Dünyanın En Sosyal Kentleri

Dünyanın En Sosyal Kentleri

Sosyal kentler, günün her saati, sakinlerine yaşamın güzelliklerini sunmak için şekilden şekile girerler, gündoğumundan günbatımına…

İnsanıyla konuşan kentler vardır. Adeta paylaşırlar, önerirler ve sürprizleriyle mutlu ederler… Canlı, dinamik ve sosyaldirler… Günün her saati, sakinlerine yaşamın güzelliklerini sunmak için şekilden şekile girerler, gündoğumundan günbatımına… Keyiftir böyle kentlerde yaşayabiliyor olmak. İnsanı besler, yaratıcılığı cesaretlendirir ve üstelik de eğlendirirler. Bu gezegende istediğimiz yerde yaşama lüksümüz olsaydı, muhtemelen seçmekte zorlanırdık. Sosyal kentlere ancak bir girizgah niteliğinde olabilecek listemizde, sadece yaşamanın değil ziyaret etmenin de bir ayrıcalık olduğu destinasyonları paylaşıyoruz.

 

BERLİN

Enerjik ve hareketli Berlin, coşkulu kent yaşamı ve canlı sanat mekanlarıyla, dünyanın en genç ve sosyal kentlerinden biri. Soğuk Savaş Almanya’sı ve duvarla bölünmüş bir kent olmanın sıkıntısını üzerinden atalı çok oldu. Bu kozmopolit ve uygun fiyatlı başkentin, Mitte, Friedrichshain, Prenzlauer Berg ve Kreuzberg gibi mahallelerinde, restoranlar, kafeler, grafitili dar sokaklar, sanat galerileri her daim dolup taşar. Bu mekanlarda yalnız kalmak imkansızdır ve her biri kendilerine özgü sürprizleriyle eğlencelidir. Hele bir de güneş açınca “sosyal”lik bir kentte nasıl yeşerir, o zaman görmek mümkün. Berlin gerçekten de hiç uyumayan şehirdir. Bazen, Berlinliler Almanya’nın adeta vatandaşlık görevi, ‘iyi vakit geçirmek’ten başka bir şey olmayan insanları gibi gözükseler de, Berlin’in zengin tarihine açılan bir pencere de müzeleridir. Yani eğlence varsa sanat ve tarih de peşini bırakmaz. Yaratıcılığa gelince, gökyüzü sınırsızdır. Bu alanda Avrupa’nın en büyük atılımı yapan kentlerinden biri olmuştur. Son 20 yılda şehir, yeni fikirleri besleyen ve teşvik eden mekanlarla doldu. Adeta dev bir kültürel laboratuvara dönüştü. Bunda, kentte ucuz kiralara bol mekan bulabilmenin de etkisi oldu kuşkusuz. Tiyatro, konser ve opera sahnelerinin de sanatsal olarak ne denli doyurucu olduğunu da eklemeden geçmeyelim.

KUALA LUMPUR

Minareler, Moğol tarzı kubbeler ve gökdelenlerden oluşan bir siluet, banyan ağaçlarının gölgelediği renkli, yiyecek tezgahları ve kaotik sokaklar… İşte Malay, Çinli, Hintli ve yerli toplulukların sosyal yaşamda ve yönetimde kaynaştığı, Güneydoğu Asya’nın en çarpıcı, zengin, kendine has karaktere ve ritme sahip ülkesi, Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur. İklimi boğucu olsa da, Kuala Lumpur tüm duyular için bir şölendir. Tarihi anıtlar, çelik kaplı gökdelenler, yemyeşil parklar, mega boyutlu alışveriş merkezleri, hareketli cadde pazarlar ve gece mekanları hepsi de hiç kesintisiz yaşamın içinde kendini hissettirir. Bu capcanlı karışımın vazgeçilmez unsurları, tütsülenmiş, rengarenk süslenmiş camileri ile Malay, Çin ve Hint topluluklarının tapınaklarıdır. Yerel halkla sosyalleşmek için, en sevdikleri eğlencelerinde onlara katılın: Alışveriş ve yemek. Parıldayan klimalı alışveriş merkezlerinde, Malezya’nın tüketici kültürünü, tasarım dünyasını ve modasının trendlerini yakalayabilirsiniz. Yerel markalar, sıra dışı bağımsız tasarımcılar, hediyelik eşya ve el sanatlarının yanı sıra Çin Mahallesi’nde ve çevresinde halen az sayıda zanaatkâr ve antikacıya rastlamak da olası. Kuala Lumpur’un, diğer Asya kentlerinden farkı, teknolojik gelişme ve batı özentisiyle birlikte geçirdiği endüstrileşme sürecine rağmen, yerel karakterini koruyabiliyor olması. Çin Mahallesi’nde gelenekleri olduğu gibi yaşatanların yanından ayrıldıktan sonra başınızı kaldırıp dünyanın en yüksek binasıyla karşılaşabiliyorsunuz. Mimaride de farklı stiller göze çarpıyor; İngiliz sömürge dönemine ait zarif binalar, modern camiler, ezici gökdelenler, sanat eseri tapınaklar birarada. Sıcağa rağmen, burası yürüyerek en iyi keşfedilen bir şehir. Yürüyün ve kentin tüm sürprizlerini yakalayın.

