ÇİKOLATA KOKULU BRUGGE

Dünyanın en romantik şehrinde olduğunuzu, haritada bazı bölgelerin üzerine iliştirilmiş kalpleri gördüğünüzde bir kez daha hissettiren Brugge, gecesi mi gündüzü mü daha güzel karar vermeyi zorlaştıran eşsiz bir güzelliğe sahip.

Aralık ayının ilk günlerinde, yılbaşı öncesi olmasının da etkisiyle, artık çocukluğa dair bir simge olarak kalan, parlak yaldızlı simlerle dolu yılbaşı kartpostallarındaki gibi ışıklı bir şehir karşılıyor sizi. Akşam olmak üzereyken restoranlardaki şöminelerin ve mekânların hoş atmosferlerinin verdiği yumuşak his, soğuğu unutturuyor.

Flaman mutfağının hâkim olduğu Brugge’de akşam yemeği için restoran seçimi de kolay iş değil. Hepsi birbirinden davetkâr olan şirin restoranlar arasında aklınız daima diğerlerinde kalıyor. Sonunda kendinizi tipik bir Brugge yemeği olan kereviz sapı ve soğan ile pişirilen bir tencere midyeyi, Gran Kaffee de Passage’da afiyetle yerken buluyorsunuz.

Ertesi sabah, evlerin bacalarından çıkan dumanın kış sabahına karışan masalsı görüntüsüyle başlıyor. Gece çiy yağmış parklardan geçerek güneşin doğduğu saatlerdeki huzuru ve kış sabahının sessizliğini yaşamak için Sint-Janshuis değirmenlerine yapılan bir yürüyüş güne soğuk ama iyi bir başlangıç… Şehir, sevimli sokakları, müzeleri, şahane çikolata dükkânları ile keşfedilmeyi beklerken, ilk durak enfes kokuları ile kendine çeken sıcacık bir Tea-Room… Pastacılık konusunda en az Fransızlar kadar iddialı olan Belçika pastaneleri de şehre keyif katan duraklar arasında.

Brugge’de bulunduğunuz günler çarşamba veya cuma günlerinden birine denk geldiyse Markt meydanında kurulan pazar, seyahatlerini lezzetlerle zenginleştirmeyi seven damaklar için tatmin edici.

Yürüyerek keşfedebilirsiniz
Brugge, yürüyerek rahatlıkla keşfedilecek şehirlerden… Haritadaki sevimli kırmızı kalpler ise şehrin en tatlı kozları. Burada 15. yüzyıldan kalma binaların, köprülerin arasında yürürken zamanın durmuş olduğunu düşünmek olası. At arabaları ile şehirde yapılan bir tur Ortaçağ atmosferini yaşamak için iyi bir alternatif. Mevsim ya da hava koşulları elverirse kanalların altından geçen ve şehri farklı açılardan görmeyi sağlayan tekne turu da masalsı bir deneyim.

Brugge, kanallarla birbirine bağlanan bir şehir olmasından dolayı “Kuzey’in Venediki” diye anılıyor olsa da Brugge’luler “Güney’deki Brugge” diyerek aynı tanımı Venedik için yapıyorlar.

Patates Müzesi ve Çikolata Müzesi
Şehir, başınızı nereye çevirseniz hikâyesi olan ve her biri en az 400-500 yaşındaki binalardan oluşuyor. Sanat meraklılarını tatmin edici nitelikte olan müzeleri ve Michelangelo’nun İtalya dışında bulunan sayılı eserlerinden Meryem Ana ve İsa heykeli Brugge’un gururu.

Şehirdeki Tarih Müzesi, Arkeoloji Müzesi gibi klasik müzelere alternatif olarak, 800 yıllık hastanenin müzeye dönüştürülmesiyle Ortaçağ tıp malzemelerinin ve arşivlerinin sergilendiği Hospitaalmuseum, patates hakkında her şeyi bulabileceğiniz matrak bir müze olan Patates Müzesi ya da hemen herkesin ilgisini çekebilecek Çikolata Müzesi bir kenara not edilmeli.

Şehrin panoramik manzarası için 13. yüzyıldan kalan Belfry Kulesi’nin basamaklarına tırmanmayı göze almak gerekiyor. Şehirdeki evlerin çatılarının ve sokaklarının oluşturduğu muhteşem siluet, özellikle akşamüzerleri çok daha çarpıcı bir manzara sunuyor.

17. yüzyıl evleri konaklama için iyi bir alternatif
Otel rezervasyonu yapmak elbette ilk akla gelen konaklama şekillerinden ancak şehrin ruhunu daha iyi hissedebilmek için 17. yüzyıldan kalma bir evde konaklamak çok daha iyi bir alternatif. Mickey ve Jean’in işlettiği ve evin bir bölümünde yaşadıkları Charm’n Bruges, bahçeye bakan 2 odası ile ev rahatlığında stil sahibi bir konaklama alternatifi. Mickey’nin hazırladığı kahvelerin kokusu ve Jean’ın bahçeden topladığı elmalarla masaya getirdiği elma suyu konaklamayı hoş kılan detaylardan.

FOTOĞRAF NOKTASI
Belfry Tower’ın 366 basamağını tırmandıktan sonra sizi bekleyen manzara muhteşem…

KAÇIRMAYIN
Bisiklet kiralayarak şehrin birbirinden güzel sokaklarında kaybolun.

KAÇIRMAYIN
Evlerin birbirinden farklı çatı ve bacalarını görmek için başınızı sık sık yukarı kaldırın.

LEZZET MOLASI
Belfry Tower’ın hemen önündeki şehrin en meşhur patates kızartmacısından büyükçe bir patates kızartması alıp hemen oradaki bir banka oturup, yiyin.

LEZZET MOLASI
1515 tarihli şehrin en eski kafesi olan Cafe Vlissinghe’de bir kahve molası verin.

LEZZET MOLASI
Zarif sunumlu tatlılar için Tom Van Loock’un cezbedici vitrinine göz attıktan sonra soluğu içerde alın.