Coğrafyanın Hazineleri: Milli Parklar

Coğrafyanın Hazineleri: Milli Parklar

Coğrafyaların sınırlarla ayrılmış, üzerlerine titrenen hazineleridir milli parklar. İnsanlık, doğal yaşamı, arkeolojisi, mitolojisi ve tarihiyle, bu alanların korunması ve kollanması gerektiğinde hemfikirdir.

Bu sınırların içinde gerçekten de, gelecek için endişe edilmez, doğa alabildiğine özgür ve el değmemiştir. Milli parklar, kuşkusuz ki geleceğe bırakılan en değerli mirastır. Şimdi ülkemizin paha biçilemez alanları, ünlü milli parklarımızdan bazılarını yakından tanıyalım…

DİLEK YARIMADASI MİLLİ PARKI

Vahşi bir doğaya sahip ve Kuşadası’na sadece 28 km mesafede. Küçük Menderes ile Büyük Menderes arasında, Güzelçamlı sınırları içindeki Dilek Yarımadası Mili Parkı, aslında tam 500 milyon yıllık Menderes kütlesinin bir parçası. Kuş uçuşu ortalama 20 km uzunluğunda ve 6 km genişliğinde. Birçok derin kanyon ve vadiyle bölünmüş, akarsularla parçalanmış. Yaban atları ve plajlara kadar ulaşan yaban domuzu sürülerini yadırgamamalı. Milli parkta yetişmiş ve yabanileşmişler. Araçla girilebilen milli parkta, 10 kilometrekarelik dar yerleşim alanı yaklaşık 100 kilometrekarelik bir orman örtüsüyle çevrili. Burası sadece bozulmamış bu doğal alan değil aynı zamanda 30 km’lik kıyı şeridinde güzel plajlara da sahip. Bitki örtüsü, Ege, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarını aratmıyor. Yabani kuş ve hayvan türleri, mağaraları ve vadileriyle, gerçekten korunmaya alınmış olması şaşırtıcı değil. Parkın en güzel zamanı, nisandan ekime. Özellikle trekking meraklıları için yıl boyunca bir derya. Birçoğu işaretlenmemiş olsa da, trekking yapılacak 28 ayrı parkur var. Mesela Karaoluk Kanyonu (Sarıkaya Kanyonu) tabelalarla işaretlenmiş. Parkın mavi bayraklı kıyılarında yüzmek kuşkusuz ayrı keyif ancak bununla bitmiyor; Zeus Mağarası’nın mavi yeşil, sodalı soğuk suyunda yüzebilir, 1. Seyir Terası’ndan günbatımında Samos Adası’nı seyredebilir, parkın karadan ulaşılamayan koylarını görmek için Güzelçamlı’dan kalkan tekne turlarına katılabilir, kuzeyinizde Samos Adası, Güzelçamlı, Kuşadası, güneyinizde Söke Ovası, Bafa Gölü ve Büyük Menderes Deltası’nın muhteşem manzarasının olduğu Kaplan Kayası’ndan yamaç paraşütü yapabilirsiniz. Parktaki koylar arasında özellikle İçmeler Koyu, Aydınlık Koyu, Kalamaki Koyu ve Karasu Koyu’nda yüzmek mümkün. Deniz bisikleti ve kano kiralamak, hem kıyıdan hem de tekneden olta balıkçılığı ve şnorkel yapmak mümkün.

ALADAĞLAR MİLLİ PARKI

Yılın her mevsimi zirveleri karla kaplı Aladağlar, birçok trekking ve dağ sporu meraklısının planlarındadır. Toroslar’ın en büyük bölümünü oluşturan Aladağlar’a, özellikle yabancılar büyük ilgi gösterir. Niğde’nin pek turist yüzü görmeyen merkezine karşın, 65 km mesafedeki Aladağlar, kentin en büyük cazibesidir. Derin geçitleri, sık vadileri, buzul gölleri, dağ çiçekleri, kelebekleri, kurtları, yaban kedileri, akbabaları ve zirvelerdeki yaban keçileriyle, burada Türkiye’nin en önemli yaban hayatı koruma alanlarından biri olan Aladağlar Milli Parkı’nın sunduğu sürprizler de var. Milli parkın içinde yaban keçisi, kurt ve vaşak gibi hayvanların yanı sıra, kuş gözlemcilerinin ilgileneceği kuş türleri de bulunuyor. Turların en cazip yeri olarak, Yedigöller Platosu ve Kapuzbaşı Şelalesi ile tırmanış zorluğu olmayan Emler Zirvesi kabul ediliyor. Aladağlar, bir diğer adıyla Doğu Toroslar, adını günbatımında büründüğü kızıl renkten alıyor. Yirmiyi aşkın 3 bin metrenin üzerinde zirvesi var. En yüksek zirvesi, bütün Toros silsilesinin en yüksek zirvesi olan 3756 m yükseklikteki Demirkazık. Aladağlar’da trekking yapmak için, profesyonel dağcı olmak gerekmiyor. Kondisyonu iyi olan ve yürüyüş deneyimine sahip herkes bunu başarabiliyor. Mayıs-ekim trekking için uygun ancak kışın da farklı bir stil denemek isteyenler için kar kayağı ve hedikle yürüyüş (raket) turları yapılıyor. Kayak turları daha çok profesyonellere yönelik olsa da raket turları daha dingin bir ritimde doğayı izleyerek karın tadını çıkarmak isteyenler için ideal. Bir rehber eşliğinde yaban hayvanların karlar üzerinde bıraktığı ayak izlerini takip ederek, zaman zaman bir kurt ulumasına ya da ormanın uğultusuna kulak vererek, Aladağlar’ın muhteşem doğasında ilerliyorsunuz. Turlar boyunca köy evlerinde konaklama yapılıyor, kahvehanelerde yaşlıların anlattığı hikayelerin eşliğinde çay içiliyor. Karda yürümek kuşkusuz kolay bir iş değil, o nedenle bu turlarda günde ortalama 3- 5 saat yürüyüş yapılıyor.

