GELENEĞİN VE GELECEĞİN SENTEZİ: DUBAİ

Kumullarla çevrili bu vaha kent, keyif ve eğlencenin en lüks olanının yaşatıldığı, adeta yetişkinlere adanmış bir oyun parkıdır.

Arap Yarımadası’nın altın sarısı kumsallarıyla bezeli kıyılarına yayılan Dubai’yi sevenler olduğu kadar, bu kente farklı önyargılarla yaklaşanlar da az değildir. Denizin çölle birleştiği bir coğrafyada, geleneklerin ve iddialı fütüristik perspektiflerin bu karışımı, önyargılılarda bile merak uyandırır. Kumullarla çevrili bu vaha kent, keyif ve eğlencenin en lüks olanının yaşatıldığı, adeta yetişkinlere adanmış bir oyun parkıdır. Dubai’nin bölge ve mahallelerinin her birinin farklı bir atmosferi vardır. Dünyanın her yerinden kültürler burada birleşmiştir. Kumsalları, Bedevi mutfağı, gece hayatı, yerel sanatı ve çöl safarileriyle, bu çeşitlilik her alanda kendini hissettirir.

Geleceğe seyahat                                                                                       
Bazı yerlerde planlamadan öteye gidemeyen projeler, Dubai’de sınırsız cesaret, ihtiras ve hayallerle gerçeğe dönüşebilir. Dubai’nin bu becerisini teslim etmekte yarar var. Dünyanın en yüksek binası, palmiye ağaçlarına benzeyen suni adası, iç mekanda bir kayak cenneti, dünyanın en hızlı lunapark treni… ‘EXPO 2020 Dubai’ için de yapılan birçok projeyle burası geleceğe seyahat ediyormuşsunuz hissi verir.

Tarihten geriye kalan    
Kentin 1980’lerden önce, şehir planlamacılarının gazabına uğrayıp yıkılmadan önceki halini, tarihi bölge Bastakia’da görmek mümkün. Bu bölgeye ilk olarak, Şeyh’in vergi almayacağı sözü üzerine İran’daki Bastak’dan, 19. yüzyılda gelen bir ticaret grubu yerleşmişti. Tüccarlar zenginleştikçe burada aileleri için malikaneler inşa ettiler. Bugün restore edilmiş bu galeri, hediyelik eşya dükkanları ve kültürel organizasyonlar için kullanılıyor. Sade duvarların üzerlerinden yükselen ‘barjeel’ adı verilen, geleneksel kuleler dikkate değer. 1970’lerde binalar harap olmaya başlayınca, halk daha rahat mahallelere göçmüş. 1980’lerde ise sadık halk ve hatta Prens Charles buranın yıkılmasını engellemiş. Bastakia, akşamları daha canlı. Daha derinlikli bir tecrübe için Sheikh Mohammed Merkezi’nin ‘Kültürel Anlayış’ temalı turuna katılmakta yarar var.

Bir sembol, bir sansasyon                                                                                  
Burj Al-Arab’ın inşası Dubai’yi daha da görünür kıldı. 1999’daki açılışından beri ününü koruyan, kıvrımlı dış cephesi birçok tasarım dergisinde boy gösteren, Şeyh Mohammed’in yüksek bütçeli reklamlarla dünyanın dikkatini çekme fırsatını yakaladığı Burj Al-Arab, kentin bir sembolü olduğu kadar sansasyon kaynağı da oldu. Tasarımı, Thomas Will Wright tarafından yapılan ve suni, küçük bir adaya inşa edilen bu metal, cam yapı, iddialı mimarisiyle mühendislik açısından birçok sorunla birlikte de anılıyor. Bir yelkenlinin rüzgardaki, zarif kıvrımlı hareketlerine benzetilerek tasarlanan ve dünyanın ilk ‘7 yıldızlı oteli’ olduğu söylenen Burj Al-Arab’ın, dışı olduğu kadar iç mekanı da ilgi çeker. Sahibi olan Jumeirah Hotels, buranın sadece 5 yıldızlı bir otel olduğu konusunda ısrarlı. Otelin içinde dünyanın en yüksek avlularından biri bulunuyor. Parlak mavi, kırmızı, yeşil ve altın kaplamalı tantanalı dekoru da cabası. Skyview Bar’dan, müthiş bir manzara içinde kıyılar, The World ve Palm Jumeirah görünüyor. Bu otelde kalmasanız bile, çaya, bir öğle ya da akşam yemeğine gitmelisiniz.