TAHRAN

Görkemli, karla kaplı Elburz Dağları’nın aşağı yamaçlarındaki Tahran, İran’ın en liberal kentlerinden. Burada zaman geçirdikçe, kentin kaotik bir beton yığını ve çılgın trafik kargaşasından çok daha fazlası olduğunu teslim edeceksiniz. Burası, ülkenin kalbinin attığı, modern İran’ı geleceğiyle birlikte kucaklayan, sosyal bir kent. Bu büyüleyici metropol, keşfettikçe, sizi 250 yıldan fazla İran tarihinin derinliklerine davet eder. Göz kamaştıran Gülistan Sarayı’ndan capcanlı Kapalı Çarşı’ya, görkemli Azadi Kulesi’nden Tabiat Köprüsü’ne, Şah döneminin zenginliğini gözler önüne seren Mücevherat Müzesi’nden Persepolis’in büyüleyici tarihi dahil ülkenin arkeolojik derinliğini biraraya toparlayan Ulusal Müze’ye, kent sizi benzersiz bir yolculuğa çıkaracak. Kentin mükemmel müzeleri ve sakin bahçeleri bir yana, yaşam da gençlerle kaynıyor. Modern kafelerden, geleneksel çayevlerinden ve dağlardaki yürüyüş parkurlarından, tatlı dilli İranlılarla sohbet etmeden ayrılmak ne mümkün! Gelenek ile modern yaşamın mükemmel bir birleşimi olan Tahran, İran’ın içine kapanık mizacına ardına kadar açılan bir pencere.

NEW YORK

Wall Street’in gökdelenlerinden Times Square’in dumanlı neon ışıklarına, Central Park’ın mevsime göre renk değiştiren doğasından Metropolitan gibi birinci sınıf müzelere, New York, başka kentlerle karşılaştırmada zorluk çekeceğimiz, önüne geçilemeyen bir enerjiye ve dinamizme sahip. Çok köklü bir tarihe sahip olmasa da, dünyanın bu küresel eğlence, moda, medya ve finans merkezi, sosyal yaşamın tüm incelikleriyle karşınıza çıkıyor. Sadece dünyanın unutulmaz simgeleri arasında yerini almış Özgürlük Anıtı değil bu kenti özellikli yapan. Onu anlayabilmek için kılcal damarlarında dolaşmak yani mahallelerini ve arka sokaklarını arşınlamak gerekiyor. Bu keşifler de aynı derece ödüllendirici. New York adeta dünya kentlerinin biraraya gelip birlik oluşturduğu bir meydan gibidir. Her ırk, cinsiyet, etnisite için bir yaşam deneyimi vardır. 200’ün üzerinde milliyet ile farklılıkların çoğu zaman kucaklandığı bir toplumdur. Sanat sınırsızdr, dünyanın tüm tadları burada toplanmıştır. Kafeleri, kitapçıları, mimari çeşitliliği ile adeta Alis Harikalar Diyarı’dır. Kıtaları geçmek, bu kentte birkaç cadde geçmek kadar kolaydır. Çin Mahallesi’nin Budist tapınaklarından ve dumanlı lokantalarından çıkıp kendinizi dünya markası butiklerin olduğu sokaklarda bulmanız bu kentte şaşırtıcı olmamalıdır. Sanata gelince bir deryadır; kültürün her seviyesini New York kucaklar. Güneş, Hudson Nehri’nin ardından yavaş yavaş batarken, gökdelenler geceyi aydınlatır ve New York büyük bir sahneye dönüşür. Dünya çapında tanınmış oyuncuları, dansçı ve müzisyenleri bu kez kanlı canlı Broadway’in efsanevi sahnelerinde görmek insana en çok da burada nasip olur.

VARŞOVA

Polonya’nın başkenti Varşova, bir kentin başına gelebilecek en kötü tarihe maruz kaldı; II. Dünya Savaşı’nın sonunda neredeyse tamamıyla yerle bir olma noktasına geldi ancak yine de hayatta kaldı. Günümüzün Varşovalı gençleri ve ziyaretçileri için II. Dünya Savaşı tamamıyla geçmişe gömülmüş olabilir ancak kentin yüzde 85’inin savaşta tamamen yıkıldığını unutmak imkansız. “Küllerinden doğan” tanımı, Varşova’ya yakıştığı kadar başka hiçbir modern Avrupa kentine uymuyor. Belki de Varşova’nın en belirgin kalitesi; değişim. Kent, çağlar boyunca defalarca işgal edilip tahrip edilmiş olmasına rağmen zaman içinde kendisini ne kadar çabuk ayaklandırdığını ve yeniden yarattığını fark etmemek zor. Varşova’nın dönüşümü başarıyla devam ediyor. II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki yıllar içinde, Polonya’nın başkenti sık sık ancak oldukça haksız yere “beton orman” olarak nitelendirildi. Oysa bugün, 21. yüzyılda, ziyaretçisini sürekli şaşırtan bu kent, bu tanımlamayı çoktan unutturdu. Berlin, Paris veya Roma kadar “Avrupa başkenti” etiketine layık. Bugün kent, büyüleyici mahalleleri ve mimari simgeleriyle nadide bir koleksiyon gibi. Mükemmel müzeleri karmaşık tarihini tadına doyum olmayan bir hikaye gibi sergiliyor. Ancak kent hakkındaki her şey geçmişle ilgili değil. Canlı, sosyal bir kentten bekleyebileceğiniz her şeye sahip; beş yıldızlı lüks oteller, gelişen sanat ortamı, çağdaş mimari, gurme restoranlar, popüler kulüpler ve lüks mağazalar… Bu feleğin çemberinden geçmiş, cesur kent, yine de şıklık ve modernlikten daha fazlasına sahip; üzerine titrenerek, korunmuş hatıralara…