Evli, Mutlu, Başarılı: Blake Lively

Evli, Mutlu, Başarılı: Blake Lively

“Gossip Girl” dizisindeki Serena van der Woodsen karakteri ile dünya çapında üne kavuşan Blake Lively, başarılı bir iş yaşamının yanı sıra mutlu bir aile tablosu ile Hollywood’un gözde isimlerinden biri.

Aslında onun oyuncu olmasına şaşırmamalı çünkü güzel yıldız, oyunculuk yapan ve sanat dünyasının içinde bulunan kalabalık bir aileye mensup. Eşi Ryan Reynolds ile olan ilişkisi, birlikte rol aldıkları “Green Lantern” filminde gerçekleşti. 11 yaşından beri oyunculuk yapan Lively, 2006 yılında Jonah Hill ve Justin Long ile beraber “Çılgınlar Sınıfı” filminde başrol oynadı ancak asıl çıkışını 2007’de başlayan ve tüm dünyada çok beğenilen “Gossip Girl” dizisi ile yaptı. Blake Lively ile kariyeri, evliliği ve stili üzerine bir sohbet gerçekleştirdik.

Gossip Girl dizisine nasıl dahil oldunuz?

Biliyorsunuz bu dizi bir kitap uyarlaması serisi. Dizi çekileceği zaman Serena karakteri için kitabın okuyucularına bir anket yapıyorlar ve okuyucular bu role beni seçiyor. Bu durum beni çok mutlu etmişti.

“Gossip Girl” dizisi moda odaklı bir diziydi, sizin modaya bakışınız nasıl?

Modayı çok seviyorum ve kendimi ifade etmemin en güzel yollarından biri olduğunu düşünüyorum. Çevremde giyinmeyi çok iyi bilen birçok kadın var fakat biraz daha dikkatli bakınca tarzlarını kimin belirlediğini de rahatlıkla tespit edebiliyorum. Bizim mesleğimizde bir stil danışmanı ile çalışmak çok yaygın bir durum. Her stil danışmanının da kendine özgü bir çizgisi var. Modanın merkezde olduğu bir dizide oynamamın da  bunda büyük katkısı oldu. Kibirli olduğumu düşünmenizi istemem ama ulaşamayacağım hiçbir tasarımcı yok.

Projeleriniz nasıl seçersiniz?

Kariyerim boyunca başkalarının hoşuna gitmek, birilerine bir şeyleri beğendirip kabul ettirmek için hiçbir işe girişmedim. Hep kendimi mutlu ve tatmin edecek seçimler yaparak yolumda ilerledim.

Sosyal medyada çok takip edilen bir isimsiniz, hayranlarınız her yerde sizi takip ediyor bu durum için neler söylersiniz?

Onlara kızmıyorum. Ben de onların yerinde olsam aynı şekilde davranırdım. Alıştım artık. Nereye gidersem gideyim iki üç dakika sonra tüm dünya öğreniyor. Benimle aynı restoranda yemek yediğini başkalarına duyurmak hoşlarına gidiyor. Sosyal medyada olduğum yeri duyurduklarından sonra içeride de, dışarıda da insanlar birikiyor. Çıktığımda paparazziler kovalıyor. Bunun kötü niyetle yapılan bir davranış olmadığını hissedebiliyorum. O yüzden şikâyet etmiyorum.

Woddy Allen ile Cafe Society flminde çalıştınız, seçmeye girdiniz mi?

Evet, tanıştık ve bana on sayfalık bir metin verdi. “Acele etme, metinle ilk defa karşılaşıyorsun, istediğin zaman başlayabilirsin.” dedi. Odada kamera yoktu sadece biz vardık. Ertesi gün filmde olmak isteyip istemediğimi sordular ben de istediğimi söyleyince o zaman senaryoyu gönderdiler.

Instagram’da eşinizle birbirinize yaptığınız şakalar çok konuşuldu neler söylersiniz?

Eşimle birlikte eğlenmeyi ve şaklaşmayı çok seviyoruz. Yaptığımız küçük şakaları görüp eğlenen insanlar olması ne güzel.

Instagram hesabınızdan aniden tüm fotoğrafları sildiniz bunu bir film tanıtımı için yaptığınız söylendi, anlatır mısınız?

Evet, biliyorsunuz sosyal medya çok büyük bir güç. Ekip olarak “A Simple Favor” filmimize dikkat çekmek için böyle bir hamle yapmaya karar verdik. Hesabımda sadece, adı Emily Nelson olan 28 kadını bıraktık. Basında da bu durum çok ilgi gördü. Filmde ortadan kaybolan bir karakterin hikayesi anlatılıyor.

Ryan Reynolds ile mutlu bir evliliğiniz var, neler söylersiniz?

Çok romantik biri ile evleyim. Objektiflerin önündeki beni ve evdeki beni çok iyi tanıyor.

Eşinizle nasıl tanıştınız?

DC Comics imzasını taşıyan Green Lantern filminin setinde tanıştık. Filmde Ryan bir süper kahramanı canlandırıyordu. Çok kısa sürede kaynaştık. Sette bir aradayken sürekli gülüyor ve eğleniyorduk, aramızda ortak bir dil oluşmuştu. O zaman arkadaştık, uzun zaman da arkadaş kaldık. Birbirimize olan hislerimizi keşfetmemiz zaman aldı. Basın bizi her zaman yakıştırıyordu, onlar aramızdaki elektriği bizden önce keşfettiler.

Nasıl evlendiniz?

Eşimin ailesi Kanada’da yaşıyor, ilişkimiz başladıktan sonra onları ziyarete gittik. Sonra sayılı davetlinin katıldığı küçük bir düğünle evlendik. Düğünümüz gelmiş geçmiş en romantik filmlerden biri kabul edilen The Notebook’un çekildiği Charleston’da gerçekleşti.

Günlük hayatta makyaj anlayışınız nasıl?
Çalışmadığım, çekimim olmayan günlerin en sevdiğim yanı, istediğim her şeyi deneyebilme özgürlüğü. Tam bir festival havası. Bu yüzden simli ojeler, metalik göz farları ile oynuyorum. Deneysel makyajlar yapıyorum. Işıltılara bürünmek kesinlikle çok eğlenceli.

Güzellik ikonlarınız var mı?
Başta tabii ki annem, onun dışında Jean Seberg, Katherine Hepburn, Diane Keaton.

Amerika dışında nerede yaşamak isterdiniz?

Paris’te.

Resime meraklı olduğunuz biliyoruz, favori ressamlarınız kimler?

Travis Louie ve Sage Vaughn.

Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

Sağlıklı beslenmek en önemlisi. Gazlı içecek neredeyse kullanmıyorum. Yemek için balık ve et ızgara tercih ediyorum.

Annelik nasıl gidiyor?

Harika bir duygu. İlk bebeğimde ne yapacağımı çok iyi bilmiyordum ama ikincisinde çok daha rahat oldum.

Trenle seyahat etmeyi sever misiniz?

Genel olarak seyahat etmeyi severim, trenle yaptığım seyahatler de her zaman bana keyif vermiştir.