EYLÜL SERİNLİĞİNDE BİR TARİH YOLCULUĞU

Ne denli arkeoloji meraklısı olursanız olun, yaz sıcağında, mavi kıyılardan ayrılıp tarihin içinde bir gezi yapmak, günün en iyi saatini planlamayı ve güneş ışınlarıyla bir kovalamacayı gerektirir. Türkiye coğrafyasının antik kentleri fazlasıyla doyurucu ancak birçoğu özellikle güneşin altında oldukça da yorucudur. Oysa eylülün şerbet gibi havası tarih yolculuğunun keyfini artırır. Her mevsim güzel ama eylülde bir başka güzel antik kentlerden bir seçki yaptık. Tarih yolculuğunuzun yoldaşı eylül esintisi olsun…

Dünyanın hayran kaldığı doğal fenomen: Pamukkale
Pamukkale ve traverten havuzları dünyaca ünlü. Teraslı yamaçlar, antik dönemlerden beri kullanılan kaynağın meydana getirdiği havuzlarla uzaktan bir pamuk tarlasına benzer. Pamukkale’nin en popüler yerlerinden biri de Pamukkale Termal. Devrilmiş ve kırılmış sütunların arasında yüzülebilen termal su dolu havuz, belki Apollo Tapınağı yakınındaki antik bir havuzun kalıntıları ya da sütunlu yolun bir devamıydı. Bu benzeri olmayan jeolojik oluşum bir de tarihle içiçedir.

Kente tepeden bakın
Hierapolis kentinin Nekropol’ünün (mezarlık) içinden geçip, sütunlu mermer yoldan yürüdükten ve kısa bir tırmanışla tiyatronun tepesine çıkıp kente baktıktan sonra, buradaki tarihten de büyük heyecan duyacaksınız. Hierapolis’in kalıntıları üzerine kurulan ve bir Roma Hamamı’ndan dönüştürülen Hierapolis Arkeoloji Müzesi, mekanı, düzenlemesi, ışıklandırması ve özellikle sergiledikleriyle, kaçırılmayacak bir müze.

LEZZET MOLASI
Denizli’nin çok özel pideli kuzu fırın kebabının alasını tatmak için Ali Başoğlu Kebap Salonu’na uğrayın.

Çeşme’nin yanıbaşında bir başka dünya: Ildırı
Çeşme Yarımadası’nın bir başka yüzünü keşfedebilmek için şirin bir balıkçı köyü olan ve antik kentiyle ünlü Ildırı’yı (Erythrai) görmeli. 1. derece sit alanı olan Ildırı’daki Erythrai antik kenti, plajdan ve güneşten bunalanlar için güzel bir akşamüstü gezintisi. Köyün sırtlarında bulunan, birçok antik yazarın bahsettiği İonya Birliği’ni kuran 12 kentten biri olan, ticaretiyle ünlü antik Erythrai, İ.Ö. 700- 800 yıllarında görkemli bir kentti. O dönemde Çeşme, Erythrai’nin iskelesiydi. Kent şarap ticaretiyle ünlenmişti. Birçok mitolojik hikayede, çipura, mercan ve barbunyasıyla ünlü Erythrai’nin kıyılarından çıkarılan balıkların lezzetinden ve sihirli etkisinden bahsedilir. Yün üretimi ve çömlekçilik buranın önemli ihracat ürünleriydi.

Kazılardan çıkarılan çömlekler
Kazılarda, tiyatronun arkasında M.Ö. 4. yüzyıl ve öncesine ait çömlek atölyeleri ortaya çıkarıldı. Gerence koyuna bakan harab durumdaki tiyatro, Helenistik devre ait. Tiyatroya giderken, gri mermerden, daire şeklinde bir mozole hemen sağında hamam kalıntıları, tiyatronun kuzeyinde ise M.Ö. 7. yüzyıldan kalma, krala ait mozaikli bir ev var. M.Ö. 530’a ait Athena Tapınağı, Akropolis’in tepesinde kurulmuş. Kent, Bizans döneminde önemini tamamıyla yitirmiş.

LEZZET MOLASI
Ildırı girişindeki Manzara Kahvesi’nde lokma ve pazılı gözleme lezziz.

Dünyanın ilk borsası: Aizonai
Kütahya’nın gururu kent merkezine 57 km mesafedeki Aizonai antik kenti, adını, efsanevi Kral Arkas’ın üç oğlundan biri, mitolojik kahraman Azan’dan alıyor. Bu bölgenin en çarpıcı anıtı, bir plato üzerinde bulunan Zeus adına inşa edilen Anadolu’nun en iyi korunmuş tapınağı… Erken Bizans döneminde, burası piskoposluk merkezi olmuş. 7. yüzyılda önemini kaybetmiş Ortaçağ’da ise bir hisara dönüştürülmüş. Selçuk döneminde, Çavdar Tatarları tarafından, üs olarak kullanıldığı için, Çavdarhisar adını almış. Bu dönemde, tapınağın alt katında askerler barınırmış. Antik Çağlar’da, Kocaçay’ın kabaran sularından korunmak için, her iki kıyıda, iri kesme taşlardan, koruma duvarları vardı. İki yakayı biribirine bağlayan dört köprü bulunuyordu. Bunların ikisi, bugün hâlâ kullanılıyor.

