DERTLİ KEKLİK DERTSİZLERE DERT AÇAR

DERTLİ KEKLİK DERTSİZLERE DERT AÇAR

Kekliksek güvenli yurdumuz kayadır. Düz ovada avlarlar çünkü. İki keklik olarak bir kayada ötüyorsak, bu imrenilesi bir durumdur. Bizim imrenilesi bir durumda olmamız başkalarının derdinin artmasına yol açar. En basit anlam katmanıyla “iki olma”, “ikiden bir olma” şansını kaybedenlerin… İki kekliğin bir kayada “ahenkli” ötüşünden “derdimizi artırmamız” ölüm acısı, aş acısı gibi acılarımızın açığa çıkması, en hafifinden bizi yalnızlığımızla yüzleştirir. İki kekliğin bir kayaya yaslanması, bir dereden su içmesi de öyle…

Türküdeki, “Buna kara sevda derler tez geçer” ve “Bir gün olur deli gönül uslanır” dizeleri kendimizi teselli içindir. Ortada “uyumlu”, “doğal mecrasında akan hayatı birlikte paylaşan” öten, sulanan, yaslanacağı bir “kaya” olan iki keklik vardır ve biz kendi derdimizle yalnızızdır.

Türküdeki en çarpıcı dize “Dertli keklik dertsizlere dert açar”dır…  Hani keklikler mutluydu? Dertsizdi. Her ne kadar ötüşen iki keklikten ikisini de dertsiz görsek de, doğal olarak bir kekliğin dertli ötüşü diğer keklikleri de dertlendirir. O ötüşe katılırlar. Onların da sesi dertlenir. Ya da o iki keklikten biri ötmüştür de diğer keklik dertlenip o ötüşe eşlik etmiştir.

Esasında dertli kekliğin dertsizlere dert açması, millet olarak, bu türküyü yakan kolektif bilincin derde, dertliye, dertsize bakışını da yansıtır. “Başkasının derdiyle dertlenmek” gibi bir hayat tarzımız olduğu müddetçe insan olabileceğimizi ihsas ettirir bize.

Türkü şöyle:

“İki keklik bir kayada ötüyor
Ötme keklik derdim bana yetiyor
Annesine kara haber gidiyor

(Yazması oyalı kundurası boyalı yar benim
Uzun da geceler yar boynuma sar benim)

İki keklik bir dereden su içer
Dertli keklik dertsizlere dert açar
Buna kara sevda derler tez geçer

İki keklik bir kayada yaslanır
Teke bıçak gümüş kında paslanır
Bir gün olur deli gönül uslanır”

Nakarat kısmındaki “aman aman”ları ve türkü gövdesindeki bağlaçları “de da”ları bilerek atladım. Rahmetli Muzaffer Sarısözen Balıkesir’den derlemiş bu türküyü. Kaynak kişisi Mustafa Sarı…

Peki, kimden dinleyelim?
Ben Nurettin Rençber’den dinlemeyi seviyorum. Siz kimden isterseniz… Yeter ki dertsizlere dert saçan bir edası olsun.