Dostluk ve Düşmanlığın Ötesinde

Dostluk ve Düşmanlığın Ötesinde

Konuşanlar, Bir Hüzünle Sesinde (2015, Can Yayınları); Ziya Osman Saba’nın dergi ve gazetelerde kalan yazı, söyleşi ve mektuplarından oluşuyor.

Ziya Osman Saba’nın şiir ve hikâyelerinde olduğu gibi yazı, söyleşi ve mektuplarında da ön plana çıkan unsur, samimiyettir. Saba’nın hiçbir metninde yapmacıklığa rastlanmaz. Düşünmediği ve hissetmediği hiçbir şeyi yazmaz. O yüzden olsa gerek, yazıları gayet etkileyicidir. Özellikle arkadaşı Cahit Sıtkı Tarancı’yı anlattığı metinlerinde hüzün, acı ve gözyaşı vardır. Bundan okuyucu kendi payına düşeni alır. İlginçtir, Saba anı yazılarında duygu yoğunluğuna rağmen gayet realisttir. Realizmi dürüstlük anlamında da kullanabiliriz. Onda, arkadaşı olduğu için Tarancı’yı kayırma, hoş gösterme, onda olmayan meziyetlerle övme çabasına rastlanmaz. Neyi gördü ve yaşadıysa, onu yazar Saba. Anlattığı kişinin iyi yönleriyle birlikte hoş olmayan yönlerini de belirtmekten çekinmez.

Şiir yazılarında da aynı gerçekçiliği görürüz. Saba, Türk şiirinin lirik, “saf şiir” damarını benimsemiş, bu görüş istikametinde şiirler yazmıştır. Yazılarında esas aldığı, yargıda bulunmadan önce karşılaştırma yaptığı şairler de genellikle saf şiirin temsilcileridir. Mesela sık sık Ahmet Haşim ve Yahya Kemal’den örnek verir, hakkında yazdığı şiirle ilgili yargıda bulunurken veya fikirlerini izah etmeye çalışırken… O yüzden olsa gerek üzerinde en çok durduğu şairler, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Muhip Dıranas, Tarancı ve Oktay Rıfat’tır. Adı geçen şairler de, lirik şiirin güçlü temsilcileridir.

Saba’nın yazılarından dönemindeki şiir hareketlerine dair fikir edinmek de mümkün. Saba’nın dikkate aldığı, beğendiği, haklarında yazı yazdığı şairlere baktığımızda, aynen kendisi gibi onların da birer Baudelaire ve Rimbaud hayranı olduklarını görürüz. Hemen hepsi de yenilik peşindedir, daha doğrusu arayış içindedirler. Şiir yazarlar, fakat hikâye ve roman yazmayı da ihmal etmezler. Saba’nın da belirttiği gibi, 1940’larda farklı şiir akımlarının sayısı, değerlendirme ve sınıflandırma yaparken kişiyi zorlayacak derecede artmıştır. Bir yanda serbest şiirin güçlü isimleri Nazım Hikmet ve Orhan Veli, diğer yanda hece şiirinin tavizsiz temsilcileri Necip Fazıl ve Ahmet Muhip Dıranas, aynı derginin içinde bağımsız diyebileceğimiz Asaf Halet Çelebi, Behçet Necatigil, Cahit Külebi ve Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın yan yana duruşu. Saba, bu zenginliğin içinde, kendi çizgilerini en net ortaya koyabilen, bununla birlikte diğer çizgilere de saygıyla yaklaşan, yer yer onları anlamaya çalışan ender şairlerden biridir.

Yazılarında ölçülü davranmaya çalışır Saba. Eleştiri ve övgüde aşırıya kaçmaktan sakınır. Oysa Saba’da kendini çok belli etmese de, alttan alta duyurmaktan da çekinmeyen, dinmek bilmez bir coşkuyla da karşılaşırız. Sevmek ve yaşamak coşkusu diyebiliriz buna. O, güzel bir şiir okuduğunda heyecanlanır. Ya da eline güzel bir roman geçtiğinde, -mesela Abdülhak Şinasi Hisar’ın- coşkusunu belli etmekten çekinmez. Yazıların tamamı, bu coşkunun izini sürerek de okunabilir. O zaman da Saba’nın o dingin ve enfes Türkçesinin tadına varılabilir.

Yazarın Kitaplığı

– Mitat Enç, Uzun Çarşının Uluları, Ötüken Neşriyat

– Ş. Teoman Duralı, Felsefe Bilimin Odağında Metafizik, Şule Yayınları

– Mesut Bostan, 40 Soruda Türk Sineması, Ketebe Yayınevi

– Kemalettin Kamu, Gurbet Benim İçimde, Dergâh Yayınları