ÇARŞI PAZAR ANADOLU

Daha önce hiç görmediğiniz bir kentteki ilk dakikalarınızda, başınıza gelebilecek en iyi şey, kendinizi o gün kurulan pazarın içinde bulmaktır. Biraz sersemleticidir ama daha hızlı hisseder, daha kolay ısınırsınız bulunduğunuz kente. Anadolu’daki pazarlarda bulunmak ise ayrı bir nimettir belki de… Bereketli topraklarından gelen binbir çeşit ürünle birlikte, Anadolu’nun sıcak yürekli kadın-erkek ve bazı zamanlarda da çocuk satıcılarını tezgahlarının başında görme şansınız var pazarlarda…

Anadolu’nun farklı bölgelerinde gidebileceğiniz pazarlardan bir seçki yaptık.

TİRE
EGE’NİN KİMLİĞİ VE RUHU
Günlerden salı, Tire pazarı… Hangi büyük ressamın paletine benzetsem? Tire’nin üzerinde rengarenk bir sis var. Tire’de kadınların tezgah kurduğu Tahtakale Meydanı’nda, yazmalar gökkuşağıyla yarışıyor: “İğne oyalarımdan, kelebek, tavus kuşu, şimşir, limon çiçeği, gömeç çiçeği, küpeli, üzümlü, ercahil, kiraz, kuşlu, hanımeli, zellengadeh, yaz menekşesi, papatya, süpürge oyası, saat oyası, gülşah, kuş gözü, karadut, elibelinde var… Bu da hamam böceği; Ödemiş işidir, biz pek tutmayız da, ondan adı öyle…” Ege’nin kimliğini en çok koruyabilmiş kasabalarından biri Tire. İzmir’e 80 km mesafede, bir zamanların Osmanlı darphanesi Tire’nin akla ilk gelen cazibesi pazarıdır. Salı pazarı sadece çeşitliliğiyle değil, Ege’nin ruhunu yansıtan canayakın satıcılarıyla da keyif verir. Halkın bir kısmının Girit göçmeni olduğu Tire’nin yemeklerinde, Ege Bölgesi’nin otlarla bezeli mutfağının tüm özellikleri hissedilir. Dağlardan toplanan otlar, pazarlarda tezgahlardan taşar. Dev kabaklar, ‘çiçek’ karnabaharları, ‘şeker’ havuçlar, ‘gevrek’ pırasalar, köy yumurtaları, tatlı hardallar, kökleri topraklı menekşeler…

Tarihi pazar
Eskiden pazartesi kurulan, sonraları salıya alınan tarihi pazar, Ahi Baba’nın alışveriş duasıyla açılmıyor belki artık ama, herkes biliyor; binlerce yıldır olduğu gibi, ticaret günü, bolluk günü… Bugün hâlâ Tire çarşısında kalaycılar, semerciler, nalıncılar, saraçlar, yularcılar, urgancılar, yorgancılar ve keçeciler gibi nesli tükenmekte olan, geleneksel üretimleri görmek mümkün. Bir zamanlar sadece çobanlara kepenek olan keçeler, bugün Tire çarşısında, iç dekorasyonda yer alacak, yurtdışından ilgi görecek kadar özellikli olarak yapılıyor. Ayrıca tuzla yoğrulan ve katıksız kıymadan yapılan, domatesli, tereyağlı geleneksel Tire köftesi, Portakal Pazarı Meydanlığı’nda yenir. Lor peynirinin üzerine karadut reçeli koyup yemek, ünlü seyyar Şambalici’sine uğramak ve Kaplan Dağ Restaurant da listenizde olsun.

SÜRMENE
KARADENİZ’İN RENGİ
Sürmene adı akla üç şeyi getirir: Kastel Konağı, bıçakları ve Karadeniz’in en renklilerinden olan Salı pazarı. Trabzon-Rize karayolunun 40. kilometresindeki Sürmene’den itibaren çay da yaşamın tam içindedir. Yörenin giysisi kırmızı keşanları içindeki kadınlar, köylerinden getirdikleri sebze, meyve, ekmek, peynir gibi ürünleri, 1967’den beri aynı yerde, Çarşı Mahallesi’nde kurulan pazarda satar. Kadınların hepsi aynı yerde toplanır. Kadınlar bahçelerinde yetiştirdikleri mısır, fasulye, kabak, patlıcan, armut, incir, karalahana, asma yaprağının yanısıra sütten yapılan minzi, çökelek, tereyağı, telli peynir gibi ürünleri burada görücüye çıkarırlar. Sıcacık ve enfes, ‘kuvvet verir kilo vermez’ mısır ekmeği karşı konulur gibi değil. Yağ tenekelerinin içine, pişerken yapışmasın diye, kestane yaprakları döşenir.

