BİLİMDE TÜRK KADINI İZİ…

BİLİMDE TÜRK KADINI İZİ…

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu tarafından desteklenen ‘Bilim Kadınları İçin’ programının Türkiye ayağını, 2003’ten bu yana başarıyla sürdüren L’Oréal Türkiye, Türk bilim kadınlarının kariyerlerinde emin adımlarla ilerlemelerinde önemli bir role sahip. Türkiye’de bugüne kadar 76 bilim kadını desteklendi. Bu rakamla Türkiye, bilim alanında kadınları en çok destekleyen 5 ülkeden biri oldu. UNESCO’nun liderliğinde ‘Birleşmiş Milletler Uluslararası Işık Yılı’ olarak belirlenen 2015’te Koç, Bilkent, Dokuz Eylül, Hacettepe, Ordu ve Abdullah Gül üniversitelerinde görev yapan 6 bilim kadını ‘Yaşam Bilimleri’ ve ‘Malzeme Bilimleri’ kategorilerindeki başarılı araştırmalarıyla ödüle layık görüldü.

L’Oréal Türkiye Genel Müdürü Claude Rumpler’e bu programın Türkiye’de ilk günden bu yana nasıl bir dönüşümden geçtiğini ve hangi konulara odaklanıldığını sorduk. Bilime en fazla yatırım yapan şirket olarak öne çıktıklarını söyleyen ClaudeRumpler, “L’Oréal bir bilim insanı tarafından kurulduğu ilk günden itibaren bilimin ve bilginin sınırlarını zorluyor. Bilim markanın DNA’sında var ve sürdürülebilir iş modeli için önemli bir yapıtaşı… ‘Bilim Kadınları İçin’ programı kapsamında 2015’e kadar 5 bilim kadınına burs veriyorduk. 2015’ten itibaren ise 6 genç bilim kadınını 15’er bin dolar tutarındaki bir bursla ödüllendiriyoruz. 2015’in ödül kazanan 6 projesiAlzheimer, kanser, depresyon gibi çağımızın hastalıkları ya da biyosensörler, DNA hasarı ve çevre kirliliği gibi önemli konularla ilgili.” diyor.

Alzheimer, lösemi ve antidepresan üzerine çalışıyorlar 
2015’te Yaşam Bilimleri alanında ödül kazanan üç bilim kadını bulunuyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Biyolojik ve Genetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Güneş Özhan, Alzheimer gibi hastalıkların mekanizmasını çözmeye odaklanan projesiyle bu ödüle layık görüldü. Özhan, projesi hakkında şu bilgiyi veriyor: “Bu araştırma ile beyinde sinir hücrelerinin sinir ağlarını oluşturmasında ve sinir iletimini sağlamasında önemli rolü olduğu bilinen iki tip sinyal yolağının birbirleri ile olan bağlantısını anlamayı hedefliyorum.”

Bu alanda ödül kazanan bir diğer isim ise lösemi için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara imza atanKoç Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Nur Fırat Karalar. Kan kanseri olarak de bilinen lösemi, kan üreten kök hücrelerinin kontrolsüz bölünmesi sonucu ortaya çıkan ve tedavi edilmezse ölümle sonuçlanan bir kanser türü. Karalar, projesinin temel hedefini lösemiye neden olan hücresel ve moleküler bozuklukların belirlenmesi olarak özetliyor.

Yaşam Bilimleri alanında ödül kazanan üçüncü bilim kadını ise antidepresan tedaviler için yeni hedefler belirleyecek olan Hacettepe Üniversitesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Eren Koçak. Koçak, “Depresyonun nörobiyolojisi yani nasıl ve neden geliştiği ile ilişkili bilgi dağarcığına katkıda bulunmayı ve antidepresan tedaviler için yeni hedefler belirlemeyi amaçlıyorum.” diyor.

DNA hasarı, taşınabilir sensörler ve kimyasal maddelerin çevreye zarar vermemesine yönelik projeler
Sırada Malzeme Bilimleri alanında ödül kazanan üç bilim kadını bulunuyor. Ordu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Filiz Kuralay, DNA hasarını tespit etmeye yönelik projesiyle bu alanda ödüle layık görüldü. Kuralay, bu proje doğrultusunda ciddi sağlık problemlerine ve yaşam kalitesinin azalmasına neden olabilecek sorunların tespitine yönelik bir biyonsensör tasarlamayı hedefliyor.

Abdullah Gül Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hümeyra Çağlayan ise taşınabilir biyosensörler araştırmasıyla Malzeme Bilimleri alanında ödül kazanan ikinci bilim kadını oldu. Geliştirilen taşınabilir ve kolay kullanılan sensörlerle hastanın bulunduğu ortamdaki veriler, hastaneye ve doktora ulaştırılacak.

Kimyasal maddelerin çevreye ve sağlığa zararsız hale getirilmesini hedefleyen Bilkent Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilge Baytekin ise bu alanda ödül kazanan üçüncü bilim kadını olarak öne çıkıyor. Baytekin,Bu maddelerin toplumda en bilinen kaynağı ise antibakteriyel sabunlar ve kişisel bakım ürünleridir. Bu araştırmayla çevreye benzer şekilde zarar veren diğer maddeleri de yine çevreye zarar vermeden yok edebilmenin yolları araştırılmış olacak. Araştırma sonuçları beklenildiği gibi pozitif çıkarsa, böyle bir tekniğin uygulamaya geçebilmesi konusunda büyük bir aşama da tamamlanmış olacak. Gelecek yıllarda bu yöntemle çalışan bir tesis kurulması için çalışılması da mümkün olacak.” diyor.