EFES’İN ROL ÇALAN KEDİLERİ

Efes’i yılda yaklaşık 1 buçuk milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor ve ziyaretçileri başka hiçbir yerde göremeyecekleri bir sürpriz bekliyor…

Duvarda uyuklayan sarışın, gelene geçene bakan badem, tiyatronun önünde kendisini temizleyen porsuk kent’ten rol çalanlardan…

Şimdi artık kâğıt bile yerini bilgisayar sayfalarına bırakmışken, bundan asırlar önce Mısırlılar papirüsü bulmuştu. Sonrasında parşömen denilen bir çeşit geliştirildi. Üzerlerine söylenceler, şiirler yazıldı ve bu eserler rulolar halinde kütüphanelerde saklandı. Kültürel birikimin kıymetlisi olan bu yerlerin bir düşmanı savaşlar sırasında onları ateşe veren askerler, diğer düşmanı da kitapların malzemesini çok lezzetli bulan farelerdi. Farelerin en kadim düşmanları da her zaman olduğu gibi kediler…

Kediler hâlâ Celsus’un önünde nöbet tutuyor
Antik Çağ’ın en önemli üç kütüphanesinden biri olan Efes Celsus Kütüphanesi için kediler kaç fareyi ölüm cezasına çarptırdı bilmiyoruz, bildiğimiz bugün bu kütüphanenin içinde tek bir kitap kalmasa da kedilerin hâlâ burada nöbet tuttuğu! Geçmişi M.Ö. 6000’li yıllara kadar dayanan Efes, tamamı mermerden inşa edildiği için bugün tüm heybetiyle ayakta. Öyle ki yaklaşık 8 kilometrekarelik alana yayılan kenti tam anlamıyla gezebilmek için bir gününüzü gözden çıkarmanız gerekiyor. Ancak emin olun ki buna fazlasıyla değiyor. Bu önemli yapıyı gezerken de size Efes’in sevimli sakinlerinin eşlik etmesi, gezinize ayrı bir güzellik katıyor.

“Türklerin kedileri bu kadar sevdiğini asla düşünmezdim”
Avrupa’daki şehirleri gördüyseniz bilirsiniz, sokaklarında kedi ya da köpeklere rastlamanız mümkün değildir. Türkiye’de olduğu gibi sokaklarda hayat olduğuna dair bir iz bulamazsınız. Kedi sadece evde beslenen, sahibi yoksa uyutulan (!) bir hayvandır ve Avrupalılar kalıplarının dışına çıkmaz. Bunun gibi kalıplarından biri de Türklerin sert karakterli insanlar olduğudur. “Türklerin kedileri bu kadar sevdiğini asla düşünmezdim.” diyen Alman turist bu şekilde düşünen Avrupalılardan sadece biri. Efes’teki lahitlerden, sütunlardan ve heykellerden çok onlarla ilgileniyorlar. Rehberler kentin inceliklerini anlatırken araya giren bir kedi bütün grubun dikkatini gülümseterek dağıtıyor ya da kedili fotoğraflar çekmek isterken birbirlerini kaybediyorlar.

Efes’in kedileri, bugün bu kentte kovalayacak fare bulamasa da turistlere poz vermekten başka işleri var: Ziyaretçilerini Selçuk’un meşhur yılanlarından ve Ege’nin en eski canlılarından olan akreplerden korumak.

Kendilerini sevdirmek için şekilden şekle giren bu minikleri kafanızda bir avcı gibi canlandıramazsanız cengâverliklerini müzenin güvenlik görevlilerine sorabilirsiniz. Vaktiniz varsa yine onlardan adlarını bile öğrenebilirsiniz. Zira onlarca kedinin her birinin kendine ait bir bölgesi var. Kütüphanenin önündeki duvarda uyuklayan Sarışın, Yamaç Evler’in önünde gelene geçene kafasını uzatan Badem, tiyatronun önündeki heykelin dibinde kendisini temizleyen Porsuk yerini sadece biri onları yemek için çağırdığında ya da turist rehberleri mermerlerin içine su içmeleri için yapılan oyuklara su döktüğünde terk ediyor.

“Efes Antik Kenti Kedi Kuralları”
Efes’in sivil güvenlik ekibinin yaz ve bahar aylarında keyfi yerinde; çünkü bu kenti her gün binlerce kişi ziyaret ediyor. Bu misafirlerden bazıları ev sahiplerini düşünerek eli boş gelmiyor, onların varlığından habersiz olanlar da çantalarında yenilebilecek ne varsa elleriyle ikram ediyor. Siz de artık onların varlığını öğrendiğinize göre belki giderken hediyelik bir şeyler yaptırırsınız. Ancak götürdüğünüz yiyecekleri stoklayamadıkları için en iyisi kış aylarında mamaları Efes Örenyeri adresine yollamanız. Hatırlatalım: Bu kent onlar tarafından yıllar önce fethedildi, güvende olmak, sevilmek ve en güzel fotoğraflarla dönmek istiyorsanız “Efes Antik Kenti Kedi Kuralları”na uymalısınız.