BEL VE BOYNUNUZU GÜÇLENDİRİN, YÜZÜNÜZÜ KORUYUN

Soğuk havalar farkında olmasak da vücudumuzun birçok noktasını etkiler. Hem psikolojik hem de fiziksel olarak kışın daha da zorlanırız. Sadece soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklar yaşamayız. Özellikle kışın bel, boyun ve eklem ağrılarının artması, yüz felcinin daha yaygın görülmesinin sebebi de aslında soğuktur. Sıcaklık ve nemin azalması karşısında alınabilecek ufak tedbirlerle hayatın kolaylaşacağına dikkat çeken uzmanlar, sağlığımız için şu konulara dikkat çekiyor…

***

Eklem ağrısı deyip geçmeyin
Havadaki elektrik yükünün artmasıyla soğuk havalarda boyun, bel ve küçük eklem ağrılarının artış gösterdiğini söyleyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, ağrılar artmadan şu önlemleri almamız gerektiğini belirtiyor:

Ağrı şiddetliyse yatak istirahati şart
“Şikâyetler kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bazı insanlar bu dönemi hafif ağrılarla geçirirken bazıları ise şiddetli ağrılardan dolayı yatak istirahati yapabiliyor. O yüzden soğuklarla birlikte vücudunuzda eklem ağrıları arttığında dikkate alın. Bel ve boyun ağrıları da ciddi sorunlara yol açabilir.”

Son nokta mikro cerrahi
“Bu tür ağrıların basit tedavi yöntemleri ile ilerlemesi engellenebilir. Yatak istirahati, ilaç kullanımı, egzersizler işe yaramadığında ise devreye cerrahi tedavi girer. Cerrahi tedaviler ilerleyen teknoloji ile hasta açısından daha basit bir hale geldi. Mikro cerrahi yöntemler ile yapılan tedavinin sonuçları oldukça başarılı yanıtlar veriyor. Daha karmaşık durumlarda açık mikroskopik veya enstrumanlı cerrahi gereksinimleri de olabilir. Burada ideal olan uygun hasta seçimi ve uygun tedaviyi uygulamaktır.”

KASLARINIZI ÇALIŞTIRAN EGZERSİZLER YAPIN
-Ağrılı bölgelere buz uygulayın.
-Kaslarınızı çalıştırıcı ufak egzersizler yapın.
-Kronik ağrı hastalığınız varsa ilaçlarınızı düzenli alın.
-Ağrıları ağrı kesiciler ile geçirmeye çalışmayın, her ağrıda ağrı kesici içmeyin.
-Hava durumuna uygun giyinin, soğuk ve esen yerlerde durmayın.

***

Yüz felcinden atkıyla korunun
Yüzünüz ve kulağınızın soğuktan etkilenmesi sonucunda yaşayabileceğiniz yüz felci, tedavisi olan ancak sıkıntılı bir rahatsızlık. Kişiler genelde çocuklarına özen göstererek onları atkı ve beresiz sokağa çıkarmayor. Oysa yetişkinlerin de kendilerini aynı ölçüde koruması gerekiyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Caner Kesimli yüz felci rahatsızlığı ile ilgili şunları anlatıyor:

Dudak kenarında kayma tat alamama
“Yüz felci, yüz hareketlerinin genellikle tek taraflı azalması veya kaybolmasıdır. Yüz kaslarının çalışmamasına bağlı yüzün bir tarafında özellikle de dudak kenarında kayma, gözü kapatamama, ağızda tat alma bozukluğu, kulaklarda ağrı ve çınlama, ağız ve göz kuruluğu gibi belirtiler görülebilir. Yüz felcinin en büyük sebebi fonksiyon bozukluğu sonucu ortaya çıkan ve etkilenen tarafta yüz kaslarının kontrol edilememesine sebep olan sinir problemidir.”

Herpes enfeksiyonu hasar verir
“Yüz felci yaşanmasının en büyük sebebi de soğuğa bağlı olarak etkileşime geçen herpes virüs enfeksiyonudur. Soğuk hava ve rüzgâr kulak arkasındaki sinirin de içerisinden geçtiği kanalda iltihaplanma ve ödeme neden olarak sinirde hasar oluşturmaktadır. Tüm bunların yanı sıra orta kulak iltihabı, cerrahi travma, nörolojik hastalıklar da yüz felcinin sebepleri arasındadır.”

Sakız çiğnemek faydalı
“Yüz felci tedavisinde ilk 3 gün çok önemlidir. Belirtileri hissettiğiniz anda kulak burun boğaz uzmanına başvurmalısınız. Tedavide, kortizonlu tabletler, vitaminler, yüze masaj yapmak, sakız çiğnemek faydalıdır. Tedaviye zamanında başlanan hastaların yüzde 90’ında tam iyileşme sağlanabilir. Özellikle soğuk havalarda atkı, bere takarak yüz ve kulakları korumak yüz felcinin gelişmesinde en önemli önlemler arasındadır.”

***

Bol su için, yoğurt ve meyve yiyin
Yetersiz ve dengesiz beslenmenin bağışıklık sisteminin zayıflamasından kaynaklanan enfeksiyonların sık görülmesine yol açtığını belirten Diyet ve Beslenme Uzmanı Şükran Yıldız, şunları söylüyor: “Beslenmede bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardım etmesi için yeterli miktarda protein almaya, antioksidan vitamin ve mineraller yönünden zengin beslenmeye özen gösterilmelidir. Antioksidanlardan zengin olan ve C ve E vitamini içeren besinler sıkça tüketilmelidir. Limon, portakal, mandalina, biber, maydanoz, kivi ve greyfurt bol miktarda C vitamini; zeytinyağı, badem, ceviz ve fındık gibi kuruyemişler de E vitamininden zengin besin maddeleridir.”

Havuç ve ıspanak dostlarınız
“Bu ay çok rahat ulaşabileceğiniz havuç ve ıspanakta bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısını çoğaltan beta karoten bulunuyor. Bu yüzden sık sık sofranızda bulundurmaya çalışın. Özellikle selenyum, çinko, demir ve bakır gibi hücreleri güçlendiren minarelleri içinde bulunduran balık, ceviz, fındık, badem, kuru meyveler, pekmez, kırmızı et, zeytinyağı, fındık yağı da tercihleriniz içinde olmalı. Bağışıklık sistemi için yararlı olan hücrelerin faaliyetlerini sürdürebilmeleri için günde 2-2,5 litre su içmeyi de ihmal etmeyin.”

Yoğurt, kefir ve peynirden şaşmayın
“Omega 3 balıkta bolca bulunan yağ asitleri ve proteinli gıdalarla alınan arginin amino asidi, bağışıklık sistemi için önemli besin kaynaklarıdır. Bağışıklığa büyük katkıları olan zencefil, salatalarda, çorbalarda ve çayda tüketilebilir. Probiyotikler de genelde yoğurt, kefir ve peynir bulunmaktadır. Yoğurt ve kefiri sık tükettiğinizde ise bağırsaklarınızın daha sağlıklı çalışmasını ve vücudunuzun daha güçlü olmasını sağlayacaksınız.”

Ara öğünlerle metabolizmayı ateşle
“Daha az hareket edilen bu dönemlerde ağırlık kontrolünü sağlamak adına şeker, fazla miktarda yağ, hamur işi gibi besinleri kısıtlamakta fayda var. Aynı zamanda kahvaltıda demirden zengin yumurta ve ara öğünlerde taze ve kuru meyve, ceviz, fındık, badem, süt, yoğurt, kefir tüketerek metabolizma daha canlı tutulabilir.”