Pazar fiyatları yazıtta
M.S. 2. yy.’a ait gıda pazarı olarak kulllanılmış yuvarlak yapı (Macellum) daha güneyde. Burada bulunan bir yazıtta, 4. yüzyıl’da imparatorluk pazarlarında satılan tüm malların fiyatları yer alıyor. Bu, adeta İmparator Diocletianus’un 304 yılında, enflasyonla mücadelesi için yaptığı ücret tesbitiydi. Bu yüzden burası dünyanın ilk borsası olarak kabul ediliyor. Buradan bir kölenin iki eşek, bir atın üç köle, bir kölenin ise 30 bin dinar ettiğini anlıyoruz. Kentte aynı zamanda bir tiyatro, stadyum, biri mozaikli olmak üzere iki hamam ve gymnasium, sütunlu caddeler, nekropol alanları ve Meter Steune’nin kutsal mağarası bulunuyor.

KAÇIRMAYIN
Kütahya Müzesi’nde sergilenen, Hellenlerle Amazonlar’ın Savaşı’nı anlatan çarpıcı Amazonlar Lahdi’ni görün.

Günbatımına yakışan tarih: Patara
Patara, Likya’nın önemli bir limanı. Kehanet Tanrısı Apollo ile  M.S. 4. yüzyılda da Myra’nın piskoposu olan St Nicholas ya da diğer adıyla Noel Baba’nın doğum yeri olarak ünlenmiş. Kent hiç bir zaman tam olarak kazılmamış. 1. yüzyıla ait üç kemerli çok iyi korunmuş olan Roma Kapısı kente girişi belirliyor. Nekropol, hamam kompleksi, agora, bir bazilikanın temelleri, kent surlarının en iyi durumda olduğu bir bölgede, varılması güç de olsa, 2. yüzyıla ait güzel bir tapınak var. Ünlü Apollo Tapınağı olduğunu söyleyebilmek için çok küçük.

Kadına adanmış sahne
Hamamların güneybatısında tiyatro, Akropolis’in yamacında. Bir Yunanca yazıtta sahnenin bir kadın için yapıldığı belirtiliyor. Tiyatronun güneyinde güzel bir patika kentin Akropolis’ine tırmanır. Fener ise, tepenin batısında, hala deniz, plaj ve dolmuş olan limana manzarası olan üstü yıkılmış kare, kemerli bir kule. Buranın ilerisine, kum tepelerini geçtikten sonra Hadrian’ın siloları var.

FOTOĞRAF NOKTASI
Patara’nın uzun beyaz kumsalında yürüyüş yapın, yüzün ve kumulların üzerinden günbatımını kaçırmayın.

Kimseler yokken keşfedin: Euromos
Belki diğer antik kentlere göre, daha mütevazı durabilir ancak, atmosferi ve onu çevreleyen doğayla görmeye değer. Milas’a 12 km kala Bafa Gölü’nü geçtikten sonra, Selimiye kasabasına 4 km mesafede, yolun hemen solunda, zeytin ağaçlarının arasından yükselen sütunlara vardığınızda ilk kez siz keşfetmiş gibi hissedebilirsiniz. Euromos antik kentinin, Zeus Tapınağı’ndaki 32 sütunundan sadece 16’sı geriye kalabilmiş.

Yarım kalan tapınak
Burada, M.Ö. 6. yüzyıl’da bir Karya kült yeri vardı. Hellenistik devirde, Zeus kültü, daha önceki tanrıyla birleşti. Euromos, Hellenistik ve Roma devirlerinde, önem bakımından Milas’la rekabet edebilirken, Bizans zamanında önemini kaybetti. Tapınak, Roma İmparatoru Hadrian zamanında yapılmış ancak hiçbir zaman bitirilememiş. Tapınağa birkaç yüz metre mesafedeki kentten ancak, bir kulesi ayakta kalabilmiş surlar ve çok harap durumdaki, ancak beş sırası görülebilen tiyatro var. Halk arasında Euromos’a, sütunlarından dolayı, ‘Ayaklı’ da deniyor.

Kral Yolu üzerinde bir inanç durağı: Gökyurt
Bakir bir doğanın içinde, mağaralar ve yükseklerde kayalara oyulmuş inziva odaları… Kentin girişindeki Kral Yolu’nun tepeden görüntüsü oldukça etkileyici. Konya’nın 50 km güneybatısında, yerel adı Gilissıra olan sit alanı Gökyurt köyü, İncil’de anlatılan efsanelerde adı geçen antik Kilistra üzerine kurulmuş. Kilistra’da büyük bir inanç turizmi potansiyeli öngörülüyor. İ.S. 1. yüzyılda Hıristiyanlık Anadolu’da yayılmaya başladıktan sonra, Tarsuslu Aziz Paulos müjdeci olarak bu bölgeden geçerken, Kral Yolu üzerinde olan Listra ve Kilistra’ya da uğrar.

Paganist baskılara karşı korunak
Dağlarda yaşayan Homonadlar’ın yağmaladığı Listra, o sırada Roma için önemli bir merkezdir. Çoğu Hıristiyan olan kent halkı, paganist baskılardan kaçmak ve saklanmak için Kilistra’ya gelir ve burada bir yeraltı şehri kurarlar. Doğası bakir olduğu kadar, geleneklerini koruyan Gökyurt köyünün yaşamı da öyle kalmış. Bu geleneklerden biri, Kapadokya’da Kirebolu buradaysa Gilabba olarak bilinen yerel bitkinin meyvesinden yapılan içecek. Kutsal kabul edilen kabak da düğünlerde sadece kadınların masasına konuyor. Kızlarsa düğün yapıncaya kadar saçlarını kesmiyorlar.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
Konya’ya 50 km mesafedeki Çatalhöyük’ten çıkarılan ve Konya Ovası’ndaki volkanik Hasan Dağı patlamasını anlatan M.Ö. 6200 tarihli duvar resmi, Guinness Rekorlar Kitabı’na, ‘tarihteki ilk manzara resmi’ olarak geçmiş.