En yeni, en yüksek                                                                                    
Burg Khalifa, dünyanın en son inşa edilen, en yüksek binası. Özellikle 124. ve 148. katlarındaki teraslardan seyredebileceğiniz manzarasıyla ve 122. katta bulunan restoranı ile çarpıcı bir mimari ve mühendisliğe sahip. Altı senelik bir temel kazma süresinden sonra 2010 yılında açılmış ve 828 metre yüksekliğiyle dünyanın en yüksek binası olmuştu. Uzun kuyruklarda beklemekten ve yüksek ücret ödemekten kaçınmak için bir ay öncesinden biletleri ayırmakta yarar var. Dubai’daki rutubet, puslu bir havaya neden olduğundan bazen manzara beklenen kadar etkileyici olmayabiliyor. En popüler giriş bileti 124. kat (452 metre) için. Buradaki seyir terasında güçlü teleskoplar, en uzak mesafeleri yakınınıza getiriyor. Geceleri de 35 yıl öncesine ait manzaraları simüle ediyor. Terasa birçok ilginç sergiden geçerek varılıyor. Dünyanın en yüksek seyir platformu 148. katta (555 metre). İnteraktif turlar ilginizi çekebilir.

Göz kamaştıran pazar                                                                                          
Kentin Altın Pazarı’nı günün hangi saati olursa olsun gezmek için güneş gözlüklerine ihtiyacınız olabilir! Vitrinlerde sergilenen mücevher ve taşlar o kadar parlak ki… Burası, Körfez bölgesinden ve dışından gelenlerin yoğun bir şekilde alışveriş yaptığı, dünyanın en önemli mücevher pazarlarından biri. Buradaki alışverişin yüzde 35’i yerli halk, yüzde 65’i ise dünyanın diğer yerlerinden gelenler tarafından gerçekleştiriliyor. Bundan sadece bir nesil önce, Bedevi göçer yaşam tarzı olan bu halk için, takı ve altının güzelliğe katkısından fazla kıymetli bir meta olması önem taşıyor. Ziynet eşyası aslında zenginliğini korumak için bir araç olarak görülüyor ve ayrıca Afrika, Arap Yarımadası ve Hindistan toplumlarında altın, hala kadınların çeyizlerinde önemli bir yere sahip.

İbadette estetik                                                                                         
İslam’ın ilk Altın Çağı’nda, birinci milenyumun sonlarında, Kahire’deki Mısırlı yöneticilerin tercihi, klasik mimari stilinden esinlenilerek Dubai’nin en güzel camisi yapılmış. Detaylı oyma sanatı ile yapılmış kireç taşı kubbesi ve minareleri, etkileyici panellerin olduğu iç mekanı ile, Jumeirah Camii Müslüman olmayanların ziyaretine açık tek cami. Ancak buraya girebilmek için Bastakia’daki kültür merkezinden tur almak gerekiyor.

İslam’ın güzelliği                                                                                                                 
Üç otel, bir alışveriş merkezi ve bir eğlence bölgesinden oluşan Madinat Jumeirah (Arapça’da Jumeirah kenti demek), bir ‘resort’ olmasının yanısıra aynı zamanda klasik İslam mimari ve sanatının estetiğine de bir gönderme niteliğinde. Suni kanallar ve bol yeşillik alan içinde yer alan bu ‘kent’te, gelenek de dışlanmamış. Burada, dar yolları, geleneksel çarşı pazar atmosferi ve klimalı konforuyla bir Souk Madinat’sı da var. Sanat eserleri, halılar ve mobilya oldukça kaliteli ve pahalı. Keyifli bir öğle yemeği ya da akşam yemeği için Madinat Jumeirah’ın su kenarı iyi bir seçenek. Kanal yolu boyunca restoranlar var. Bu tatil kompleksi, aydınlatılmış pastel renkli yapıları, tipik mimarisi ve kaldırım taşlarıyla döşeli avlularıyla gece gözünüze daha da güzel görünecektir.

KAÇIRMAYIN
Bir zamanların Arap dünyasının en canlı ve heyecan verici liman kentinin yaşamını hissetmek için, güzel tasarımlı Dubai Müzesi’ni gezin.

ALIŞVERİŞ
Bazen bir İtalyan malikanesine bazen bir İran sarayına benzeyen alışveriş merkezleri ve iç mekana yerleştirilen bir kayak rampası ya da devasa bir akvaryumla, Dubai alışverişi eğlencesiyle birlikte sunuyor.