200 tezgah
Genellikle kadınların altlarında peştemal üstlerinde de keşan olur. “Trabzon’a gidince manto, eşarp giyiyoruz. Orada sosyete oluyoruz burada köylü.” diyor satıcı bir kadın. Kocalarını soruyorum, ‘ikinci sürgündeler’ diyor, çay hasatını ima ediyormuş. Karayemiş yiyorum ağzım kıpkırmızı. Bir satıcı bağırıyor: “Hadi hadi, param olsa ben alırım!” Her hafta yaklaşık 200 tezgah açılıyor. Özellikle mısır ekmeği, tereyağ ve yöresel peynirlere rağbet ediliyor. Sürmeneliler’e göre dünyanın en iyi bıçağı onların. İkinci olduklarını kabul etmiyor, Alman Solingen’den de üstün olduklarını söylüyorlar. Yüzyıllardır süregelen bir gelenek. 20 yıl öncesine kadar atölyelerde hatta evlerde yapılıyordu, son 5 yıldır fabrikasyon. Buralara kadar gelmişken, 18. yüzyıl derebeylerinin ihtişamını örnekleyen Memiş Ağa (Kastel) Konağı’nı kaçırmayın.

BODRUM
HAFTANIN HER GÜNÜNE BİR PAZAR
Bodrum’un beldelerinde pazar pazar dolaşmak işten bile değil. Her güne bir pazar hatta birkaç pazar var. Pazartesi Türkbükü, salı Buldan ve Denizli kumaşlarının binbir çeşidinin olduğu Bodrum Bez Pazarı, çarşamba Gümüşlük, Bitez, Gündoğan, Ortakent, perşembe Bitez, Bodrum (sebze, meyve) ve Yalıkavak, cuma Bodrum (sebze, meyve), cumartesi Turgutreis, pazar Gümbet…Yalıkavak’ta 43 yıldır perşembeleri kurulan pazar en popüleri. Sebze, meyve, hasır sepetler, çiçek tohumları, havlular, t-shirtler, buldan bezlerinden yatak örtüleri, perdeler, peştemaller, halılar, ev dekorasyonu süsleri…

Bordum’dan bir hikâye
Konu yaşam mücadelesi olunca, esnafın yaratıcılığı tez konusu bile olabilir. Bir hikâye: İsmet Ağa, Milas’ta ilk kumaş ihracatı yapanlardanmış. Ancak parasız olduğu için meslektaşları ona ‘Yarımağa’ ünvanını yakıştırmışlar. Oğullarının kurduğu şirketin kartvizitinde de bu isim gururla yazılmış.

Bu pazar turistlerin, komşu Yunan adalarından gelenlerin de ilgi alanı. 12 dönümlük bir arazide, Milas, Yatağan, Aydın ve Denizli’nin de içinde olduğu birçok farklı yerden gelen 1200 esnafın tezgah açtığı pazarda yöre ürünleri bol. Ayrıca tekstil, takı ve kıyafet meraklıları da burada alışveriş yapıyor. Pazarda mola vermek isteyenler, çiçekler, örtüler, testiler arasında lezzetli otlu gözleme ve böreklerle karın doyurabiliyor. 

İSTANBUL
ANADOLU’NUN TÜM PAZARLARI
İstanbul, adeta bir Anadolu. Her kent, kasaba, köy bu dev şehirde izini bırakmış. Pazar günü Feriköy’de kurulan Antika Pazarı, bit pazarları gibi ucuz değil. Ama antikalar arasında bir zaman yolculuğuna çıkılacağı garanti. Burada pazarlığa da yer var. Pazarda yok yok. Mutfak eşyaları, dergiler, kasetler, lambalar, fincan takımları, maketler, plaklar, fotoğraf makinaları, posterler, ayakkabı, çanta, … Patlıcanlı, patatesli ve ıspanaklı müthiş gözlemeleri ve meyve suyunu (elma, nar, zencefil tavsiyemdir) burada deneyin.

