hem yerde, bir garip seferde olan kişi kendisine öncelikle ‘aşık’ denilmesini ister sanırım. Aşk, sefere mani olmadığı gibi, aşık olmak da avare olmaya engel değil. Belki avare de hep aşk halinde olandır.

Avare, seyyare gibi. Seyyah çağrışımlı. Aynı zamanda da seyrek. Avare az, seyrek nerede, seyyah turist, yol muhtelif. Avare selamsız sabahsız mı? Değil. Avarenin selamı sabaha, doğan güne, uykulu aya, mavi suya, serin yeşile, huysuz rüzgara…

Göğe, buluta, yağmura. Avare, doğanın dünyaya selamını getiren kişi.

Dalgın, hülyalı, dolu, esrik, yeğin, gönüllü, zamansız, yersiz, aşık, sevdalı, ahbap, cömert… Gördünüz mü bir dolu işi var avarenin, hepsinden de o sorumlu, onsuz olacak şeyler değil hiçbiri de. Avarenin işi, avarelik. Öyle ağır, öyle ciddi, öyle zor ki ancak gönül dağı avare olanlar katlanabilir.

Avare: İmgesi kendisinden de sahici. Dünyaya göz kırparken yakalanmış gibi. Suçtur. Doğa yasalarına göre de. Ama avare doğadan, tıpkı ateşi çalmayı deneyenler ve çalanlar gibi, herkesle paylaşmak için kimi şeyleri ödünç alır. Avarenin çarşıda tek ve en sevdiği alışveriş biçimi: Ödünç almak ve borcunu da, ödünç aldıklarını insanlara ileterek, hatırlatarak, göstererek, paylaşarak ödemek. Buna hiçbir şey demiyorlar, potlaç değil, armağan değil, imece değil, diğerkâmlık değil, jest de sayılmaz. Avareten diyebilir miyiz?

Aylak Adam, Lüzumsuz Adam, şehirden mahalleye, gönüllü kalmış, gönlü sıkışmış adamlar. Gönlü sıkışmış adamlardan değil avare. Gönlünü gezen, gönülgezen adamlardan, kadınlardan. Dünyaya gönül gezmek için gelenlerden. Dünya bir gönüleviyse…

Avarenin evi hem gönül evi hem göğün evi. Avare, göğü seven kişi. Göğü gönül. Göğe bakarak duran, yürüyen, uyuyan, gezen göksel varlık. Aramıza düşmesi rol icabı değildir, esas oğlan olduğu için hiç değildir. Bizi dünyayla karşı karşıya bırakmamak içindir, doğadan kopuşumuzu geciktirmek içindir. Avare aslında vazifeli kişidir. Bu, sır değildir, gizli de değildir, ama aramızda yaşadığı için bize gizliymiş gibi gelir. En çok da yanyana, içiçe olduklarımız, birlikte, bir arada yaşadıklarımız gizli gelmez mi bize? Gelir.

Avare, kopuktur, kopmuştur. Sürüden ayrılmıştır, doğa kapmıştır. Biraz Orhan Veli’nin “Dalgacı Mahmut”u sayılır. Göğe göz kırpan, rüzgar ıslığı çalan. Avarenin sözcükleri yoktur, baktıkları, gördükleri, güldükleri, sustukları, sevdikleri vardır. Avareye bakan onları da görür, duyar, susar, sever. Bir işarettir avare. İnsanın pusulası, patikada keçisi, denizde feneri, dağda rehberi, yolda yoldaşı, gökte bulutu, çölde gecesi, gecede ayı…

Avarenin doğadan başka süsü yoktur: Başının üstünde bir bulut, dudağının kıyısında bir papatya, alnında bir güneş, gülüşünde bir deniz, ki derin mavi, gözlerinde bir orman yeşili, kulaklarında hayvanların sesleri ve kalbinde büyük insanlık. Ekmeğin ondan başka her şeye yettiği…

Avarede şairane bir yan bulanlar da var. Walter Benjamin Pasajlar’da (çev.: Ahmet Cemal, Yapıkredi Yayınları, 1995) “flaneur”den söz eder, “avare gezgin” anlamına gelir ama daha da anlamlısı “avare dolaşırken aynı zamanda çevrenin izlenimleriyle düşünce üreten kişi”dir, ki “düşünce üreten”i “düş üreten” olarak görelim, zira avare düş gösteren, düşü görülen, düşüyle görülendir. Başıbozuk diyen de var ona, olsun, sivil anlamına gelir, avareyi düşünden önlemez, yolundan etmez. “Kayıp, evinden uzak düşmüş” tanımları da geçerli çünkü, evi tabiat, uzağı dünya, şimdi burada. Yalnız insanlar mı kuşların, hayvanların, ağaçların, bitkilerin de avaresi olur. “Bir geminin başka bir gemiden ya da kıyıdan açılması” da ‘avare’ bir eylem, galiba dervişlerin kendilerinden açılmaları nasıl avarelikse, gemilerin de yeni sulara açılmaları öyle güzel, öyle derin, öyle mavi bir avarelik işte. Atlas, nefesini avareyle alıyor.

Yeni renk önerisi: Avare mavisi.