DEMOKRASİ Mİ POPÜLİZM Mİ?

Popülizm Türkiye’de ihmal edilen ve önyargılarla yaklaşılan bir kavram olmuştur. TDK sözlüğünde popülizm, ‘halk yardakçılığı’ olarak geçiyor. Demek ki sözlük, popülizmi sadece ‘seçim kampanyaları’ bağlamında değerlendirmiş. Oysa popülist (halkçı) olmadığını söylemeyen hiçbir siyasetçiyle karşılaşılmaz. Sonuçta siyaset, toplumla ilgilidir. Popülizm ise halkçılıktır, halkın menfaatini düşünmek, onun için çalışmaktır. Bu yüzden sözlükteki ‘halk yardakçılığı’nın tam karşılığı aslında ‘ucuz popülizm’dir.

Zafer Toprak “Türkiye’de Popülizm 1908-1923”de (Doğan Kitap, 2013) popülizmin politikadan edebiyata, ekonomiden medyaya kadar bilinen ve bilinmeyen bütün açılarına ışık tutmaya çalışır. Ona göre “Türkiye’de Popülizm” aslında bir Türk sosyolojisi tarihidir. Bilindiği üzere Türk sosyolojisi genellikle Ziya Gökalp’le başlatılır. Popülizm; Ziya Gökalp’in ve çevresinde oluşan düşünsel, siyasal, edebi ortamın, her ne kadar söylem düzeyinde ismi anılan bir kavram olmasa da, çıkış noktasını oluşturur. Şerif Mardin; Ziya Gökalp ve çevresinin Batı’dan sosyalizm-solidarizm ikilisinden solidarizmi (dayanışmacılık) tercih ettiklerini söyler. Oysa Zafer Toprak sosyalizmle solidarizm arasındaki çizginin belirgin olmadığını, Ziya Gökalp’in makalelerinde sosyalizmle açıklanabilecek fikirler bulunduğunu söyler. Zafer Toprak popülist düşüncenin bu şekilde Türkçülük, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Batıcılık gibi değişik fikir akımlarınca benimsendiğine dikkat çeker.

Demokrasinin yerine geçen bir kavram
Zafer Toprak’a göre popülizm, köylülüğün ortadan kaldırılamadığı modern toplumlarda demokrasinin yerine geçen bir kavramdır. Kesin hatlarıyla belirginleştirilen bir popülizm tanımı yoktur. Zaman ve mekâna göre değişen popülizm tanımlarıyla karşılaşırız. Bu yüzden “Fransız popülizmi”, “Çin popülizmi”, “Rus popülizmi” gibi adlandırmalar yapılır. Türk popülizmi ise Rus ve Çin popülizmlerine benzer. Üç ülkenin popülizm anlayışı Fransız solidarizmine yakındır. Zaten Zafer Toprak Türk popülizminin Fransız solidarizmi ve Rus narodnizminden fazlasıyla etkilenerek ortaya çıktığını belirtir. Oysa demokrasi özellikle II. Meşrutiyet döneminden itibaren ideal bir yönetim şekli olarak görülmüştür. Fakat demokrasi modernleşmenin tamamlanmadığı, sanayi devriminin gerçekleşmediği ülkelerde popülizme dönüşmek zorunda kalır.

Akademik bir yolculuk
Zafer Toprak “Türkiye’de Popülizm”de Cumhuriyet’le birlikte ayrışmaya başlayan, sınırları keskinleşen ideolojilerin çıkış noktasına doğru akademik bir yolculuk yapar. Gerçekten de 1970’lerde zirve yapacak olan fikir ayrılıklarının tohumları II. Meşrutiyet döneminde atılmıştır. Ve yine çok ilginçtir, değişik ideolojiler aynı kaynaktan çıkmıştır, birbirine çok yakın kaygılar eşliğinde kendini göstermeye başlamıştır. Bu açıdan Türkiye’de Popülizm; Türk düşüncesinin, Cumhuriyet dönemine ışık tutacak, çoğu önyargıları yıkacak, merak uyandırıcı, şaşırtıcı derecede düşündürücü ve bilgilendirici bir çalışmadır. Şimdilerde sosyalizmle eşdeğer görülen çoğu ideolojilerin aslında Türkçülükle ortaya çıktığı, milliyetçiliğin Balkanlar’dan Anadolu’ya gelirken birçok ideolojiyi de beraberinde sürüklediği görülür.

Zafer Toprak olabildiğince objektif kalmaya çalışan, incelemelerini sağlam kaynaklar üzerinden geliştiren ve genişleten bir profesör. Türkçesi sade, üslubu ise gayet akıcı… Türkiye’de Popülizm, Türk düşünce ve tarihine merak duyanlar için atlanmaması gereken bir kaynak.