BİR BAŞKA İSPANYA: ENDÜLÜS

İspanya’nın en tutkulu bölgesidir Endülüs. Ateşlidir, romantiktir, dünya umurunda değildir… Arapça’daki haliyle Al-Andalus, saray bahçelerinden mutfağındaki tapas’lara, flamenkodan boğa güreşlerine her anıyla büyüler.

Gerçek Endülüs’e ilk adım
Endülüs üzerine ne var ne yok hepsini bir çırpıda yaşamak isterseniz, bölgenin başkenti Sevilla’da Endülüs yaşam tarzını en saf ve gerçek haliyle yakalamanız mümkün. Bölgenin en şenlikli, tutkulu ve romantik festivali Semana Santa’nın (Kutsal Yortu Haftası) kutlandığı Endülüs’ün bu en büyük kentinde, bölgenin en iyi tapas (meze gibi küçük tabaklarda gelen iştah açıcılar) kafeleri ve stil sahibi güzel, yakışıklı insanlar var. Burası diğer tüm Endülüs kentlerine rakip olacak kadar çok dar, kıvrımlı sokaklara, ortaçağ geçitlerine, portakal ağaçlarından yayılan kokularla dolu, romantik meydanlara sahip. Endülüs geleneğinin iki sembolü flamenko ve boğa güreşinin evi burası. Roma, İslam, Gotik, Rönesans ve Barok mirası ve mimarisi Güney İspanya’da eşsiz. Gece kalabalıklara karışın, küçük meydanlarında, tapas kafelerinde, kulüplerde Sevilla’nın gecelerini deneyimleyin.

En otantik flamenko ve boğa güreşi
Geçmişindeki şaşaalı günlerini yansıtan Müslüman zamanların Alkazar’ını, Hıristiyan döneme ait Katedral’i ve İspanyol sanatının altın çağının resimlerinin sergilendiği Museo de Bellas Artes’i de kaçırmayın. Sevilla, ülkenin en iyi flamenkosu, boğa güreşi ve tapas kafeleriyle ünlüdür. Guadalquivir Nehri’nin batı kıyısında, bir zamanlar Roman nüfusun yaşadığı Triana Barrio mahallesi, bugün flamenkonun doğduğu yer olarak kabul ediliyor. Nehir boyunca uzanan Sevilla, orta kısmı, Plaza Nueva ve Avenida de la Constitucion dışında, dar, kıvrımlı eski sokaklar ve küçük meydanlarla dolu. Sevilla’nın, Kristof Kolomb’un mezarının da bulunduğu muhteşem Katedral, bugün Almohad Camii’nin yerinde. 13. yüzyılda Sevilla Hıristiyanlar’ın eline geçtikten sonra cami, iki asır boyunca kilise olarak kullanılmış. O tarihte kilise otoriteleri, binanın harab olmasını ileri sürerek, camiyi yıkarak yeni bir inşaata başlamışlar. ‘Öyle bir bina yapalım ki ileride, insanlar bizim deli olduğumuzu söylesinler’ diyerek dünyanın en büyük katedrallerinden birini yapmışlar.

90 metre yükseklikte, tuğla kule Giralda Kulesi, Almohad devrinin en parlak zamanı olan 1184 – 1198 yıllarında yapılmıştı ve aslında caminin minaresiydi. Işık oyunlarıyla değişimi, zarif tuğla şekilleri ve pencereleriyle Giralda, İspanya’nın en mükemmel İslam eseri. Giralda’nın en üst bölümü, çandan itibaren, 16. yüzyılda ilave edilmiş. İnancı temsil eden, ancak kopya olan bronz rüzgar gülü El Giraldillo, Sevilla’nın sembolü. Saray- kale Alkazar (10. yüzyıl), Sevilla’nın Kordoba valileri için yapılmış bir kale. Kompleksin bütünü, sonradan gelen krallar tarafından Alkazar’ın muhteşem bahçeleriyle beraber genişletilmiş. Bugün hala kral ve kraliçe Sevilla’ya geldiklerinde Alkazar’da kalıyorlar.

Mahalleleriyle Endülüs havası
Granada’nın havasından geçilmez. Ardında yükselen muhteşem Sierra Nevada dağlarıyla Elhamra Sarayı, gizemli, dar kıvrımlı arnavutkaldırımı sokaklarıyla eski Müslüman mahallesi Albayzin ve şair Federico Garcia Lorca’nın geride bıraktıkları, Granada’yı vazgeçilmez yapmaya yetiyor da artıyor bile. Endülüs’ün en yüksek dağları Sierra Nevada ve güneyindeki muhteşem Las Alpujarras vadileri ile doğası da keyif veriyor. Granada’nın eski Müslüman meydanı Albayzin’de varlığı fazlasıyla hissedilen Kuzey Afrikalı nüfus, burayı kebap dükkanları ve çayhanelerle doldurmuş ve bir de cami inşa etmişler. Albayzin Meydanı, Endülüs’e gelişi 15. yüzyıla dayanan çingeneleriyle tam bir renk mozaiği. Meydanın ismi Arapça ‘el baizin’den türemiş, yani ‘atmaca avcılarının yeri’ anlamına geliyor. Atmacaları omuzlarında gezdiren tek tük kişiye rastlamak mümkün. Dik, kıvrımlı, arnavutkaldırımı sokakları ve büyüleyici eski zaman köşkleri olan ‘carmen’leriyle Albayzin’den Elhamra Sarayı’nın en güzel manzaralarını görmek mümkün. Akdeniz mahallelerinin olmazsa olmazı ‘patio’ yani avlularıdır. Avlulu ‘morisca’ denilen eski Arap evlerini görün. Albayzin’de yürürken üzerinde ‘carmen’ yazan evler dikkatinizi çekecektir. Arapça’da ‘carmo’, ‘üzüm asması’ anlamına geliyor. Asmalı çardakların bulunduğu bu evler, bir zamanlar bağlık bahçelikti.

