Eseri İçin Yaşamak

Eseri İçin Yaşamak

Ezra Pound ve Dünyası (Edebi Şeyler, 1. Baskı, 2016), Ezra Pound’la (1885-1972) birlikte onun, yaşadığı dönemde nasıl algılandığını yansıtması açısından ilgi çekicidir.

Kitabın ikinci bir başarısıysa, Ezra Pound’un hayatını, onun başyapıtı olan Kantolar çevresinde anlatmasıdır. Kitap baştan sona Kantolar’ın nasıl yazıldığını konu alır. Öyle ki kitabın konusu şairin hayatı mıdır yoksa Kantolar’ın nasıl yazıldığı mıdır, bunları birbirinden ayırmak güç. Pound’un eserinden hayatına, hayatından eserine sık sık sıçramalarla karşılaşırız kitapta. Bu da Pound’un karakter, hayat ve eserlerine dönük ilgimizi artırıyor.

İlginçtir, Pound hakkında ne kadar çok şey okursak okuyalım, merakımız tükenmiyor. Çünkü Pound, o kadar çok tutarsızlığın ya da tutarsızlık gibi görünen unsurların bir araya gelmesinden oluşmuştur ki, hareketlerini toplu olarak anlamlandırmak mümkün değildir. Bütünüyle kuşatmak ve yorumlamak da zordur. James Joyce’un hayatı da öyledir. Yine de onun bazı tepkilerini anlayıp, tahmin edebiliriz. Fakat Pound’da bu, söz konusu bile değildir. Yaşadığı dönemde bütün Avrupa’yı şaşırtmıştır Pound. Mesela şiirleri ilgi çekicidir, fakat o bununla yetinmez. Şiirde yeni sıçramaların, söz dizimlerin, seslerin peşine düşer. Yazılarında sürekli bir yenilenme vardır. Fikirleri gün güne sertleşir. Değişik kaynaklarla beslenir. Eleştirilerinde kesinlikle gözünü budaktan sakınmamaktadır Pound. Bu da “istenmeyen adam” olmasına rağmen dikkat çekiciliğini artırır. O, ayrıca siyasî görüşleriyle dostları ve Avrupa entelektüelleri üzerinde soğuk duş etkisi bırakmıştır. Pound’un anlaşılmazlığı, yaşadığı döneme özgü değildir sadece, ölümünden sonra da devam etmiştir.

Pound halen konuşulan, tartışılan, araştırılan bir şair… Aynı araştırma, Pound’un temsil ettiği edebi çevre üzerine de yoğunlaşmak zorundadır. Çünkü onun çevresinde zayıf diyebileceğimiz bir kişi bile yoktur. İkincisi, çevresindeki sanatçılar Pound’tan çok fazla etkilenmişler. Pound kurucu şahsiyet olması, diğer ifadeyle yeni bir yol açması gibi özellikleriyle diğerlerinden ayrılır. Çığır açıcıdır Pound. Joyce için de benzer şeyler söylenebilir. Joyce bireysel hareket etmiştir. Pound ise, kendine hemen bir çevre edinir. Dergi çıkarır. Toplu bir hareketin önderi olur. Joyce’da bu yoktur. Pound’un yakın çevresinden T. S. Eliot, E. E. Cummings, W. B. Yeats veya Ernest Hemingway de Joyce gibi bireysel hareket etmiş, bir hareketin öncüsü olmaktan ziyade katılımcısı olmuşlardır. Pound bütünüyle mevcut dil, biçim ve anlayışın dışına çıkmaya, şiirleriyle dünyayı yeniden oluşturmaya çalışmıştır.

Lider bir isim, baskın bir karakter: Pound. Kantolar da öncü bir eserdir. Şiirde denenmemiş tek bir uç noktanın bile bırakılmaması gerektiğini gösteren ve uygulayan bir başyapıt. Onu bütünüyle kuşatmak, aşmak, yıkmak, yeniden inşa etmek ne kadar mümkün, bunu zaman gösterecek. Fakat onun halen dünya edebiyatını etkilemeye devam ettiğini söyleyebiliriz. Peter Ackroyd’un Pound biyografisi bu etkiyi hissettirmesi açısından fazlasıyla heyecan uyandırıcı ve düşündürücü.

Yazarın Kitaplığı

– İbrahim Yolalan, Teslim, Dergâh Yayınları

– Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig, Ötüken Neşriyat

– Ezra Pound, Kantolar, Yapı Kredi Yayınları

– Ertan Örgen, Romanın Krizi, İz Yayıncılık