EBRUYA ÇAĞDAŞ BİR YORUM KATIYOR

Ebru sanatının en önemli özelliği, kullanılan tüm malzemelerin doğadan elde ediliyor olması. Ebru sanatçıları fırçalarını gül dalı ve at kılından sararken, boyalarını ise toprak ve doğal pigmentlerle hazırlıyor. Kitreli su üzerinde şekillendirilen boyalar ise her defasında farklı desenler ortaya çıkarıyor. Tabiatı anımsatan ve tasavvuf felsefesinden izler taşıyan bu desenler, ebru sanatçısının iç dünyasından da etkileniyor. Geleneksel ebru sanatına modern bir üslup katmak için kolları sıvayan ve ahşap, seramik ya da kumaş gibi farklı yüzeyleri tercih eden ebru sanatçısı Başak Kızıltoprak ile Kadıköy’deki Ebrulu İşler Atölyesi’nde keyifli bir röportaj yaptık.

Marmara Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olan Başak Kızıltoprak, seramik ana sanat dalı üzerinde uzmanlaşmış bir isim. 10 yıldır ebru çalışmalarına odaklanan Başak Kızıltoprak, geleneksel ebru tekniğini modern bir çizgiye taşımayı hedefliyor. Ebru çalışmalarında ağaç, baykuş, denizatı, balık, Anka kuşu gibi yeni motifler deneyen Kızıltoprak, Ebrulu İşler Atölyesi’nde ebru çalışmalarını kâğıt dışında ahşap, taş, kumaş ya da seramik yüzeylerde hayata geçiriyor. Kadıköy’deki atölyesinde bu sanatı çok daha geniş kitlelere duyurmak için atölye çalışmaları düzenleyen Kızıltoprak, farklı bir stile sahip. Güzel sanatlar fakültelerinin geleneksel bölümlerinde ebru sanatına yönelik derslerin verilmeye başlandığını ama bu eğitimlerin yeterli olmadığını düşünen Kızıltoprak, “Ebru sanatı, deneme-yanılma ve tecrübeyle öğrenilen bir sanat dalı. Bu nedenle ebru sanatının çok daha geniş kitlelere ulaştırılabilmesi amacıyla atölye çalışmalarına başladım. Ebru sanatının çok mistik bir yanı var. Beni de bu özelliği etkiledi. Zor ve anlaşılmayan bir yanı var. Hızlı bir şekilde sonuç alınabiliyor ve doğaçlamaya uygun bir yapısı bulunuyor. Ebru sanatında eserinizi çok net bir şekilde planlayamıyorsunuz. Tesadüfî bir yanının olması da son derece heyecan verici. Bir plan yapıyor olsanız da o plana her zaman ulaşamayabiliyorsunuz.” diyor.

Ahşaptan kumaşa ebru…
Geleneksel ebru çalışmalarını modernleştirmeye yönelik stratejiler geliştiren Kızıltoprak, yaptığı çalışmalarda nasıl bir metodoloji izlediğini ise şu şekilde anlatıyor: “Ben aslında geleneksel ebru tekniklerini ve ebru malzemelerini kullanıyorum. Ama ortaya çıkan iş açısından modern ve çağdaş bir ebru sanatını yaygınlaştırmaya çalışıyorum. Ebru çalışmalarını içinde kitreli su bulunan bir teknede gerçekleştiriyoruz. Bu sıvının üzerine koyduğumuz sığır ödünden hazırlanan toprak boyalar, suyun üzerinde yüzebilecek hale geliyor. Gül dalı ve at kılından yapılmış fırçaları kullanıyoruz. Ebruya şekil vermekte kullanılan, büyük ve kalınca bir iğne olarak öne çıkan ‘biz’ ile de desenler oluşturuluyor. Bunların hepsi de doğal malzemeler. Ortaya çıkan görselin biraz daha çağı yakalayabilmesi açısından modernleşmeden yanayım. Daha figüratif ve soyut çalışmalara odaklanıyorum. Hikâyesi olan çalışmalara yöneliyorum. Daha büyük ebatlı ebru çalışmaları yapıyorum. En büyük hayalim ise dünyadaki herkesin ebruya dair bir fikrinin olması. Ebru çalışmalarını cam dışında ahşap, kumaş, seramik gibi emici her türlü yüzeye uygulayabilirsiniz. ‘Sır’ adlı ilk kişisel sergimi 1.5 yıl önce açtım. 2016 için ise yeni bir sergi hazırlığı içindeyim.”

Atölye çalışmalarına büyük ilgi var
Atölye çalışmalarına katılan kişilerin yaş ortalamasının giderek düştüğünü ifade eden Başak Kızıltoprak, “Bu da çok güzel bir gelişme. Çünkü ebru sanatının bir şekilde yaşadığımız çağı yakalayabilmesi gerekiyor. Atölye çalışmalarımızın ortalama aylık ücreti ise 300 TL. Kış aylarında atölye çalışmaları daha yoğun oluyor. Haftada 6 ya da 8 grup yapabiliyoruz. Yaz aylarında ise atölye çalışmaları bir, iki grupla sınırlı kalıyor. 4 kişilik gruplar oluşturuyoruz ve herkes kendi teknesinde çalışıyor. Anaokullarından üniversitelere kadar farklı yaş gruplarına yönelik ebru çalışmaları da koordine ediyoruz.” diyor.

Uzaydan görülen desenler
Ebru sanatıyla öne çıkan farklı desen ve dokuların ancak uzaydan dünyaya bakıldığında görünebileceğine dikkat çeken Kızıltoprak’a çalışmalarında ağırlıklı olarak hangi renklere yöneldiğini sorduk ve şu yanıtı aldık: “Aslında bütün renkleri çok seviyorum. Bir dönem mavi tonlarını hiç kullanamıyordum ama şimdi çok severek kullanıyorum. Ebru çalışmalarında kullanılan tekne, ebru çalışmasını yapacak kişinin ruh halini yansıtıyor. Siz o gün ağlamak istiyorsanız, tekneden boyalar kâğıdın üzerinden akarak çıkıyor. Elinizin titremesi, nefes alış verişiniz ya da kâğıdı tekneye koyuş stiliniz bile ruh halinizi yansıtıyor. Ne kadar çok ebru yaparsanız, o kadar çok meditasyon yapmış gibi oluyor ve içinizdeki karmaşadan kurtulmuş oluyorsunuz.”