Desenlerin Dünyasında Yolculuk

Desenlerin Dünyasında Yolculuk

Sanat ve zanaat ile iç içe geçen bir aileden gelen Tuğçe Diri; annesinin, anneannesinin ve teyzelerinin el becerilerini görerek yetiştiği renkli bir çocukluğun ardından kendine kariyer olarak ressamlığı seçmiş.

Tam bir desen tutkunu olduğunu ifade eden Diri, yağlıboya ve akrilik çalışmalarının yanı sıra çizginin yerine geçebilecek ip ya da kumaş gibi formlarla farklı resim serileri tasarlıyor.

Ailesinin etkisiyle ressam oldu

Eskişehir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul’a gelen ve 2011’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü ve Uygulamalı Litografi Atölyesi’nden mezun olan Tuğçe Diri, yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamladı. Sanat çalışmalarına İstanbul Kadıköy’deki atölyesinde devam eden Diri, “Resim bölümünü seçmemde ailemin de çok etkisi oldu. Özellikle annem, çok başarılı bir zanaatkâr. O da kendi annesinden el almış. Öğretmen olan teyzelerim de resim yapıyor. Kısacası emeğe önem verilen bir ailede büyüdüm. Kuzenim, benden 2 yıl önce Eskişehir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazanmıştı. Böyle bir bölümün varlığından ben de ortaokulda haberdar oldum. Sınavlarına girdim ve kazandım. Mimar Sinan Üniversitesi’nde okumak istiyordum. Bu nedenle sınavlara hazırlanmak için İstanbul’a geldim. Hazırlık sürecinde Özlem Üner ile çalıştım. Kendisi de Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi. Bu amaç doğrultusunda Mimar Sinan’ı kazandım. Belli bir disiplin ve farklı atölye ortamları kapsamında eğitimimi tamamladım. Yüksek lisans tez konum ise ‘geleneksel sanatların çağdaş Türk resim sanatına etkisi’ydi.” diyor.

Organik formlarla ilerliyor

Üniversiteden mezun olur olmaz kendi atölyesini kuran Tuğçe Diri, resim dersleri vermeye de başladı. Asıl disiplinin, yalnız başına çalışmakla geliştiğini ifade eden Diri, “Kitap okumak ve müzik dinlemek beni çok etkiliyor. Bir kitabı neden okumaya karar verdiğinizi kavramanız, sizi farklı kaynaklara yönlendirerek üretim sürecini başlatıyor.” yorumunda bulunuyor. İlk kişisel sergisini, ‘Döngü’ teması ile 2016 yılında Anna Laudel Contemporary’de gerçekleştiren Diri, ikinci kişisel sergisini de yine Anna Laudel Contemporary’de, ‘Bir Başka Dünya’ temasıyla hayata geçirdi. Farklı karma sergilere de katılan Diri’nin işleri Akademililer Sanat Merkezi, Contemporary Istanbul, Artist 2010 ve İmoga Art Space olmak üzere birçok galeri ve fuarda sergilendi. Zaman zaman pentür kullanmayı, iki boyutlu nesne üzerinde derdini anlatmayı tercih ettiğini dile getiren Diri, “Benim için önemli olan üretirken yaşadığım süreç ve o an aldığım haz. İşin estetik kısmıyla, zanaat kısmıyla uğraşmayı seviyorum. Son kişisel sergim ise ‘Bir Başka Dünya’, birbirinden farklı 3 konunun, birbirine bağlanmasıyla ilgili bir sergiydi. Önce tuval üzerine yağlı boya ya da akrilik olan renkli resimler vardı. Organik formlarla çalışmayı seviyorum.” diyor.

İp, çizginin yerine geçerse…

‘Bir Başka Dünya’ sergisinde ütopik bir dünya yarattığını ifade eden Tuğçe Diri, bu süreci şöyle özetliyor: “Sergide yer alan renkli eserler, daha çok bu dünyadan olmayan ama hepimize ortak gelebilecek birtakım dokulardan oluşuyor. Organik bir dünyayı yansıtan bir seri ürettim. Tam bir desen tutkunuyum. Bu nedenle tüm çalışmalarımda önce desen çiziyorum. İlk esinlenmeyi, ilk anlık paylaşımı desenle ifade ediyorum. Bu aktarım sürecinin ardından desenleri renklendiriyorum. Bunun plastik sorgulamasını yaparken aslında ortaya birçok resim de çıkmış oluyor. Seriler üzerinde çalışmayı bu nedenle seviyorum. Renkli serilerin ardından rengi çekip soyutlamaya başladım. Ardından desenlerim, kendi organik motiflerini oluşturmaya başladı. Daha organik olan, daha motifsel olarak tasarlanmış, sade desenler öne çıkmaya başladı. Bu süre zarfında dantel örmeye başladım. İpin, çizginin yerine geçmesini istedim ve zanaatı temsil eden iple, kendi desenlerimi birleştirdim. Zaten hâlihazırda var olan desenlerimi iplerle örmeye başladım. İki boyut üzerindeki kaygıdan yola çıkarak tuval şasesini kullandım. Tuval şaselerinin üzerine kasnak oluşturup ona göre ilerledim. Bu sergi, bir sanatçının, bir süreçten başka bir sürece geçişinin bir yansıması oldu.”

Yeni bir seri üzerinde çalışıyor

Yeni bir seriye başlayan Tuğçe Diri, “Bu seride, yine desenler ve alt eskizlerle başladım ama bu kapsamda bir resim yapacağım. Bu çalışmanın sonucunda sergileyeceğim sadece bir resim olacak. Üretim biçimim; deneyerek, serileri çoğaltarak kendimce tatmin olana kadar üretmek. Ağırlıklı olarak tuval ve kağıt üzerine yağlıboya ve akrilik kullanıyorum. İlk refleksim ise her zaman desenle öne çıkıyor. Desenle düşünmeyi seviyorum. Bundan sonraki üretimlerimde de tıpkı dantel gibi benim için sembolik değeri olan ve çizgi yerine geçebilecek farklı malzemelere yöneleceğim. Önümüzdeki sergide birtakım kumaş parçaları kullanacağım. Çünkü patchwork resimler oluşturmaya başlayacağım.” diyor. Güne uzun bir yürüyüşle başlayan ve kahvesini içtikten sonra atölyesine gelip çalışmaya başlayan Diri’ye hedef kitlesi daha çok sosyal medya hesabı üzerinden ulaşıyor. 40-50 yaş arası bir kitleye hitap ettiğini vurgulayan Diri, “Hedef kitlem, eserlerimle kendi deneyimleri arasında bir bağ kurarak ilerliyor. Herkesin evinde dantel vardır. Bir eserde dantel görmek, onları tanıdık bir malzemeyle karşı karşıya getiriyor. Bu konuyla ilgili bir diğer farklı hayalim ise kız çocuklarının anneleriyle ve geçmişle kurdukları ‘an bellek’, ‘an arşiv’ gibi bir çalışma gerçekleştirmek. Bir diğer önceliğim ise daha kuramsal bir alanda doktoraya başlamak.” diyor.

*FOTOĞRAFÇI/FERHAT MAKASÇI