EZRA POUND’UN HAYATI

Alec Marsh, Ezra Pound’un daha çok siyasi yönüne eğilir. Onun başyapıtı ‘Kantolar’, siyasi şiirlerden oluşur. Ezra Pound zaten şiirlerinden daha çok siyasi yönelişleriyle tartışmalara yol açmış, ilgileri üzerine toplamıştır. Yoksa Kantolar, geniş kitlelerin okuyup tartışacağı cinsten değildir. Fakat şairin siyasi fikirleri her kesimden insan için yoruma açıktır. Şiir için aynı şey söz konusu değildir. Hoşunuza gitmeyen bir şiirle karşılaştığınızda, ‘bu şiiri anlamadım’ deyip kenara çekilme lüksünüz var. Fakat konu siyaset olduğunda herkesin söyleyeceği bir şeyler bulunur. Ezra Pound da aynen Martin Heidegger gibi daha çok sansasyon yaratan siyasi fikirleriyle gündeme gelmiştir. Onu bir yandan sanatçılar, diğer yandan siyasiler anlamlandırmaya çalışmıştır.

Pound hakkında yapılan yorumlar aynen onun şiiri gibi hep uç noktalarda cereyan eder. Alec Marsh, Pound’un hayatını anlatırken olabildiğince soğukkanlı kalmayı başarır, fakat onun siyasi fikirlerini ele aldığı sayfalarda soğukkanlılığı bir kenara bırakır. Çünkü o da Pound gibi büyük bir şairin faşizm ve antisemitizmle ilişkisini bir türlü kabul etmek istemez.

Alec Marsh, Pound’un hayatını Kantolar eşliğinde araştırır. Hayatıyla şiiri arasında bir bağlantı yakaladığında hemen bunu belirtir. Ona göre Pound hayatı boyunca Kantolar’la uğraşmıştır. Onun öncesinde yazdığı şiir ve eleştiri yazılarıyla ilgili çok bilgi vermez. Dediğimiz gibi Alec Marsh isabetli bir seçim yaparak Pound’un sansasyon yaratan, sürekli tartışılan, halen bir açıklığa kavuşturulamayan yönleriyle uğraşır. Neden isabetli bir seçimdir? Çünkü Kantolar siyasi, modern, epik şiirlerden oluşur ve Pound, hayatını bütünüyle şiirine taşımak ister. Pound şiiri bir nevi hayatla hesaplaşmadır. Bu yüzden Pound’un hayatına dair şifreler Kantolar’da, Kantolar’a dair şifreler de onun siyasi yöneliş, mücadele ve fikirlerinde gizlenmiştir. Pound hepsini şahsiyetinde buluşturmayı başarmıştır.

Ezra Pound Amerika’da bir vatan haini olarak yargılanır. Bunun sebebi II. Dünya Savaşı esnasında İtalya’da yaptığı radyo konuşmalarıdır. Savaş sonrasında onu komünist partizanlar öldürmek ister. ABD askerleri buna engel olur ve hapse atarlar. Pound hapiste zihin sağlığını yitirmiştir. Aslında ondaki rahatsızlığın ne olduğu tam olarak tespit edilemez. Fakat Pound normal bir vatandaş gibi de yargılanamaz. Uzun süre deliler hastanesinde tutulur. Pound dahi miydi, deli miydi, siyasetçi miydi, sanatçı mıydı? Yoksa bunların hepsi miydi? Net bir cevap verilemez. Fakat bunlar, üzerinde düşünmeye değer sorulardır.

Alec Marsh her ne kadar Kantolar merkezinde bir Pound biyografisi yazmak istemişse de, kitabında Pound’un sanatı, siyasi hayatının gölgesinde kalmıştır. Yine de Alec Marsh’dan yapılan bu güzel çeviri, merkezinde Pound’un şiirleri ve eleştiri yazıları olan bir biyografi çalışmasının da Türkçeye kazandırılacağı yönünde ümit vericidir.

Yazarın Kitaplığı
– Sosyalizm ve İnsan Ruhu, Oscar Wilde, 2016, Metis Yayınları
– Görmeden Ölmek, İbrahim Tenekeci, 2016, Profil Yayınları
– Dünya Hatırası, Mustafa Köneçoğlu, 2016, Şule Yayınları
– İyiler Ölmez, Mustafa Kutlu, 2016, Dergâh Yayınları