Yükseklerdeki cennet
Albayzin’in seyir terasından, günbatımında bir zamanların ‘Kırmızı Saray’ı Elhamra’yı kaçırmayın. Sarayın ismi, Arapça’dan kırmızı sözcüğünden türetilmiş. Bunda güneş batarken kule ve surların üzerine vuran kırmızılığın payı olabilir. Sarayın üzerinde durduğu tepenin ismi de La Colina Roja yani ‘Kızıl Tepe’. Sarayın yapılış tarihi, 1238, yaptıran, Nasriler’in ilk kralı Ibn el-Ahmar. Sülale, Garanada’ya gelen son Müslüman hanedan Beni Ahmarlar yani Kırmızı Oğulları. Yılda iki milyonu bulan ziyaretçi sayısıyla Elhamra Sarayı, İspanya turizminin en güçlü mıknatısı. Generalife, yani sarayın bahçesi, saray kadar efsanevi. Nasri krallarının yazlık sarayı olan Genaralife, Arapça kökenli ve anlamı ‘yükseklerdeki cennet.’

İspanyol Müslüman mimarisinin en güzeli
Sevilla ve Granada nefes kesiciyse, Cordoba yeniden nefes alabileceğiniz bir kenttir. Bu bölge, bir zamanlar temiz havası ve rahatlatıcı esintisiyle, sağlık sorunları olan birçoklarını buraya çekmişti. Cordoba’nın en belirgin özelliği, eski ile yeninin olağanüstü bir sentezi olması. İspanyol Müslüman mimarisinin en eski ve en güzel örneklerinden biri olan La Mezquita’nın büyüsüne kapılın, Cordoba avlularında, Alkazar bahçelerinde ve şehir dışında bahar çiçeklerinin tadına varın, Yahudi ve Müslüman mahallelerinin labirentlerinde dolaşın Endülüs’ün en etkileyici arkeolojik alanı olan Medina Azahara’yı gezin, Priego de Cordoba’nın dağlık güney-doğusunu, dramatik bir şeklilde kurulmuş köylerini ve mimari hazinelerini keşfedin.

Cordoba’nın camisi Mezquita (8.- 10. yüzyıl), orijinal İslam yapısına uygulanan Hıristiyan dönemi değişikliklerine rağmen olağanüstü bir eser. Puerta de las Palmas’dan (Palmiyeler Kapısı) girdiğinizde sizi 850 sütundan oluşan bir granit, mermer ve oniks ormanı karşılıyor. Sütun başlıkları, daha önce burada bulunan ve caminin yapımı için yıkılan kiliseden. Bunların üzerlerinde, kırmızı ve beyaz çizgili kemerler kıvrılırken, tavan da sedir ağacı oymalarıyla süslenmiş.

KAÇIRMAYIN
Hoş bir Cordoba geleneği; her yıl mayıs başında, ‘En Güzel Avlu Yarışması’nda en dikkat çekici avlular, 17:00’den gece yarısına kadar açıktır.

LEZZET MOLASI
Endülüs’ün en geleneksel restoranlarından El Caballo Rojo’nun şık avlusunda ‘rabo de toro’ yani sığır kuyruğu yahnisini ya da Endülüs’teki Arap ve Yahudi sentezinin mutfağa yansımasını keşfedin.

EN OTANTİK
Gerçek Endülüs atmosferini yaşamak için otellerin tavsiyelerini dinlemeyin. Sevilla’da her gece flamenko yapılan kulüpleri tercih edin.

KONAKLAMA
Sevilla’ya 15 km mesafedeki, 10. yüzyıla ait kırsal bir saray olan El Bulli Hotel Hacienda Benazuza, zeytin ve portakal ağaçlarıyla çevrili, palmiye ağaçlı avlusu ve dekorasyonuyla, çarpıcı bir otel.

FOTOĞRAF NOKTASI
Granada’nın seyir tepesi Mirador del Rolanda’dan Elhamra Sarayı ve ardındaki karlı sıradağ Sierra Nevada’lar karşınızda haşmetle yükselir.

ALIŞVERİŞ
13. yüzyıldan beri devam eden bir gelenek olan ve cumartesileri kurulan Plaza Larga’daki pazarın kalabalığına karışın.

İPUCU
Elhamra’yı sabah erken ya da akşamüstü turlamak bir seçenekse, bir diğeri de, bazı odalar kapalı olsa da, sihirli bir deneyim olan, sarayda gece gezintisi.