BİR TEMENNİNİN ROMANI

Sevdalinka’da iki şey anlatılır. Birincisi; Nimeta ve ailesinin hayatı. İkincisi; 1992 ile 1996 yılları arasında Saraybosna’da yaşananlar. Nimeta ve ailesi kurgudur, Saraybosna’da yaşananlar ise gerçek. Romanın konusu gerçeklerdir, yani Saraybosna’da gerçekleştirilen soykırım. Ayşe Kulin, soykırımı anlatmak için aileden yola çıkar, onu kullanır. Kurgu, gerçeğin sade, kısa ve etkileyici anlatımıdır.

Saraybosna’da yaşananlar anlatılacak gibi değildir. Sadece Müslüman olduğu için, 1600’ü çocuk, 10 bin 600 kişinin öldürüldüğü bir savaştan söz ediyoruz. Böyle bir savaşın çıkacağına ilk önce kimse inanmak istememiştir. Saraybosna Avrupa’nın ortasındadır; yaşanan vahşet, katliam ve soykırıma kimse duyarsız kalamaz, ‘Batı medeniyeti’ buna müsaade etmez diye düşünülmüştür. Fakat dünya yanılmış ve görmezden gelmiştir.

Savaş değil soykırım
Aslında bu, bir savaş da değildir. Çünkü savaş iki denk kuvvetin, yani orduların yaptığı bir şeydir. Hatta çoğu savaşta sivillere dönük saldırılar olmaz. Onlardan, kazanan orduya uymaları beklenir. Eli silah tutan sivil erkekler zaten orduya katılmıştır. Çocuklar ve kadınlar ise cephe gerisinde yani evlerinde kalmışlardır. Saraybosna’da yaşananlara bu yüzden bir savaştan ziyade soykırım denilir. Çünkü Sırplar, köylere baskın düzenlerler, evleri yakıp yıkarlar, malları gasp ederler, bebekleri ve çocukları öldürürler. Ortaya kan dondurucu sahneler çıkar. Sırpların bu şekilde hareket etmesinin sebebi; ortalığa korku salarak bütün Müslümanların Bosna Hersek’i terk edip gitmelerini sağlamaktır.

Sevdalinka’da etkileyici tasvirler vardır. Nimeta’yla Saraybosna’nın hayatı paralel ilerler. Nimeta gazetecidir. Kocası Burhan ise İnşaat Mühendisi… Yugoslavya henüz dağılmamıştır. Nimeta’nın sevgilisi Stefan, Hırvat’tır. Burhan’ın iş yeri Krajina’dadır, savaş çıkıp, Krajina Hırvat’ların eline geçince, Burhan’ın işleri tepe taklak olur, şirketi kapatıp, Saraybosna’ya dönmek zorunda kalır. Dolayısıyla artık Burhan işsizdir. Aile Nimeta’nın kazancıyla güç bela geçinmektedir.

Nimeta kocasını ve iki çocuğunu terk edemediği için Stefan’dan ayrılır. Bunun acısına dayanamayan Stefan Londra’ya taşınmak ister. Fakat savaş, bu kararın da uygulanmasına engel olur. Ülke birbirine girmiştir. Hırvatlar ve Sırplar savaşmaktadır. Çok yakında Sırplar, Boşnaklara da saldıracaktır. Stefan önce Hırvat askeri olarak savaşa dâhil olur, daha sonra da Boşnaklara uygulanan soykırımı göstermek için, sahte bir Sırp kimliği çıkarır ve toplama kamplarını ziyaret eder, orada birinci ağızdan, yapılan katliamı dinler. Bu çözülüş, ülke genelinde görülmektedir.

Nimeta’nın kardeşi Raif, uzun süredir ablasının yanında ikamet eden annesi Raziya’yla birlikte köylerine döndüklerinde karısının tecavüz edilerek öldürüldüğünü, iki aylık bebeğinin de pencereden dışarı atıldığını öğrenir. Yaşadığı şok neticesinde kimseyle konuşamaz hale gelir, bir sandalyeye oturur ve saatlerce duvarı izler.

Nimeta’nın en yakın çocukluk arkadaşı Mirsada, Sırp sevgilisi Petar için Sırbistan sınırları içinde kalır. Ona Sırp kimliği alırlar. Ama Sırplar için bu yeterli olmaz. Bir ihbar üzerine Mirsada’nın evine baskın yapılır. Onun Müslüman olduğunu söylerler. Önce tecavüz etmeye kalkışırlar, Mirsada’nın direnmesi ve bir Sırp’ı öldürmesi neticesinde, onu dilim dilim doğrarlar.

Gerçeklerin romanı
Sevdalinka’da güdülen amaç; Nimeta özelinde Saraybosna’yı düşündürmektir. O yıllar Saraybosna’da hayat durmamıştır, işkenceye dönüşmüştür. Sokaklar ve parklar cesetlerle dolmuştur. Esir alınan Boşnaklar, kamplara toplanmış ve türlü işkencelere maruz kalmıştır. Çoğundan bir daha haber alınamamıştır.

Dediğimiz gibi romanın kurgu kısmı Nimeta ve çevresidir. Geri kalan kısım, tamamen gerçeklerden oluşur. Kurgu, gerçeğe ışık tutar. Ayşe Kulin bu gerçeklere ulaşmak için tarih kitaplarından günlük gazete haberlerine, hatıratlardan çeşitli dergilerde yayımlanan söyleşilere kadar geniş bir alanı taramıştır. Sevdalinka bir daha böyle bir vahşetin yaşanmaması temennisiyle yazılmıştır.