DÜNYANIN MASALSI DURAKLARI

İnsan bir yolculukta ne arar? Başka hayatlar, başka kültürler, uzak diyarlar kuşkusuz… Yolculuğun hedefleri arasında, bir de masalsı diyarların içinde kendini ve sıradan hayatını geride bırakmak da yok mudur? İşte tamamıyla her şeyden uzaklaşmak ve kendini bile unutmak isteyenlere, peri masallarından çıkma, sıradışı, üstelik bu gezegendeki yolculuğumuzu katlanılır ve özel kılan birkaç durak… Yolculuk sizden, masallar gezegenden olsun…

BAGAN / MANDALAY, MYANMAR
Bir tapınaklar kenti… Uçsuz bucaksız… Myanmar’ın Mandalay bölgesindeki bu antik kent, ülkenin en cazibeli ve masalsı yerlerinden. Eski adı Pagan olan Bagan, 9. yüzyıldan 13. yüzyıla kadar Pagan Krallığı’nın başkentiydi.

10 binden fazla tapınak
Krallık 11. ve 13. yüzyıllarda zirveye ulaştığında Bagan ovalarında yaklaşık 10 binden fazla Budist tapınağı, pagoda ve manastır vardı. Bugün 2 binden fazlası halen ayakta. Burası, Bagan Arkeoloji Bölgesi olarak biliniyor. Ovalardaki tapınaklardan bir diğerine toprak yol ve patikalardan ulaşmak mümkün. Eski Bagan’daki Ananda Pahto ve Bagan’daki Dhammayangyi Pahto, görmeye değer birçok tapınaktan sadece ikisi.

 

NEUSCHWANSTEİN ŞATOSU / BAVYERA, ALMANYA
En sevdiği hayvan kuğu olan, şiirden, mimariden, müzikten hoşlanan, savaştan ve silahlardan haz etmeyen, etrafındaki herkes avlanırken şato planları çizen bir kraldı II. Ludwig… Efsanevi genç kral Ludwig tahtından vazgeçebilirdi belki ama romantik olmaktan hiçbir zaman kendini alamadı. ‘Peri Masallarının Kralı’ olarak anılması boşuna değildi ama bu ünvandan önce ‘Deli Prens’ olarak ün salmıştı. İflas etmeyi göze alarak, gökyüzüne yakın olmak için, vahşi bir tepede, göllerin ve şelalelerin arasında, akıl durdurucu Neuschwanstein Şatosu’nun inşaasına girişti.

En romantik şato
Bir mimar yerine bir sahne tasarımcısıyla çalışıp, destekçisi olduğu, sevgili dostu, besteci Richard Wagner onuruna şatonun duvarlarını onun operalarından sahnelerle süsledi. II. Ludwig ölür ölmez borçlarının ödenebilmesi için şato ziyaretçilere açıldı. Her yıl 5 milyon kişinin konaklamalı, 2 milyon kişininse günübirlik olarak ziyaret ettiği Almanya’nın en ünlü turistik rotası Romantik Yol’un üzerinde, romantizmin en ağır bastığı yer II. Ludwig’in gözbebeği Neuschwanstein Şatosu’nu gezerken, bir masal dinliyormuş gibi hissetmeniz şaşırtıcı olmayacaktır.

 

PAMUKKALE / DENİZLİ, TÜRKİYE
Denizli’den Pamukkale’ye, Çürüksu Vadisi’nden gelenler, şaşırtıcı bir manzarayla karşılaşırlar. Çökelez Tepesi’nin yamaçlarında, güneş ışınlarına göre, rengi farklılaşan, teraslı yamaçlar uzaktan bir pamuk tarlasına benzer. Bir zamanlar turist kızlar, aynen Venüs’ün istridye kabuğunda durduğu gibi, Pamukkale’nin bembeyaz teraslarında yüzer ve fotoğrafçılara poz verirlerdi. Bu fotoğraflar, dünyada elden ele dolaşır ve burası her seferinde daha fazla turist akınına uğrardı. Artık havuzlarda yüzenlere rastlamayacaksınız. Travertenlerin zarar görmesi bu şekilde engelleniyor.

Tarih içinde yüzmek
Antik dönemlerden beri kullanılan kaynağın oluşturduğu traverten havuzların hepsi, her zaman su ile dolu değil. ‘Ön taraf’ denen kısım, en güzel manzaraya sahip olduğundan ve bir zamanlar bütün teras havuzlara buradan inildiğinden, en popüler yerdi. Bugün sadece belirlenen bir kanal boyunca yürünebilmesine ve tepedeki birkaç havuza girilmesine izin veriliyor. Hierapolis Müzesi’nin yanındaki Pamukkale Termal’de sütunların arasında yüzmek de ayrı bir deneyim.

