Bütün Çelişkileri Hesaba Katmak

Bütün Çelişkileri Hesaba Katmak

Tarık Buğra ele aldığı konuları bütün yönleriyle araştırması, sorgulaması ve anlatması açısından belki de sadece Kemal Tahir’le kıyas edilebilir. İki romancının kaygısı da, sordukları sorulara sahici birer cevap bulmaktır. İkisi de kendi tarafını belli etse de, her zaman karşı tarafa da konuşma hakkı tanır.

Tarık Buğra’nın başyapıtı, Küçük Ağa’dır (İletişim Yayınları, 31. baskı, 2017). Onun düşünce dünyasının merkezinde de, İstiklal Harbi vardır. Öncesi ve sonrasıyla İstiklal Harbi… İstiklal Harbi’ni öncesi ve sonrasıyla birlikte düşünmediğimizde Türkiye Cumhuriyeti tarihini anlamamız mümkün değildir. Çünkü İstiklal Harbi, Türk tarihinin belki de en büyük kırılma noktasıdır. Bu noktada Tarık Buğra’yı basit bir siyaset veya tarih romancısı olarak görmek yanlıştır. O, diğer romancımız Kemal Tahir gibi ayrıca bir düşünürdür.

Tarık Buğra, Küçük Ağa’da iki temel çelişkiden, iki farklı bölünmeden ve kutuplaşmadan yola çıkar. Türk tarihi için, hayati çelişkilerdir bunlar. Olaylar, tarafsız kalmak gibi lükslerin olmadığı bir zaman diliminde, İstiklal Harbi sırasında geçer. İlk çelişkinin tarafları; Kuvvacılar (Kuvâ-yı Milliye)- Saraycılar (Padişah ve İstanbul hükümeti). Konuyu çok iyi irdeler Tarık Buğra. Her iki tarafı da tartışmaya açar. Her iki tarafın kahramanlarını da, başından sonuna kadar anlatır. Neye ve kime göre hareket ettiklerini araştırır. Bu açılardan Küçük Ağa, İstiklal Harbi’ni araştıran, merak eden ve soruşturan herkes için, başvuru niteliğinde, düşündürücü, olaylara farklı pencerelerden bakmayı sağlayacak bir romandır.

Çelişkinin hayatiyeti, her iki tarafın da vatanın selameti için çalıştıklarını iddia etmelerinde gizlidir. Fakat her iki taraf da, vatanın öz evladıdır. Biri diğerinden daha yabancı veya vatanperver değildir. Tarık Buğra adeta iltihaplanmış yaraya neşter vurur. Bir taraf bütünüyle hain, diğer taraf ise, bütünüyle kahraman değildir. İhanet tanımının, her iki taraf için de farklı anlamlara geldiğini gösterir. Romancımız tarihi gerçeklere odaklanır. Tarihi gerçeklerden kastımız: Olayların hangi aşamalardan gelerek bu raddeye ulaştığını araştırmak; toplumun ekonomik, siyasi ve manevi durumunu tahlil etmek; hareket ve olayların, ne tür sebeplere dayandığını sorgulamaktır. Öyle yaptığında Kuvvacı Çolak Salih’in geçirdiği aşamalar daha iyi anlaşılır. Okuyucu yer yer Saraycı İstanbullu Hoca’ya hak verir, onun için üzülür ama bir yandan da, “Yapma hocam, etme hocam.” diye aynen romandaki diğer karakterler gibi dövünmekten kendini alamaz.

İşlenen ikinci çelişkiyse, Millet Meclisi’nde yerliciler ve batıcılar arasında yaşanır. İstiklal Harbi’nin sonuna yaklaşılmıştır. Savaş sırasında birlikte hareket etmiş insanlar, savaş sonrasında yollarına nasıl devam edeceklerdir? Sorunun cevabı uzundur. Ayrı bir düşünmeyi, farklı karakterlerle İstiklal Harbi’ni yeniden yazmayı gerektirir. Bu yüzden Tarık Buğra, Firavun İmanı’nı yazar. Orada, yaşanan yeni kutuplaşmanın sebep ve sonuçlarını araştırır.

Yazarın Kitaplığı

– Ömer Bedrettin Uşaklı, Yayla Dumanı, Dergâh Yayınları

– Füruzan, Gecenin Öteki Yüzü, Yapı Kredi Yayınları

– Pierre Macherey, Edebi Üretim Teorisi, İletişim Yayınları

– Sâdî-i Şirâzî, Gülistan, Ayrıntı Yayınları