ÇÖMLEKÇİLİK SANATINI DÜNYAYA TANITIYOR

‘Chez’ lakaplı çömlek ustası Galip Körükçü, Nevşehir Avanos’taki atölyesinde tasarladığı objelerle ününü Türkiye sınırlarının çok daha ötesine taşıdı. Albert Einstein’a olan benzerliğiyle dikkat çeken Galip Usta, 5 kuşaktır toprağa hayat veriyor. Onun elinden çıkan tasarımlar, dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Doğduğu günden bu yana yani 53 yıldır bu işin içinde olduğunu söyleyen Körükçü, Avanos’ta düzenlediği atölye çalışmalarıyla İngiltere’den Almanya’ya, Çin’den Japonya’ya kadar farklı ülkelerden gelen kadın turistlere seramik sanatının inceliklerini öğretiyor.

Anadolu’da çömlek sanatı konusunda en iddialı olan illerin başında Nevşehir geliyor. Bu bölgede çömlekçiliğin geçmişi Hititler’e kadar uzanıyor. Nevşehir’in çömlekçilik ile anılan en meşhur ilçesi ise Avanos. Türkiye’de çömlekçilik alanında hizmet veren en meşhur isim ise hiç şüphesiz Avanoslu Galip Usta… Galip Usta, pek çok yerde çömlek ustası olarak anılsa da kendisini Avonos’taki atölyesinde ziyaret ettiğinizde, yaptığı işin aslında ne kadar sıra dışı bir boyuta sahip olduğunu birebir gözleme şansı buluyorsunuz. Çanak, çömlek deyip geçmemek gerekiyor. Özel boyama teknikleriyle hayat bulan 1 metrekarelik dekoratif tabaklar, farklı maddelerin bileşiminden oluşan ve karanlıkta bile ışıl ışıl parlayarak bulunduğu mekânı aydınlatan karaflar… Bu tasarımların her biri gerçekten de sanat eseri kıvamında. 10 yıl öncesine kadar ağırlıklı olarak Avrupa’ya ihracat yaptıklarını söyleyen Galip Usta, son dönemde Amerika odaklı çalıştıklarını belirtiyor. 26 kişilik bir ekiple hizmet veren Galip Usta, “Günde ortalama 100 obje tasarlıyoruz. En çok talep edilen ürünlerimizi desenli tabaklar ve karanlıkta parlayan farklı objeler olmak üzere iki başlıkta toplayabiliriz. Tasarımlarımızın fiyatları ne tip bir obje tasarladığımıza ve el işçiliğine göre değişiyor. 240 bin dolara sattığımız ürün gruplarımız bile bulunuyor. Daha küçük objeler ise bin 250 TL’den başlıyor.” diyor.

34 yıldır workshop düzenliyor
Avanos’ta 34 yıldır Almanya, Rusya, İngiltere ve Japonya gibi farklı ülkelerde gelen kadın katılımcılara yönelik çömlek atölyesi düzenlediklerini belirten Galip Usta, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu workshop’lara katılmak için herhangi bir yaş sınırlaması yok. Kapımız, herkese açık. Eğitim programlarımızı, katılımcılarımızın Türkiye’de kalacakları süreye göre koordine ediyoruz. Bu nedenle eğitimlerin belli bir süresi yok. Bir hafta, iki hafta ya da 1 ay olabilir. Bu noktada unutulmaması gereken tek şey, bu işte usta olabilmek için en az 6 yıl gerektiği… Ortalama 10 ya da 20 kişinin katıldığı workshop’larda öğrencilerimiz, kilden toprak hamuru hazırlamayı, objelere şekil verip özel fırınlarda nasıl pişirmeleri gerektiğini öğreniyor. Çark adı verilen ve ayakla döndürülen tezgâh üzerindeki çamurun, maharetle şekillendirilmesi sonucunda birbirinden farklı objeler tasarlanıyor. Biz, 5 kuşaktır bu işin içindeyiz ve yaptığımız işe gönlümüzü koyduk. Üç kızım var. Eğitimleri gereği şehir dışında olsalar bile tatillerde bana yardıma gelirler. Avanos dışında Sultanahmet’te de bir atölyemiz bulunuyor. Geometrik desenlerin yanı sıra Hitit ve Osmanlı motiflerinden oluşan tasarımlara imza atıyoruz.”

Kızılırmak’ın kilini sanat eserine dönüştürüyor
Galip Usta, Avanos çömleklerinin neden bu kadar özel olduğunu ise şu sözleriyle anlatıyor: “Avanos çömleklerini özel ve farklı kılan sadece bu bölgede bulunan kil yataklarıdır.  Kızılırmak’ın oluşturduğu kil yataklarından elde edilen kil, fabrikalarda toz haline getiriliyor. Toz halindeki kil, suyla karıştırılıp, çamur haline getiriliyor ve çömlek yapılmadan önce mevsimine göre bir süre bekletiliyor. Çömlek yapmak için hazır hale gelen kil, ustanın maharetine göre şekilleniyor. Fırınlama safhasına geçmeden önce çömlek güneşte bekletiliyor. Böylece çömleğin çatlama ihtimali ortadan kalkıyor. Fırınlama işleminden sonra isteğe bağlı olarak çömleğin üzerine boya ve çizimler yapılıyor. Çömlek hamuruna üç yöntemle şekil veriliyor. Birinci yöntemde çömlek hamuru topağı oyuluyor, el veya tokaçla istenen şekil veriliyor. İkinci yöntem kalıplama, üçüncüsü ise çekme yöntemi olarak öne çıkıyor. Cilalı çömlekler hem ateşe dayanıklıdır hem de su geçirmez özelliğe sahiptir. Bu nedenle kolay kolay kırılmazlar.”