BÜYÜLEYEN CAZİBE: MONICA BELLUCI

İtalyan güzeli Monica Belluci bu yıl katıldığı Cannes Film Festivali’nde yine herkesi büyüledi. 50’li yaşlarını süren güzel oyuncu onu en mutlu eden duygunun oyunculuk olduğunu söylüyor.

Ünlü oyuncu Monica Belluci, doğal ışığı, güzelliği ile büyüleyici bir etkiye sahip. 50’li yaşlarını tüm doğallığı ile sürdüren Belluci, bu yılki Cannes Film Festivali’ne de damga vuran isimler arasında yer almayı bildi. İtalyan oyuncu ile özel yaşamı ve oyunculuğu üzerine röportaj gerçekleştirme fırsatı yakaladık.

Nasıl bir çocukluk geçirdiniz?
Çocukluğum çok güzel geçti. Ergenliğe geldiğimde hemen bağımsızlığımı kazanmak istedim. Nedense birilerinin benim hayatıma müdahale etmesi hoşuma gitmiyordu. Hemen hayata atılmak, çalışmak istiyordum. Bu sebeple okurken çakışmaya başladım.

Oyunculuk kariyeriniz nasıl başladı?
16 yaşımdan sonra modellik yapmaya başladım, sonra 90’ların başında oyunculuk yapmak istediğime karar verdim ve bazı televizyon dizilerinde küçük roller oynadım. 1992’de ilk büyük sinema deneyimim oldu. Francis Ford Coppola filmi Bram Stoker’s Dracula’da, Dracula’nın vampir kadınlarından birini canlandırdım. Filmde kimler yoktu ki, Gary Oldman, Winona Ryder, Anthony Hopkins ve Keanu Reeves başrollerdeydiler.

Siz güzelliğinizi kimden aldınız?
Annemden aldım. Bizim ailenin kadınları her zaman bakımlı olmaya çok özen gösterirdi. Anneannem 80 yaşındayken bile bakımlı olmaktan vazgeçmedi. Annem, anneannem her zaman topuklu ayakkabı giymeyi tercih ettiler.

Güzellik nereden geliyor sizce?
Bence güzellik ruhtan gelir ve sinema da güzellikle ilgilidir ama ruhtan gelen bir güzellik.

Annesiniz annelikle ilgili duygularınız neler?
Hayatımda yaşadığım en güzel duygu annelik. İyi ki anne oldum.

Uluslararası projelerde yer aldığınız için Fransızca, İngilizce ve İtalyanca dillerinde oynuyorsunuz, en çok hangi dilde oynamayı tercih ediyorsunuz?
İtalyanca oynamayı tercih ediyorum.

Guy Édoin ile Ville Marie filminde çalıştınız neler söylersiniz?
Onunla çalışmak harka bir deneyimdi. Bana canlandırdığım karakter için çok yardımcı oldu. Dört farklı hayattan gelen insanın bir noktada kesiştiği ilginç bir hikaye anlattık. Ben güçsüzlüğünü oyunculuğu ile kapatmaya çalışan bir oyuncuyu canlandırdım.

Bir role nasıl hazırlanırsınız?
Senaryoyu okuyup kabul ettikten sonra sezgilerimle ilerlerim. Karakterin gerçek görünmesi için çaba harcarım.

James Bond kızı da oldunuz ne söylersiniz?
Biliyorsunuz filmin hep tekrar eden bir cümlesi var: “Bond, James Bond.” Bu sefer bu cümlenin bana söylenecek olması çok hoşuma gitti. Bu bana komik ve dokunaklı geldi. “James Bond” ağırlığı olan bir isim. Sam Mendes bana bu rolü teklif ettiğinde kabul ettim. O bana, beni 50 yaşımda olduğum gibi göstermek istediğini söyledi bu da beni mutlu etti.

Ünlü yönetmen Emir Kusturica ile de çalıştınız onunla ilgili neler söylersiniz?
Emir çok ayrıntılı çalışır, kullanmak istediği renkleri seçmek için zaman vakit ve emek harcar. Senaryo sadece bir izdir ve Emir onu çekim sürecinde değiştirir. Bu bir tecrübe işi. Beni büyüleyen bir yönetmen. Onunla çalışırken ben de kendimi rahatlıkla bırakabiliyorum. Onu takip etmeye hazırım. Rolüm gereği Sırpça öğrendim. Emir gayet iyi konuştuğumu söyledi.

Bu yıl Cannes Film Festivali’nde ev sahipliği yaptınız, Cannes’ı hangi kelimelerle tanımlarsınız?
Sevgi ve beklentisizlik diyebilirim.

Cannes Film Festivali’ne ilk ne zaman katılmıştınız?
2002 senesiydi, çok güzel günlerdi. Morgan Freman ve Gene Hackman ile kırmızı halıda olmak çok heyecan vericiydi.

Güzelliğini doğal yollardan muhafaza ediyorsunuz. Estetik ameliyatlar için ne düşünüyorsunuz?
Hayatımı sadece dış görünüme göre yönlendiremem. Zaten iki kızımı büyürken görünce yaşlandığımı hissetmiyorum. Bence her kadın yaşını yaşamalıdır. Estetik ameliyatlar bana göre değil.

Bundan sonra projeleriniz neler?
Senaryo okuyorum ama netleşmiş bir durum yok.

Kızlarınızın da oyuncu olmasını ister misiniz?
Onlara kalmış bir karar.

Hayranlarınızın ilgisi ile ilgili neler söylersiniz?
Sevilmek çok güzel ama ben bu işi sevilmek, popüler olmak için yapmadım. İşin doğası bu. Seçimlerimi yaparken filmin popülerliği değil oynayacağım rol benim için daha önemli.