GÖKÇEADA SUALTI MİLLİ PARKI

Ege’nin en büyük adası Gökçeada (İmroz), yerel kimliğini koruyabildiği için 2011’de yavaş yaşamı benimseyen ve sürdüren kent ve kasabalara verilen Cittaslow ünvanını almış olsa da aslında en çarpıcı özelliği, Türkiye’nin ilk ve tek sualtı parkı olmasıdır. Dünyanın su kaynakları açısından en zengin adalarından biri olan Gökçeada, Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) tarafından 1999 yılında park ilan edilmişti. Kıyıdan bir deniz mili uzunluğunda, denizden 200 metre açıklığındaki bu alan, adanın kuzeydoğusunda, Kaleköy ve Kuzulimanı arasında yer alıyor. Parkta çekirdek bölge ve bunu saran tampon bölge olmak üzere iki bölge bulunuyor. Karadan en kolay ulaşılabilen nokta olan Yıldızkoy, tampon bölge. Burada yüzmek, şnorkelle denizaltını seyretmek ve balık tutmak serbest. Diğer bölgelerde avlanmak yasak ve dalış için izin almak gerekiyor. Sualtı mağara girişlerinin bulunduğu bölge, koruma altına alınmış pek çok deniz canlısı için de önemli bir habitat: Akdeniz foku, deniz çayırları, triton, böcek, pina, yunuslar, ispermeçet balinası, deniz kaplumbağası… Aşırı yapılaşmaya ve düzensiz yerleşime direnen ada, bozulmamış doğası, bakir kıyıları ve berrak deniziyle adeta bir deniz müzesi. Karadeniz ve Akdeniz arasındaki canlıların geçiş yolu üzerinde bulunan Gökçeada ile Saroz Körfezi, birçok deniz canlısı için üreme ve yumurtlama alanı. Aynı zamanda buralarda zengin balık yatakları bulunuyor. Dengeli doğasıyla, biyolojik zenginliğe sahip ada civarında Akdeniz foku gibi nesli tükenen deniz memelilerine de rastlanıyor. Gökçeada merkeze 27 km mesafede, adanın en bakir koylarından olan Gizli Liman, aynı zamanda Türkiye’nin en batı ucu sayılabilecek noktada. Gökçeada Sualtı Milli Parkı’nda dalış yapmak isteyenlerin Gökçeada Dalış Merkezi aracılığıyla başvuru yapması gerekiyor.

KOVADA MİLLİ PARKI

Kamp, yürüyüş, fotoğraf ve tırmanış… 1970’lerden beri milli park ünvanını taşıyan, Isparta’ya 58 km, Eğirdir’e 24 km mesafedeki Kovada Milli Parkı, her türlü doğa aktivitesine kucak açıyor. Kapladığı alan 6.534 hektar. Kovada Gölü, Eğirdir Gölü’nün bir uzantısı. Genişliği yaklaşık 9 km. Aradaki vadi alüvyonlarla dolunca günümüzdeki şeklini alıyor. Kıyılarında dolaşmak, doğal yaşamın çeştliliğini gözlemlemek ve manzara noktalarında gezinmek keyifli. Park, 28 endemik bitkinin yanı sıra kurt, yaban domuzu, sansar, porsuk ve yılan gibi birçok canlının ve kuşun yaşam alanı. Özellikle bahar aylarında, parkta görülen kelebekler, meraklıların buraya gelmesinde etkili. Alanın yaklaşık yüzde 70’i ormanlarla kaplı. Karaçam, kızılçam, ardıç ve meşenin yanı sıra göl çevresinde çınar, yüksek rakımlarda da Toros köknarı ve Toros sediri gibi ağaçlar var. Eğirdir Gölü’ne Aksu çayıyla bağlı olan Kovada Gölü’ndeki balık miktarı da oldukça fazla. Sazan, tatlı su levreği, tatlı su ıstakozu bulunuyor. Gölün sessizliğinde piknik yapabilir, çadır kurabilir ya da karavanla konaklayabilirsiniz. Bu civardaki bir başka alternatif de, 30 km ileride, Çandır’da, 600 hektarlık bir alana yayılan Yazılı Kanyon Tabiat Parkı. Lidyalılar zamanında, Eğirdir, Efes’i Babil’e bağlayan ve yakınındaki Çandır’dan geçen Kral Yolu sayesinde zenginleşmiş. Perge’den Psidia Antiocheia antik kentine giderken de Aziz Paul, bu kanyondan geçmiş. Şelalelerin üzerinde uzanan köprülerden ve Kral Yolu’nun iyi korunmuş kısımlarından geçerek kanyonda yürüyebilir, ardından çağlayan suların serinliğinde buradaki tesislerde alabalık yiyebilirsiniz. Kanyonun ilk 3 km’sini yürümek kolay. 7 km boyunca ilerlemek için, rehber ve ön bilgi gerekiyor.