Kasımpaşa’da Kastamonu pazarı
Pazar sabahları Kasımpaşa’da kurulan Kastamonu pazarı, şifa dağıtan, yerel ürünleri ayağınıza getiriyor. Peynir, tavuk, yumurta, mantar, turşu, reçel, bal, taş ocakta pişirilmiş köy ekmeği, keteler, gözlemeler, erişteler, salça, tereyağı… Pazarın bir diğer ismi de Tarihi İnebolu Pazarı; çünkü ürünler her hafta taze taze İnebolu’dan geliyor.

Organik ve antika pazarları
Bir diğer şifalı pazar ise cumartesi günleri kurulan Feriköy Organik Pazar. Organik meyve sebzelere meraklıların adresi burası. Dolapdere’de pazar günleri kurulan bit pazarı aslında sürpriz antikalarla da karşınıza çıkar. Bu pazarın ününü sağır sultan duymuştur. Antikacı ve koleksiyonculara meydanı bırakmak istemiyorsanız burada olmak için en iyi zaman sabahın erken saatleri. İlgilendiğiniz parçaların hikayesini dinleyin, o zaman pazarın kurulduğu sokaklardan birinin adının “Feylesof Sokak” olduğuna şaşırmayacaksınız.

Fatih
İstanbul’un merkezinde kurulan en canlı ve büyük pazarlardan biri de Fatih’teki Çarşamba Pazarı. Çok büyük bir alana kurulan pazarda meyve sebzeden tekstile, çarşaftan mutfak eşyalarına, fındık fıstıktan kestaneye yok yok. Tezgahlarda pişirilen kestaneleri tadabilir, enginarlar soyulurken esnafla sohbet edebilirsiniz.

BARTIN
KADINLARIN ZAFERİ
Salı ve cuma günleri Bartın’ın Hükümet Caddesi’nde kurulan Galla Pazarı, Osmanlıcada ‘hububat çarşısı’ anlamına geliyor, zamanla “garılar”, “kadınlar” pazarı adını almış. Kadınlar, bahçelerinde yetiştirdikleri her türlü sebze ve meyve yanında taze süt, peynir ve tereyağı çeşitlerini özellikle organik tarım ürünlerini satıyorlar. Salı ve cuma günleri kurulan ve yaklaşık iki yüz yıllık bir geçmişi olan bu köylü pazarında manda yoğurdu ve peynir oldukça rağbet görüyor. Yaklaşık 500 kadın küfe ve plastik kaplarla satış yapıyor .

ADANA
KENTLE ÖZDEŞLEŞMİŞ PAZAR
Adana’da birkaç günden sonra, şuna karar veriyorsunuz; Toroslar’dan Seyhan’a uzanan bu toprağın insanında, kesinlikle ‘Adanalı ruhu’ diye bir şey var. Adanalı, pazar sabahları erkenden Kazancılar Çarşısı’nda ciğer yemeye gider. Bu tutkusunun önüne geçecek hiçbir engeli tanımaz ve kepenkleri inmiş bileycilerin, dükkanların önünde kurulmuş masalarda, dumanaltı olmaktan müthiş keyif alır. Ciğerden sonra sıra Kuş Pazarı’ndadır.

Birçok hayvan türü burada
Kuş Pazarı dendiğine bakmayın, kanaryası, güvercini, ördeği, dobermanı, dövüştürecek horozu köpeği olan herkes buradadır. Bülbül, papağan, keklik, tavuk, güvercin, kanarya, muhabbet kuşu ve horozlar ilgi görür. Ayrıca kedi, köpek, sincap, tavşan, tavuskuşu da bulunuyor. Bu pazarı gözlemleyin, gerçekten de şahsına münhasır karakterlerle karşılaşacaksınız. Önceleri tarihi Kazancılar Çarşısı ve Regülatör Köprüsü yanında açılan Kuş Pazarı, bir yıl önce şehir merkezinin 5 km dışına Karataş Yolu’nda Pakyürek Fabrikası’nın karşısına taşındı.