ÇEŞNİ KOKULU, SARI KENT: MARDİN

Her dilde, hayran olunacak bir kenttir Mardin. Görmüş geçirmiş tarihinden yankılanan tüm sesler içindedir; Türkçe, Arapça, Kürtçe, Süryanice, Farsça, Ermenice, İbranice… Ve ancak hepsi biraraya geldiğinde kentin büyüsü ortaya çıkar. Mardin ve sakinleri, güneye, göz ucuyla tepeden seyrettikleri Mezopotamya Ovası’na yüzlerini dönmüşlerdir. Camiler ve kiliseler, manastırlar ve medreseler, Güneydoğu’nun bu bereket denizine karşı selam dururlar.

Kalker ve lavla örtülü dağlar, Mardin’in madeni. Mardin evlerinin malzemesi kalker taşı. Kentin sarının sonsuz tonlarına sahip taşları da, kesme taş işçiliği mirası da, Mardin’i Mardin yapanlardan. Kentin rengi sarıysa kokusu da bir o kadar belirgin. Baharatçılar Çarşısı’na uğrayın ve İpek Yolu’nun geçtiği bu kentin içinden ilerleyen kervanlarla, buranın bir zamanlar ne kadar canlı olduğunu hayal edin. Kervanlar Hindistan ve İran’dan getirdikleri baharat ve ipek yüküyle Akdeniz limanlarına gidermiş. Bugün daracık sokaklarda birbirine geçmiş çarşılarda sadece baharat satılmıyor. Köhne ama köklü bir yaşamın izleri burada. Taşranın çirkin yüzü levhalardan sıyrılıp arka sokaklara geçince, baharat kokusu yayılır, mağara gibi dükkanlarda leblebiler kavrulur, eşekler merdivenleri iner çıkar, bakırlar dövülür, dikiş makinasının ritmik sesi duyulur, telkariler parlar, fırında peksimetler kavrulur, son keçeci, son semerci ağızbirliği etmişcesine ‘ah!’ der, Mezopotamya Ovası manzaralı Marangozcular Kahvesi’nde zar tutulur… Herkesi bir süreliğine şair yapabilir bu labirentler kenti.

Mardin Müzesi hareket noktası
Kenti dolaşmaya Mardin Müzesi’nin bulunduğu Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayın. Hemen meydandaki otoparkın üzerinde bulunan ve aslında eski bir konak olan müzede, M.Ö. 4 binden M.Ö. 7. yüzyıla kadar olan döneme ait eserler sergileniyor. Oldukça etkileyici bu binada biri arkeolojik diğeriyse etnografik iki salon var. Mardin’in en büyük kilisesi olan Meryem Ana Kilisesi, müzenin hemen bitişiğinde. Kemerleri, duvarlardaki aziz portrelerini ve Meryem Ana ikonunu görmek için, kısmen yıkık bu kilisenin içine girebilirsiniz. Meryem Ana Kilisesi’ne yakın, küçük iki kilise daha var. Bunlardan biri Şar Mahallesi’ndeki, 5. yüzyıla ait Kırklar Kilisesi (Mor Behnam) yani bugünkü Mardin Metropolitlik Kilisesi. Akşamüstü beş civarında, Ortodoks Süryaniler ayinlerini yapıyorlar. İbadeti seyretmek serbest. 400 yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boyalı baskı perdeleri, taş oymacılığı ve avludaki çan kulesi görmeye değer.

Mardin’deki en iyi korunmuş yapılardan biri, Selçuklu ahşap işçiliğinin özgün örneklerinden olan ve doğudaki taç kapısıyla dikkat çeken Latifiye (Abdüllatif) Cami. Cumhuriyet Meydanı’nın güneyindeki cami, 1371’de ikinci Artuklu sultanı döneminde görev almış olan Abdüllatif tarafından yaptırılmış. Minber ve mahfilini görmek için içeri bir göz atın.

Kentin ana caddesi 1.Cadde… Bu cadde üzerinde, üç kemerli cephesiyle güzel bir konak, buradan birkaç yüz metre ileride, Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde, 1385 tarihli Zinciriye (Sultan İsa) Medresesi var. İki avlulu ve iki katlı medresede, Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa burada hapsedilmiş. Girişindeki taş işçiliği ve dilimli kubbeleri etkileyici. Medresede, Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe bulunuyor. Yukarıya çıkıp, Mardin üzerinden Suriye’yi seyredin ya da Şar Mahallesi’nin dar sokaklarına inerek abbaraların altından geçerek yürüyüş yapın.

