BİTMEYEN BİR YOLCULUĞUN HİKÂYESİ

BİTMEYEN BİR YOLCULUĞUN HİKÂYESİ

NECİP TOSUN’UN ANSIZIN HAYAT’INDA, TEKNİK OLARAK HİKÂYELERDE DAHA ÇOK BİRİNCİ TEKİL ANLATIM KULLANILMIŞTIR. DİĞER İFADEYLE KARAKTERİN AĞZINDAN AKTARILIR OLAYLAR. HİKÂYELERDEKİ DÜŞÜNMEK, GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAK, DURUM TESPİTİ YAPMAK GİBİ YÖNLERİN AĞIRLIĞI DA BU TEKNİKTEN İLERİ GELİR.

Necip Tosun’un Ansızın Hayat’ında (Hece Yayınları) on üç öykü bulunmaktadır. Öykülerin genelinde artık olgunluk yaşını tamamlamış karakterlerin geçmişiyle hesaplaşması konu edilmektedir. Bunlar, emekli hâkim, kitap sevdalısı, çocukluk arkadaşını hatırlayan veya annesini düşünen karakterlerdir. Hepsi de kendini anlamak için çocukluk ve gençlik dönemine dönüş yapar ve o anları adeta yeniden yaşar. Yazara göre zaten insan ne kadar değiştim, büyüdüm, kendimi aştım, onları geride bıraktım dese de, her zaman çocukluğunda kalır ya da çocukluğuna geri döner ve hareket edeceği yeni yöne oradan başlar.

Teknik olarak hikâyelerde daha çok birinci tekil anlatım kullanılmıştır. Diğer ifadeyle karakterin ağzından aktarılır olaylar. Hikâyelerdeki düşünmek, geçmişle hesaplaşmak, durum tespiti yapmak gibi yönlerin ağırlığı da bu teknikten ileri gelir. Karakter, yaşadıklarını anlatırken bir yandan da düşünür ve yargıda bulunur. Buna iç konuşma tekniği de diyebiliriz. İç konuşma; kişinin kendiyle konuşması anlamına gelmektedir. Okuyucu bu diyaloğa tanıklık etmektedir. Tanıklık, karakterle okuyucu arasına mesafe koyar. Daha doğrusu karakterin her ne kadar kendi iç konuşmasını okuyucuya açsa da, saklamak istediği şeylerin olduğunu gösterir. O yüzden Ansızın Hayat, okuyucunun karakterle kendini bütünüyle özleştiremediği, kendi kendine ders çıkarması gereken hikâyelerle doludur.

Düşüncelere duygular eşlik eder. Özlem, pişmanlık, öfke, hüzün, aşk… Duygular düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olan unsurlardır. Duygulardan yola çıkar Necip Tosun fakat orada kalmaz. Onlara farklı bakış açılarıyla boyut kazandırır; yazar, kadrajını olabildiğince geniş tutmaya çalışır. Zaten kırk, belki de elli yıl önceki olayları ele almasının sebebi de budur. Onları olabildiğince geniş açıyla verebilmek…

Ansızın Hayat’ı oluşturan hikâyelerde ilginç bir durum vardır. Yalnız kalan, ihtiyarlayan, yapacak bir şey bulamayan, bu yüzden trajik kararlar almak zorunda olan karakterler, aslında gençliklerinde de bu durumdadırlar. Başka ifadeyle çok kalabalık, renkli bir hayatları varken, ihtiyarladıkça gözden düşmüş değillerdir. Aslında bu karakterlerin neredeyse tamamı da çocukluk ve gençlik yıllarında da aynı trajik yalnızlığı yaşamışlardır. Fakat bu yaşananların acısı, ihtiyarladıkça daha sık ve yoğun bir şekilde hissedilmeye başlar.

Buna örnek olarak “kasaba hayatından/taşradan çıkmak” konusu verilebilir. Hikâyelerin genelinde bu konuyla karşılaşırız. Karakterlerin hisleri ve düşünceleri, daha doğrusu zihni yapısı kasabada, kasaba hayatına uygun şekilde gelişmiştir. Onu değiştirmek mümkün değildir. Kasaba insanı, gün gelip bir gün kasabadan çıksa dahi, kasabalı olmaktan, bir kasabalı gibi düşünüp hissetmekten kendini kurtaramamaktadır.

Ansızın Hayat; hayat gibi, nerede başladığı ve bittiği belli olmayan, sanki hiç bitmeyecek sanıldığı halde aniden biten bir yolculuk gibidir.

Yazarın Kitaplığı:
– Blitzkrieg, Barış Özgür, 2015, 160. Kilometre y.
– Asuman-Çalışılmış Tesadüf, Bülent Ata, 2017, Erdem y.
– Zihniyet ve Din, Sabri F. Ülgener, 2006, Derin y.
Son Yeniçeri, Reha Çamuroğlu, 2016, Everest y.