Duyguların Merkezine Yolculuk

Duyguların Merkezine Yolculuk

Üretimin her sürecinden farklı bir anlam çıkaran ve duygulardan beslenen Kilart Seramik Atölyesi’nin kurucusu Tülin Edgüer Bostancı, dışavurumcu bir stile sahip.

Mutluluktan korkuya, endişeden heyecana her ruh ve duygu halini tasarımlarına yansıtan Bostancı; kille, toprakla ve gelgitli ruh halleriyle bütünleşmenin kendisi için başlı başına bir terapi olduğunu vurguluyor.

Çocukluktan gelen bir tutku

Seramik sanatı çok geniş bir alanı kapsıyor. Endüstriyel üretimden fonksiyonel, dekoratif ve artistik obje tasarımına kadar pek çok farklı alanda çalışmalara imza atılabiliyor. Kilart Seramik Atölyesi’nin kurucusu Tülin Edgüer Bostancı, bu çerçevede bireyin kendini keşfetmesinin ve hangi alanda daha efektif işlere imza atabileceğini bilmesinin büyük önem taşıdığını dile getiriyor. Sanata yönelik eğiliminin çocukluk yıllarında başladığını belirten Bostancı, “Sokakta çamurlarla ya da killi toprakla oynarken farklı formlar yaratırdım. Yaratım sürecinin içinde olmak ve malzemeye yeni bir şekil vermek, o yaşlarda bile bana büyük keyif veriyordu. Resim derslerini de oldum olası çok sevmişimdir. Yağlıboya resimlere karşı da büyük ilgim vardı. Dedem de bu konuda beni her zaman desteklemişti. Güzel sanatlar lisesinde okumak istedim ama nasıl bir yol izlemem gerektiğini bilmiyordum. Ama üniversite dönemi geldiğinde ne yapmak istediğime net bir karar vermiştim. Bu amaç doğrultusunda Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Seramik Ana Sanat Dalı’ndan 2004 yılında mezun oldum.” diyor. Üniversitenin ardından ilkokullarda resim öğretmenliği yapan Tülin Edgüer Bostancı, yaratım sürecinden hiçbir dönemde uzak kalmadığının altını çiziyor ve şöyle devam ediyor: “Büyük panolar ve dekoratif seramik çalışmalarından hiç uzak kalmadım. Anahtar Sanat ve Sığınak Sanat atölyelerinde de resim ve seramik dersleri vermeye de devam ettim.”

Ruh haline göre şekillenen tasarımlar

11 yıldır Sabancı Üniversitesi’nde haftada 3 gün Artelier adlı öğrenci kulübünde seramik, resim ve ebru dersleri veren Tülin Edgüer Bostancı, diğer günlerde de İstanbul Moda’da bulunan ve kurucusu olduğu Kilart Seramik Atölyesi’nde seramik eğitimleri düzenliyor. Sabancı Üniversitesi Artelier Öğrenci Kulübü öğrencileriyle özel bir proje üzerinde çalıştıklarını aktaran Bostancı, “İnsan eliyle deniz altına atılan kirlilik odaklı bir tema çerçevesinde bir sualtı sergimiz olacak. 2020 yaz döneminde Ayvalık’ta 15 eserden oluşan bu çalışmayı sualtına yatıracağız. Bu resif art projesinin sanat yönetmenliğini yapıyor olmaktan son derece mutluyum.” yorumunda bulunuyor.

İnsan-beden figürleri, yüz mimikleri ve duygu yoğun seramik tasarımlarına imza atan Bostancı, nasıl bir çizgiye sahip olduğu hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Daha çok dışavurumcu bir çalışma stiline sahibim. Bu ruh hali, o an içinde bulunduğum psikolojiye göre değişebiliyor. Sıkıntılı, enerjik, mutlu, küskün, sakin, stresli ya da tepkisiz… Bazen daha trajikomik bazen ise anlık ruh hallerinin yansıması. Örneğin; küçük ve oturan figürler, kaotik şehir insanının gelgitli ruhunu yansıtıyor. O serilere ‘Deliler’ adını verdim. Konsepte ve yapılacak işe göre farklı seriler ve fantastik kurgular çerçevesinde çalışıyorum. Üretim süreci, benim için çok önemli bir ihtiyaç. Hem farklı bir terapi hem de hayata bakış açımı yansıtan bir duruş… Bana daha çok işimi seven ve dışavurumcu eserlerden hoşlanan özel bir kitle ulaşıyor.”

Kişisel sergisine hazırlanıyor

Duygularıyla hareket eden, doğal olarak bu ruh halini de tasarımlarına aktaran Tülin Edgüer Bostancı, “O an ne hissediyorsam, tasarımlara da o his yansıyor. Sevdiğim filmlerin afişlerinden esinlenerek tasarladığım şişeler de aynı duyguyu veriyor. Figüratif heykel odaklı çalışmalardan da büyük keyif alıyorum.” diyor. Bugüne kadar farklı pek çok karma sergide yer alan Bostancı; Arnavutköy Art Gallery ve Louvre Müzesi’nde bir art expo’ya katıldığını vurguluyor. 2020’de gerçekleşecek kişisel sergisine hazırlandığını dile getiren Tülin Edgüer Bostancı, “Yine dışavurumcu çalışmaların yer alacağı bir tema üzerinde çalışıyorum. 21’inci yüzyıl insanının duygu, düşünce ve ruh dünyasını yansıtan konsept belirledim. Korku, endişe, hüzün, stres ve diğer pek çok duygu hali, bir arada yer alacak.” açıklamasında bulunuyor. Kilart bünyesinde çocuk ve yetişkinlere özel seramik dersleri veren Bostancı, gelecek dönemde daha özgürce üretebileceği bir alana sahip olmayı hayal ediyor. Kil ile olan tasarım sürecinin teknik detayları hakkında da bilgi veren Bostancı, bu süreci şöyle özetliyor: “Çamuru hazır satın alıyorum. Ben heykel yapımında şamotlu çamuru tercih ediyorum. Figüratif şekillendirme süreci tamamlandıktan sonra 950 derecede ilk pişirim yapılıyor. Sonrasında renklendirme aşaması başlıyor. Bu aşamaya sırlama ya da oksitleme adı da veriliyor. Ardından tasarım yeniden 1040 derece fırınlanıyor. Tasarımın kuruması ise objenin büyüklüğüne göre 1 hafta ile 1 ay arasında sürüyor. Zaman zaman ahşap ve lodos atıklarıyla da dekoratif objeler tasarlıyorum.”

*Fotoğraf Sanatçısı: Mesude Bülbül