DEĞİŞİM YARATMANIN ABC’Sİ…

Ashridge Business School ve Metanoia Institute’da örgütsel gelişim, yaratıcılık ve inovasyon alanlarında uzmanlaşan öğretim görevlisi Steve Chapman, yaratıcılığın ve örgütsel değişimin şifrelerini keşfetmek isteyen kişilere farklı bir dünyanın kapılarını aralıyor. İş dünyasında geride bıraktığı 20 yıl boyunca liderlik ve organizasyon gelişimi direktörlüğü gibi önemli görevlerde bulunan Steve Chapman ile liderlik ve örgütsel gelişim açısından 2016 ve sonrasına damgasını vuracak trendler hakkında konuştuk.

22 yılını kurumsal hayatın merkezinde geçiren, önemli şirketlerde liderlik ve organizasyon gelişimi direktörü olarak hizmet veren Steve Chapman, yıllar içinde ‘işlevini yitirmiş’ ekipleri çözmek için görevlendirildiği farklı yönetici pozisyonlarında aktif rol aldığını vurguluyor. 10 yıldır ağırlıklı olarak organizasyon gelişimi alanında faaliyet gösteren Chapman, “Yıllardır aradığım şeyin bu olduğunu hissettim ve daha sonraki 10 yılımı bu alana yönelik kültürel değişim inisiyatifleri, grup dinamikleri ve koçluk üzerine çalışarak geçirdim. Küçük ölçekli bir hayır kurumu üzerine çalışmak amacıyla kurumsal dünyayı bıraktım. Sonrasında daha özgür ve daha deneysel olabilmek için kendi işimi kurdum. Şu an Can Scorpions Smoke Change and Creativity Limited’ın ‘Başkan Maceraperesti’yim. Farklı sektörlerden çok sayıda kurum ile çalışarak onlara değişim dönemlerinde yardım ediyorum. ‘Can Scorpions Smoke? Creative Adventures in the Corporate World’ adlı kitabın da yazarıyım. İşimin vizyonu, çalışma alanını yeniden ‘insanlaştırmak’ ve çalışanların yaratıcı, doğaçlamaya yatkın ruhlarını yeniden özgür kılmak. Bu sayede kurumların, çalışan hatalarının ve deneyimsizliklerinin yetenek ve deneyim olarak görüldüğü daha uyumsal, yeniliğe açık ve çevik yerler haline gelmesini sağlamayı hedefliyorum. Kültür değişimi girişimleri, grup gelişimi-grup dinamikleri, yaratıcılık ve inovasyon gibi alanlarda çalışıyorum. Üst düzey yöneticilere yaratıcı maceralar tasarlayabilmeleri adına farklı bir koçluk hizmeti de veriyorum.” diyor.

Müşteri odaklı girişimlere yöneldi
2015’te pek çok farklı projeyle ilgilendiğini dile getiren Steve Chapman, “2015’te kültür değişimi açısından çokuluslu kurumsal bir girişimi destekledim. Bu projenin amacı, değişiklikleri kabul etmeye yardımcı olmak ve üst düzeydeki kadın ve erkek çalışan sayısını daha pozitif bir doğrultuda dengelemekti. Bu işin bir parçası olarak, dünya genelinde birçok duyuya hitap eden (üç boyutlu) diyalog seansları tasarladım ve koordine ettim. İngiltere’deki bir kamu kuruluşu ile her düzeyden çalışanların yaratıcı ruhlarını özgür bırakmak ve bunun gerçekleşmesi için gerekli olan psikolojik ve sosyal izinleri keşfedebilmek için birtakım üç boyutlu ve deneysel workshoplar ile müdahale toplantıları tasarladım ve organize ettim. Bu workshoplardan 2016 içinde uygulanacak müşteri odaklı girişimler ortaya çıktı. 2015’te en gurur duyduğum projelerden biri de TheLab’ın kurulmasıydı. TheLab, insan gelişimi alanında çalışanların gelip deneysel işler yapabildiği ve aynı şekilde kendi üzerlerinde deney yapıldığı, kâr amacı gütmeyen bir girişim. Aynı zamanda TheLab’ın varoluş amacı, çalışma alanlarını yeniden insanlaştırmak ve insanları canlandırmak için yaratıcı ve yenilikçi yöntemler bulmak. 2015’teki ilk iki lab’ı ben gerçekleştirdim ve bunların popülerliği beklentimi oldukça aştı.” yorumunda bulunuyor.

“Deneysellikten vazgeçmeden ilerleyin”
Steve Chapman, 2016’da inovatif iş modelleri açısından ne gibi yeni trendlerin öne çıkacağını ise şöyle özetliyor: “2016’da deneyselliği ve hızlı prototiplendirmeyi ciddiye alan kurumların sayısında artış yaşanacak. Yararsız hiyerarşiler ve faydasız iş yapıları ortadan kalkacak. Fark yaratmak istiyorsanız, 5 farklı iş modeline odaklanın: Daha deli, kötü ve yanlış-kasten karşıt kültürlü, akıllı ya da zeki yerine daha açık sözlü, daha mutlu başarısızlıklarla dolu, daha içgüdüsel ve şekillendirilmiş, daha çok ‘evet’ diyebileceğiniz iş modelleri… Unutmayın ki düzenli olarak hata yapmıyor olmak da bir hata… Sadece mantığınızı ve bilişselliğinizi kullanmayın ve iş modelinizi hayatın her yerinden gelen insanların yaratıcı düşünceleri üzerine inşa edin. Marka ve kurumların, kendilerini değiştirecek güce sahip şeylerden korktuklarını düşünüyorum. Bu korkuları karışıklık, farklılık, sürekli hareket, hata yapmak ve beklenmeyen şeyler olarak özetleyebilirim. Birçok kurum bu aşamaları engellemek adına önemli bir vakit harcıyor. Oysa ben bu süreçlerin, kurumsal kültür gelişiminin ve iş hayatının ayrılmaz bir parçası olduğunu düşünüyorum. Gelecekte başarılı olacak kurumlar, deneysellik için izin ve kaynak yaratan, konuşan ve oynayanlar olacak.Yaratıcılık ancak bireylerin kendilerine verdikleri psikolojik izin ve diğerlerinin kendilerine verdikleri kolektif sosyal izin ile iş ortamında gelişebilir ve beslenebilir.”