ÇORUM VE ALACAHÖYÜK

Çorum’un Alacahöyük bölgesine giderseniz sizi orada Tunç Çağı ve Hitit döneminin önemli bir dinsel tören ve sanat merkezi karşılar. Kalker temel üzerine, andezit bloklarla inşa edilmiş genişliği 10 metre olan sfenksli kapıdan geçtiğinizde, attığınız her adım dünyanın tarihine de tanıklık edecektir.

Osmanlı’nın Rum arkeoloğu Theodor Makridi 1907 yılında Çorum’un Alacahöyük bölgesinde ilk kazı çalışmasını başlattığında binlerce yıllık bir geçmişi ortaya çıkaracağını biliyor muydu acaba? O ilk kazmayı vurduktan sonra ortaya çıkarılan Bakır-Taş Çağı’ndan Osmanlı dönemine kadar gelen dönemlere ait buluntular sadece Anadolu tarihine değil, dünya tarihine de ışık tuttu.

Theodor Makridi’nin kazılarında ilk bulunan tabletler arasında, anlaşma taslakları ve Mısır firavunu II. Ramses ile Hitit Kralı III. Hattuşili’nin birbirlerine yazdıkları mektuplar vardı. Bundan da anlaşıldı ki, burası, Hatti ülkesinin, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa’ydı…

Makridi’nin ardından yürütülen kazılarda bulunan Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans dönemine ait taş silahlar, taştan günlük eşyalar ile içi boyalı toprak kaplar hatta ayaklı meyvelikler bugün bölgedeki Alacahöyük Müzesi’nde sergilenmekte… Sergilenen eserlerden en önemlisi de Eski Tunç Çağı’na ait 13 Kral Mezarı…

Alacahöyük antik kentinde ayrıca Milattan Önce 1240 yılında yapılan ve Tanrıça Hepat’a ithaf edilen, bugün de 2.5 milyon metreküplük su tutan barajı görmeniz de mümkün.