 

BATU MAĞARALARI/ KUALA LUMPUR, MALEZYA
Malezya’nın ve başkent Kuala Lumpur’un kültür mozayiğini en iyi hissedebileceğiniz Çin Mahallesi’nde, ülkeye gelen ilk Hintli göçmenler tarafından kurulan, çarpıcı bir girişe sahip Sri Mahamariamman Tapınağı (1873) ile Taoist tapınak Sze Yah’ı (1864) görmeye değerdir. Her yıl ocak sonu ve şubat başlarında yapılan Thaipusam Festivali’nde (Yeni Yıl) gümüş bir at arabası bu tapınaktan çıkarılıp şenliklerle, 15 kilometre mesafedeki Batu Mağaraları’na götürülür. Yaklaşık bir milyon hacı, vücutlarını deşen inançlıların akıllar durdurucu gösterilerini izler.

Altından heykel
122 metre yükseklikte dev bir kireçtaşı kayalığa oyulmuş bu görkemli mağaralara ibadet etmek için ulaşmak isteyen ziyaretçiler 272 basamak tırmanırlar. 400 milyon yıl önce kalker kayalarının altında oluşan odacıklardan meydana gelen Batu Mağaraları’nın yanında son derece etkileyici; altından, Hindular’ın akıl, sevgi, savaş ve zafer tanrısı olan Rab Murugan’ın heykeli bulunuyor.

 

THE DARK HEDGES / BALLYMONEY, KUZEY İRLANDA
18. yüzyılda, Stuart ailesinin özel arazilerine giden yol üzerine ektikleri ve sonraları birbirine kenetlenerek gölgelik yapan bu budaklı, kayın ağaçları tüneli, bugün Kuzey İrlanda’nın en çok fotoğrafı çekilen yerlerinden. ‘The Dark Hedges’ olarak bilinen ve 200 yıl bozulmadan kalabilmiş kayın ağaçlarından oluşuyor bu tünel, aynı zamanda popüler Game of Thrones dizisinin çekimlerinin yapıldığı yerlerden biri.

Ürkütücü ve fantastik
Ürkütücü, bir o kadar da fantastik bu doğal caddeyi, arabasız ve tenha yakalamak neredeyse mümkün değil. Burayı görmek için en isabetli zaman, günbatımı… Hatta yolun, alacakaranlıkta ortaya çıkan Gri Leydi adlı bir perisi olduğu efsaneler arasında.

 

YILDIZ KURDU MAĞARASI / YENİ ZELANDA
Nemli ve karanlık tüneller… Size cehennemi mi çağrıştırıyor? Oysa yeraltı nehirleri ve labirentleriyle, Waitomo Yıldız Kurdu Mağarası’nda etrafınıza büyülenmiş olarak bakarken, buraya şans verdiğiniz için pişman olmayacaksınız. Bölgede, bir asrı aşkındır ziyaretçilerin hayranlığını çeken, tespit edilmiş 300’den fazla mağara var.

Ateş böcekleri gökyüzü etkisi oluşturuyor
Sarkıt ve dikitli bu kireçtaşı mağaralarının asıl özelliği, sadece bu bölgeye özgü olan ve larva dönemleri boyunca ışık yayan ateş böcekleri (Arachnocampa luminosa). Mağaranın çatısındaki larvalar, ipek yuvalarına dönüşüyor ve ipek parçaları tavandan sarkarken parlak, etkileyici bir görüntü oluşuyor. Waitomo keşfinizin klostrofobik olmasına gerek yok çünkü Yıldız Kurdu Mağarası, ışıklandırılmış bir katedrale benziyor. Böceklerin ışığıyla mağaranın tavanı gökyüzünü andırıyor. Çok derinde olmasına ve hiç bir yerden güneş ışığı almamasına rağmen, yapay ışık olmadan, mağaranın yeraltı göllerini ve galerilerini tekneyle gezmek bambaşka bir deneyim.

ANSE SOURCE D’ARGENT PLAJI / LA DİGUE ADASI, SEYŞELLER
İkonlaşmış ve kartpostallaşmış bir tropikal cennet manzarası varsa, bu büyük ihtimal La Digue Adası’na aittir. Zümrüt yeşili deniz, şeker beyazı kumsallar ve denizin şekillendirdiği dev granit kayalıklar… Bilenler bu manzaranın hemen adanın batı kıyısındaki, fotojenik Anse Source D’Argent plajında çekildiğini söyleyeceklerdir. Dünyaca ünlü bu plajın vakti akşamüstü; en güzel ışıkta, seyretmekten yorulmayacağınız granit kayalıklara, cangıllarla kaplı tepelere karşı yüzebilirsiniz.

Zamanın durduğu yer
Ulaşımın bisiklet ve öküz arabasıyla sağlandığı, 2 bin nüfuslu La Digue, huzurlu ritmi, çoğu asfaltlanmamış yolları, patikaları, geleneksel yaşamı ve mimarisiyle, zamanın durduğu izlenimini veriyor. Ada, yan gelip yatılacak, keyfi çıkarılacak bir yer. Anse Source D’Argent plajına giden yol üzerinde geleneksel yöntemlerle hindistancevizi yağı elde edilen çiftlik L’Union Estate var.