BEYAZ GECELERE SEYAHAT: ST PETERSBURG

Rusya denince, Moskova diye tutturanlara duyurulur; modern Rusya’nın bambaşka bir yüzü olan St Petersburg, her an kanınıza girebilir. Bir zamanlar ıssız bir bataklık olan Rusya’nın çarlık başkenti, bugün tüm ihtişamıyla baş döndürüyor. St Petersburg’da insanın içine işleyen bir şeyler var. Renkleri, ışığı ve tarihinin yanısıra ivme kazanan underground sanatı ve müzik alternatifleriyle, daha ilk bakışta insana binbir çeşit keyif vaad eden bir kent izlenimi veriyor. Kent şimdiye dek sunduklarıyla, Moskova’nın gölgesinden kurtulduğunu kanıtladı bile.

Zamanda donup kalmış
Yüzünü batıya dönen Büyük Petro tarafından bir hiçten yaratıldı. Büyük Petro’dan sonra gelenler Avrupalı mimarlarla, şehrin planına uygun olarak muhteşem saraylar ve katedraller ilave ettiler. Bu şekilde St Petersburg, Rusya’nın ilk modern kenti haline geldi. Devrimin ardından başkent Moskova’ya taşınmış olsa da, St Petersburg, Romanovlar’ın adeta vitrini oldu. Kent, Çarlık Rusyası’nın dünya statüsünde büyümesinin bir göstergesi oldu. Bir çarlık başkenti olarak adeta zamanda donup kalmış gibi.

Ermitaj’da bir ömür geçer
St Petersburg, adeta Ermitaj Müzesi demektir. Muhteşem Kış Sarayı ve ek binalar, dünyanın gözündeki ününü hak eder. Günlerce hazinelerini gezmek yetmeyebilir. Batı Avrupa sanatı tarihinin panoraması gibidir. 3 milyonu aşkın eserden oluşan bu olağanüstü koleksiyonun bir kısmı, yaklaşık 360 odada sergileniyor. Gelmiş geçmiş en büyük sanat koleksiyoncularından olan Büyük Katerina, bu koleksiyona başlamış. I. Nikolas onu daha da zenginleştirerek, 1852’de ilk kez halkın ziyaretine açmış. Ancak devrim sonrası dönemde, Stroganov, Sheremetyev ve Yusupov gibi ailelerin özel koleksiyonlarına devlet tarafından el konulunca bu koleksiyon üç misli büyümüştü. 1948’de Sergei Shchukin ve Ivan Morozov gibi Moskovalı sanayicilerin empresyonist ve empresyonizm sonrası resimleri de ilave edilmişti. Ermitaj Müzesi, birbirine bağlı beş binadan meydana geliyor; Kış Sarayı, Küçük Ermitaj, Eski Ermitaj, Yeni Ermitaj, Devlet Ermitaj Tiyatrosu.

Büyük Katerina’dan III. Selim’e
Ermitaj’ın sanat eserleri restorasyon ve depolama bölümlerinin rehberli turlarına katılmakta yarar var. Sergilenen örnekler (resim, eşya ve at arabaları) oldukça ilginç. Burada en göze çarpan eser, Sultan III. Selim tarafından, 1793’te Büyük Katerina’ya takdim edilmiş, yün ve ipekle işlenmiş Türk Tören Otağı. Aynı derecede etkileyici olan, Endonezya tarafından 300. yıl kutlamaları için verilmiş mitolojik garuda kuşunun tahta oyması. Burada diğer sergilenen eserler arasında Rus ikonalar ve freskler, Rus sanatçılarından 3500 resim koleksiyonu; sekiz adet dik asılı halı, saltanat at arabaları ve her tür eşya ile dolu bir depo.

Sanat açlığına bire bir
Mısır mumyalarının yanısıra Picasso’ları da görebiliyorsanız, bu size St Petersburg’un kültür hayatı üzerine yeterince ipucu verecektir. Burası gerçek anlamda bir sanat ve kültür kenti. Ermitaj Müzesi’ni günlerce gezmek mümkün. Ayrıca bale, opera ve klasik konserlerin en iyileri de bu kentte. Yaz boyunca ise müzik festivallerine katılarak, kültürel açlığınızı giderebilirsiniz. Modern Rus sanatını merak ediyorsanız; o zaman müthiş Erarta Müzesi’nin küçük ama zengin galerilerinde başka türlü bir deneyime açık olun.

Rusya’nın sanatta şanı
Rusya’nın en değerli ve saygıdeğer kültürel mekanlarından olan Mariinsky Tiyatrosu, 1859’da inşa edilmiş ve o zamandan beri Rus balesinde önemli bir rol oynamış. Teatralnaya’nın (Tiyatro Meydanı) yeşil-beyaz esas binası dünyanın en önemli bale ve opera sahnelerinden birini görmek istiyenler için kaydadeğer. Ancak ikinci yeni sahnesi Mariinsky II, 21. yüzyıla ait bir opera binası. Açılışından beri Mariinsky dünyanın en önemli müzisyenlerini, dansçılarını ve şarkıcılarını sahnesinde ağırlamış.

Kuzey’in Venedik’i
St Petersburg’da sudan hiçbir zaman uzak kalmazsınız. Bu nedenle de kent, sık sık Venedik’le karşılaştırılır. İster zarif kanallarından geçerken kentin 342 köprüsünü seyredin, ister gece Neva Nehri üzerinde gemilerin geçmesi için bu köprülerin kaldırılmasına şahit olun. Venedik’e benzerliği bununla da kalmaz. Tarihi alanlarda dolaşırken kanallar boyunca barok ve neoklasik sarayların olduğu meydanlara ve İtalyan malikanelere rastlanır.

