CAZ DAVULUNUN PRENSİ: FERİT ODMAN

Genç kuşak müzisyenlerimizden Ferit Odman en son McCoy Tyner, Christian McBride, John Clayton gibi isimlerle de aynı sahneyi paylaşan Amerikalı trompetçi Terell Stafford ile caz severlerin karşısına çıkmıştı. New York’taki Bunker Studios’da tam analog olarak kaydettiği son albümü, canlı kaydına en yakın şeklinde plak formatında çoğaltıldı. 1000 adet sınırlı bir sayıda çoğaltılan plak caz eleştirmenlerince övgüye değer bulundu. Bunun gibi başarıları ile son dönemin çok konuşulan caz bateristiyle müzik üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Caz müziğine sevginiz nasıl başladı?
Anne karnında desem yalan olmaz. Hep caz dinlenen bir evde büyüdüm ve aslında benim için müzik kavramı tamamıyla caz ile örtüşüyor. Yani benim hayatımdaki müzik sevgisi; caz sevgisi ve bu müziğe olan ilgimle paralel. Müziği kim sevmez ki…

Caz müzik sizin için ne ifade ediyor?
Caz benim hayat damarım, her şeyim! Öyle bir müzik ki, bir kere anlayıp içine girdiğinizde çıkamayacağınız ve başka müzik türlerini de anlamsızlaştıracak kadar komplike olmasına rağmen içinde hep güzellikleri barındıran bir derya…

İlk olarak nasıl ve ne zaman çalmaya başladınız?
Benim davulla tanışmam 11 yaşında oldu. Elleri ayakları hiç durmayan ve sürekli bir şeylerin üzerinde ritim tutan bir çocukluktan sonra doğal olarak davula yöneldim. Zillerin parıltısı da beni hep çok etkilemiştir.

Akbank Caz Festivali’nde sizin için özel bir konser verdiniz o konserden bahseder misiniz?
26. Akbank Caz Festivali kapsamında gerçekleştirdiğim konserimde son albümüm “Dameronia With Strings” ile yer alıp Tadd Dameron müziklerini yaylılar eşliğinde çaldım. Albümde de trompette olan Terell Stafford, New York’tan sırf bu konser için gelip bize eşlik etti. Caz severler bu projeyi albüm çıktığından beri ilk kez canlı olarak dinlediler.

Türkiye’de caz müziğinin gelişimini nasıl buluyorsunuz?
Kötü bulmuyorum ama eksikleri çok fazla. En önemlisi caz eğitimi veren bir üniversite ve 4 yıllık ciddi bir program. Bunun dışında tabii ki caz kulübü eksiğimiz de var. Festivallerimiz çok iyi bence, tabii ki bankalar ve büyük holdinglerin festivallere verdiği destek çok önemli. Umarım bu destek artarak devam eder ve caz müziği daha büyük kitlelere ulaşır.

Sevdiğiniz caz ustaları kimler?
Bu liste çok uzayıp gidebilir o yüzden ben davulcular ile kısıtlayıp altı davulcu ismi vermek istiyorum size; Max Roach, Art Blakey, Philly Joe Jones, Roy Haynes, Elvin Jones, Tony Williams.

Son albümünüzü Amerika’da kaydettiniz, teknik olarak daha iyi noktada oldukları için mi?
Aslında üç albümümü de dediğiniz nedenlerle New York’ta kaydettim. Son albümüm teknik anlamda Türkiye’de yapılamayan tam analog bir şekilde bantlara kaydedildi. Bu ‘gerçek ses’i sizlere ulaştıran kayıt stüdyoları Amerika’da, özellikle New York’ta iki üç tane var. Tam analog olarak çıkan plak 1000 tane ile limitli ve elle numaralandırılmış şekilde piyasaya çıktı ve kısa sürede tükendi. Şimdi Japonya’dan JVC firması XRCD formatı için albümün haklarını satın aldı. Kısa zamanda da daha değişik bir re-issue olarak plağı basacağız.

Nerelerde bulabilirler caz severler plaklarınızı?
Yeni baskıya Türkiye’de her yerden ulaşılabilecek, ama ilk limitli edisyonu alanlar çok şanslı tabii ki.

İleriye dönük projelerinizden bahseder misiniz?
Şu an bu albümün rüzgarı ile Dameronia projesini tanıtmak ve global arenada yer almak için çalışmalar yapıyorum. Bunun yanında Türk caz sahnesindeki konserler devam ediyor. TRT Big Band ve özellikle Kerem Görsev ile çaldığım konserlere gelmenizi tavsiye ederim. Spesifik bir albüm çalışması gözükmüyor şu anda ufukta ama bu her an değişebilir. 27 Ocak’ta Emek Sahnesi’nde Kerem Görsev Trio konserimiz olacak.