Beyaz Adamdan Uzakta

Beyaz Adamdan Uzakta

Typee-Polinezya Hayatına Bir Bakış (Yapı Kredi Yayınları, 2. baskı, 2013); Herman Melville’in ilk romanı. Kitabın roman mı yoksa otobiyografik bir anlatı mı olduğu tartışılabilir, bugüne kadar da tartışılmış zaten.

İlk roman olması dolayısıyla kitabın birçok otobiyografik yön taşıması ise, normal. Diğer birçok romancının da başına gelmiş bir şey bu: İlk roman otobiyografik olur. Fakat bütünüyle otobiyografik olmasıysa, mümkün değil. Yine de Typee’nin anlatıcısı Tommo adeta görüp yaşamadığı hiçbir şeyi anlatmamış gibidir. Kitabın okuyucuda bu duyguyu uyandırması, Melville’in ilk romanında gösterdiği ilk başarıdır.

Her ne kadar Melville, arkadaşlarının ısrarı üzerine Typee’yi yazmış olsa da, kitap boyunca adeta bir vazifeyi yerine getirir gibidir. Arkadaş ısrarı, kitap yazma isteği, üçüncüsüyse; yerine getirilmesi gerektiği düşünülen hususlar, 1846 yılında Typee’nin yazılmasına neden olur.

Üçüncü şıkkı ikiye ayırabiliriz. Birincisi; Avrupa’nın, daha doğrusu Avrupa ve Amerika’nın da içinde bulunduğu Batı medeniyetinin “vahşi” kelimesine yüklediği anlamlar. Başka ifadeyle “vahşi” diye nitelendirdiği toplulukların gerçekten bilinen anlamıyla vahşi olup olmadığını tartışmak. İkincisiyse; Tommo’nun misafirperver Typee kabilesine duyduğu vefa borcu.

Melville, Batı’nın “vahşi” diye nitelendirdiği insanlarla ilgili tamamen farklı düşünmektedir. Bu düşünceleri 19. yüzyılda savunmasıysa, ayrı bir öneme sahip. Melville bir Batılı olarak Batı’yı eleştirmiştir. Kitabın temel felsefesi; modern insanın kabile insanından daha mutsuz olduğudur. Teknoloji ve bilimin, sanılanın aksine insanı mutsuz etmesidir. “Okyanusun ortasında henüz keşfedilmemiş bir adada yaşayıp beyaz adamla hiç ilişkiye girmemiş olanlara ne mutlu!”

Mutsuz şehir insanı (Melville “beyaz adam” diye ifade eder onları), sömürmek için gittiği her yere mutsuzluk taşımıştır. Melville daha sert söyler bunu; beyaz adam vahşi diye nitelendirdiği kabile insanlarından daha vahşidir. Ona göre, beyaz adam daha çok kazanmak, sahip olmak hırsıyla masum insanların kanına girmiştir. Batılılar kendi vahşetlerini meşrulaştırmak, hiç olmazsa zararsız göstermek için, kabile insanlarına vahşi demişlerdir.

Typee kabilesi, yamyamlığıyla ünlüdür. Tommo, kabilenin bu yönünü inkar etmez ya da masum veya sevimli göstermeye çalışmaz. Melville’in sanatçılığı, olanı olduğu şekliyle kabul ve ifade etme gücünde saklı. Fakat yamyamlık sık görülen bir vakıa değildir Typee kabilesinde. Ayrıca “beyaz adam”ın işlediği suçlara kıyasla bunun sözü dahi edilemez. Melville’in kıstasları bu şekilde bellidir. Neyi ne şekilde yargıladığını açıklar. Typee bu yüzden düşündürücü bir kitaptır. Typee’yi yazıldığı günden bu yana yani 172 yıl boyunca okunur kılan yön de budur: Okuyucuyu kandırmamak, gerçeklerden olabildiğince uzaklaşmamak, neyi neden anlattığını ve savunduğunu açıklamak, okuyucuya karşı çıkacağı boşluklar bırakmak.

Tommo, Typee kabilesinden elini kolunu sallayarak ayrılamaz. Kaçmak zorunda kalır. Nedeni nedir bilinmez, kabile Tommo’yu bırakmak istememiştir. Tommo kaçar, fakat arkasında bıraktığı sevgilisi ve dostlarından dolayı çok üzülür. Typee adeta bu üzüntünün romanıdır. Tommo onlara neden kaçtığını anlatamayacaktı. Hiç olmazsa, onları roman yoluyla tanınır, tartışılır, düşünülür hale getirerek, gördüğü misafirperverlik ve sevginin karşılığını vermek istemiş gibidir.

Yazarın Kitaplığı

1- Edebiyat Ne Söyler, Cemal Şakar, İz Yayınları

2- Sırça Köşk, Sabahattin Ali, Yapı Kredi Yayınları

3- Modern Hayatın Ressamı, Charles Baudelaire, İletişim Yayınları

4- Şairin Hayatı Şiire Dahil, Feyza Perinçek, Nursel Duruel, Can Yayınları