Kentin ufkunda bir güzellik
St Petersburg’un siluetinde Aziz Isaak Katedrali, önemli bir yer tutar. Kilisenin altın kubbesi, süslü iç mekanı bir müze olsa da, dini tatillerde burada törenler düzenlenir. Mimar olmamasına rağmen 1818 yılında Fransız tasarımcı Auguste Montferrand katedrali çizmeye başlamış. Ancak katedralin yapımı o kadar uzun sürmüş ki (1858’e kadar) I. Nicholas, Montferrand’ın planladığından daha da haşmetli bir binada ısrar etmiş. 2l.8 metre yüksekliğindeki kubbeyi kaplamak için 100 kiloyu aşkın altın varak kullanılmış.

Kente nazır kumsal
Peter ve Paul kaleleri, Romanov’ların gömüldüğü katedralin bulunduğu eski hapishane, değişik sergi salonları ve Zayachy adasında bulunan büyük bir kaleden oluşuyor. Tarih meraklıları burayı çok sevecekler, ayrıca güneşlenmeyi sevenler kale duvarlarından aşağıda bulunan kumsalların ve kentin panoramik manzarasının keyfini çıkarabilirler.

Beyaz Geceler
Kentin ‘Beyaz Geceleri’ efsanevi; uzun yaz gecelerinde, kuzey güneşinin ufukta zar zor kaybolduğu manzaralar… Şenlik, bahar geldiğinde, parklarda ağaçların çiçek açtığı mayıs ayında başlıyor. Haziran ortalarında, gökyüzü kararmadığından, festivaller konser salonlarından çıkarak kentin her tarafında bu kısa ama muhteşem yaz boyunca devam ediyor. Ama endişelenmeyin, gökyüzü griyken, her taraf karla kaplıyken bile St Petersburg’un zengin kültürü parıldar ve başka keyifler vermeye devam eder.

Rasputin’in ölümü
19. yüzyıl kentinin, iç mekanlarının en iyi görüntülerine sahip, ayrıca büyüleyici ve dehşetli tarihinin bir yansıması olan Moyka Nehri üzerindeki Yusupov Sarayı’nın, son sahibi olan marjinal Prens Felix Yusupov, yüksek sosyetenin sevilen bir zattı ve bir zamanlar Rusya’nın en zengin adamlarındandı. Bu saray aynı zamanda 1916’da Grigory Rasputin’in öldürüldüğü yer. Olayın bodrumunda nasıl olduğu, rehberli turlarla anlatılıyor. Burada, meşhur Türk çalışma odası (bilardo odası olarak kullanılmış) ve prensin çalışma odası gibi mekanları da görmek mümkün. Rasputin’in öldürülmesinin başladığı yeri (sebepsiz yere zehirlenip, silahla vurulmuş, en sonunda da boğulmuştu) görmek için ekstra ücret ödemek gerekiyor.

Petro’dan batıl inanç eğitimi
Etnografya ve Antropoloji Müzesi olarak bilinen Kunstkamera herkesin kaldırabileceği türden bir müze olmasa da ilginç. Ürkütücü ucube (canavar) koleksiyonu, hilkat garibeleri, iki başlı fetuslar, deforme hayvanlar ve acaip vücut bölümleri, I. Petro tarafından, batıl inançlarıyla meşhur olan Rus halkını eğitmek için toplanmış. Petro’nun bu müzeyi kurmaktaki gayesi, halka bu ucubelerin nazar veya sihirbazlar tarafından değil de, hamilelik süresinde geçirilen iç yaralanmalar ve hamilelerin korku ve inançlarından olduğunu göstermek içinmiş.

Süslülerin süslüsü
Renkli tepeleriyle dikkat çeken Sıçramış Kanlar Kilisesi’nin (Voskresenia Khristova), içi ve dışı yaklaşık 7 bin mozaikle dekore edilmiş. Bu, klasik Rus Ortodoks kiliselerinin en süslüsü. Burası daha çok 1881’de Çar II. Alexander’a karşı yapılan suikast girişiminin olduğu yer olarak biliniyor. Kilise, o kadar şatafatlı ki inşaatı 24 yıl sürmüş ve l milyon rubleye mal olmuş. 18. yüzyıl Rus mimarisinin en güzel örneklerini burada görmek mümkün.

KAÇIRMAYIN
Dört saraya yayılmış Rus Müzesi, Rus sanatı üzerine dünyadaki en büyük koleksiyona sahip.

AKTİVİTE
Dünya çapında balet ve opera seyretmek için Mariinsky Tiyatrosu, klasik konserler için Shostakovich Filarmoni listenizde olsun.

FOTOĞRAF NOKTASI
262 merdivenle, St Isaak Katedrali’nin kubbesinin etrafındaki sütunlu galerilerin bulunduğu bölüme çıkıp kentin harika manzarasını seyredin.

SANAT MOLASI
Ermitaj’la yetinmeyin, Rus sanatının en büyük kolesiyonu Mikhailovsky Sarayı’nda.

İPUCU
Devrim öncesi Rusya’sı kadınlarının ünlü kuyumcusu Peter Carl Faberge’in koleksiyonunu gezebilmek için en az beş gün öncesinden e- posta ile rezervasyon yapmanız gerekiyor.