Ovadan 1000 metre yükseklikte bulunan ve bir kısmı sarp kayaların üzerine oturmuş Mardin Kalesi ‘Kartal Yuvası’ olarak da anılırmış. Bir söylenceye göre, Pers hükümdarının hasta oğlu, buraya getirildiğinde iyileşir ve bu nedenle de kente oğlunun adı olan ‘Merdo’ denir. Mardin isminin, etrafında bulunan birçok kaleden dolayı, Süryanice’de ‘kaleler’ anlamına gelen ‘Marde’ kelimesinden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Defalarca kuşatılan kale, Timur’u bile çileden çıkaran direnişiyle ünlü. Bunda şehrin altı kapısının sağlamlığının, su sarnıçlarının ve ambarlarındaki bolluğun etkisi büyük.

Kasımiye Medresesi çok çarpıcı
12. yüzyıl Artukoğlu yapısı olan Ulu Cami, Mardin’deki camilerin en eskisi. Minaresi ve restorasyon görmüş olan yivli kubbesi ilk bakışta dikkat çekiyor. Kentin Latifiye Camii ile Ulu Cami arasındaki çarşıları oldukça canlı. Buralarda antikacılar, çerezciler ve Mezopotamya Ovası manzaralı kahveler var. Kentte günbatımı için en güzel noktalardan biri, Artukoğulları döneminden, 15. yüzyıla ait Kasım Paşa (Kasımiye) Medresesi. Havuzlu açık avlusu, ortasından su akan eyvanı, kesme taş ve tuğlanın birarada kullanıldığı mimarisiyle, kentin en çarpıcı yapılarından.

Deyrulzafaran ismini safran çiçeğinden alıyor
Kentin 4 km güneydoğusunda, 1000 yıldır ibadetin sürdüğü ve Hıristiyan dünyasında ayrı bir yere sahip olan Deyrulzafaran Manastırı, Süryaniler’in anayurdu olan bu bölge için son derece önemli. Deyrulzafaran hem rengini hem de ismini safran çiçeklerinden alıyor. Duvarları safran sarısı olan manastırla ilgili bir rivayete göre, manastırın sıvasında bir zamanlar burada yetişen safran çiçekleri kullanılmış. Hıristiyan dünyasının Anadolu’daki ilk kiliselerinden olan Deyrulzafaran, Güneydoğu’daki Süryani kiliseleri içinde en önemlisi. Manastırda güneşe tapanların tapınakları olarak kullandıkları ilk bölümün hemen üzerinde 36 Süryani metropolit ve patriğinin mezarı olması buranın üzerinde böylesine hassasiyetle durulmasının başlıca nedenlerinden. Manastır, Mezopotamya’nın ilk tapınaklarından birinin üzerine kurulu. Bundan yaklaşık 1600 yıl önce, güneşe tapanlar, bütün Mezopotamya Ovası önlerinde uzansın ama aynı zamanda da tapınak dağların arasında kaybolsun istemişler. 1116 ve 1932 yıllları arasında bütün patrikhanelerin merkezi kabul edilmiş.

NE ZAMAN GİDİLİR?
Nisan sonu ve mayıs ayı boyunca ya da eylül ortasından ekim sonuna kadar.

TURUNUZU KENDİNİZ ORGANİZE EDİN
Bölgeyi çok iyi tanıyan Diyarbakırlı Talay kardeşler (0535 544 74 30, 0535 239 27 23) profesyonel ve sempatik bir aile şirketi.

FOTOĞRAF MOLASI
Kasımiye Medresesi’nden Suriye Ovası üzerindeki günbatımını seyredin.

GİTMİŞKEN
70 km mesafedeki Midyat’ı görün. Biberler, pestiller kurutulur, akşamüstleri tahtlarda sohbet edilir, sıcak yaz akşamlarında yıldızların altında uyunur.

KONAKLAMA
Erdoba Konakları (www.erdoba.com.tr) ve Artuklular’dan kalma 800 yıllık bir kervansaraydan dönüştürülen Artuklu Kervansarayı (www.artuklu.com) kentteki en güzel taş konak seçenekleri.

LEZZET MOLASI
Mardin tatları denince Bağdadi Restaurant (www.mardinbagdadi.com/Bagdadi) ve Cercis Murat Konağı (www.cercismurat.com) efsane olmuş seçenekler.

FOTOĞRAF MOLASI
Mezopotamya Otantik Cafe’nin (2.Cad. Ulu Camii karşısı No:3) eskilerle dolu alt katında ya da günbatımında harika bir manzaraya sahip terasında samimiyetle ağırlanacaksınız. Bir başka manzaralı seçenek de Seyr-i Merdin Restaurant- Cafe (www.seyrimerdin.com)

ALIŞVERİŞ
Mehmet Yüksel (2.Cadde No:152) sabunculuk konusunda adeta bir büyücü. Bölgenin ünlüsü Bıttım sabunu olsa da, dükkanında sizi daha çok sürpriz bekliyor.

ALIŞVERİŞ
Mardin ve Midyat’ta el sanatı denince taş işçiliğinin yanında akla ilk gelen 2 bin 500 yıllık bir gümüş işleme sanatı olan telkari.