Geleneksel Tasarımlara Modern Dokunuş

Geleneksel Tasarımlara Modern Dokunuş

Tam 4 kuşaktır bakırcılık yapan Kaya Kalaycı, 5’inci kuşak temsilcisi ve tombak ustası kızı Rubina Kalaycı ile bu mesleğe uzun yıllar devam edebilmeyi ve farklı bir tombak sergisi açmayı hayal ediyor.

150 yıldır bakırcılık yapan bir aileden gelen Kaya Kalaycı, Türkiye’nin dördüncü nesil bakır ustalarından biri… Tombak ustası kızı Rubina Kalaycı da babasıyla çalışıyor. Kaya Kalaycı’nın büyük dedesi Orhangazi’nin Çengiler Köyü’nde doğmuş ve orada yapmış olduğu bakır mutfak eşyaları sayesinde ünlenmiş. Ordunun kazanlarını, tencerelerini tamir edip kalaylayan dedesinin yaptı işler, gitgide nam salmaya başlamış. Amerikan Koleji mezunu olan dedesinin son derece kültürlü bir insan olduğunu dile getiren Kaya Kalaycı, “Dedem, Yalova’nın Gökçedere Köyü’nde Atatürk ile tanışmış. Atatürk yaptıklarını çok beğenmiş ve takdir etmiş. Atatürk Gökçedere’ye her geldiğinde dedem ile görüşüp sohbet edermiş. Bir gün, ona soyadının Kalaycı olmasını söylemiş. Bu soyad, bize Atatürk’ün bir armağanı.” diyor.

40 yıldır bakırcılık yapan Kaya Kalaycı; Osmanlı ve Selçuklu motifleri ile bezenmiş bakırdan aynalar, modern aydınlatmalar, aplikler, sehpalar ve dresuarlar tasarlıyor. Türkiye’de Şakirin Camii’nin dış cephesini, kadın mahfilini, girişteki ayetli lambaları, kubbe ve minare alemlerini tasarlayan Kalaycı, bu projede Zeynep Fadıllıoğlu ile çalıştı. Kaya Kalaycı’nın ikinci cami çalışması ise Şekerpınar’daki Deva Ulu Camii oldu. Bu caminin giriş kapısının kollarını ve içindeki aydınlatmaları yapan Kalaycı, mermer mihrabın içine ise bronzdan yaptığı Selçuklu motiflerini yerleştirdi. Bu caminin mimarı ise Nermin Özkök’tü. Yakın zamana kadar atölyelerinin, babasının Beyazıt’taki dükkânı olduğunu söyleyen Kalaycı, “Bu dükkân, dedemden babama, babamdan da bana intikal etti. Bakırcılar Çarşısı tekstil pazarına dönüştü biz de Topkapı tarafına gitmek zorunda kaldık. Bunun dışında bir de Samatya’da atölyemiz var. Nişantaşı Prof. Orhan Ersek Sokak’ta ise showroomumuz bulunuyor.” diyor. Alışılagelmiş ürünlerden çok daha farklı objeler tasarladığını belirten Kaya Kalaycı, “Mesela bende kollu avize ve aplik yok. Müşterim bir resim gösterir ya da isterse yapıyorum. Anadolu’da gezip gördüğüm taş süslemelerdeki motifleri modernize edip kendi objelerimde kullanıyorum. 2 kişilik bir ekip bana yetiyor. Sabahları atölyeye gider, işleri sıraya koyduktan sonra mağazaya dönerim.” diye konuşuyor.

Yurt dışında da önemli projelere imza attı

Yurt dışında yine Zeynep Fadıllıoğlu ile 2 farklı cami projesine imza atan Kaya Kalaycı, sözlerine şöyle devam ediyor: “Birincisi Altın Kubbeli Camii… Buraya 6 metre yüksekliğinde ve 3 metre eninde tamamen elde işlediğim pirinç levhaların üzerine, çepeçevre 15 metre Ayet-el Kürsi’yi kabartma tekniği ile yazdım. İğne oyası tabir ettiğimiz bir motifle, kadınlar mahfilini ayırdık. Yine kadınlar mahfiline 3 ayetli aydınlatma yaptım. Ayrıca girişe de büyük aydınlatmalar ve aplikler tasarladım. İkinci cami ise Büyük Camii. Caminin içindeki sütunları Zeynep Fadıllıoğlu siyah deri ile kapladı ben de üzerlerine pirinçten (sarı) motifler işledim. Mihrabına bir çift büyük havan şamdan ve üzerlerine devasa mumlar yaptım. Ayrıca içerisine 1 metre çapında 12 tane ayetli avize tasarladım. Büyük giriş kapısını tamamen kakma tekniği ile pirinçten hazırladım. Yine Zeynep Fadıllıoğlu ile Bahreyn’de sarayın içinde bir caminin çok yüksek pencerelerinin önüne Osmanlı motifleriyle bezenmiş pirinçten açılıp kapanan kapılar yaptım.” Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne tombak sanatçısı kızı Rubina Kalaycı ile tombak koleksiyonu da hazırladıklarını ifade eden Kaya Kalaycı, “Koleksiyonu oluşturan parçalar; şamdanlar, kapaklı sahanlar, gülabdanlar, kına tepsileri, sakızlıklar, maşrapalar, buhurdanlar ve leğen ibriklerdi. Bu parçaları bakır olarak ben hazırladım. Tombaklamasını ise kızım yaptı.” açıklamasında bulunuyor.

Otel ve havalimanlarında da çalışmaları bulunuyor

Hotel Les Ottomans’ta da Zeynep Fadıllıoğlu ile birlikte çalışan Kaya Kalaycı; bahçedeki fenerleri, lobide metalden 5 metreye 5.5 metre Selçuklu motiflerinden oluşan perdeyi, odalardaki şamdan, paravan ve lambaderleri, pirinç iğne oyası motifinden kapı tasarımlarını, asansörlerin pirinç üzeri kalem işi dış kaplamasını, SPA’daki kar çeşmesi ve aplikleri tasarladı.

Four Seasons Bosphorus İstanbul’da ise Sinan Kafadar ile çalışan Kaya Kalaycı, otelin sağ ve sol giriş koridorlarındaki avizeleri, asansör önlerini, havuz üstünde 3 büyük avizeyi, sütunlardaki aplikleri, koridorlar ve hamamdaki aydınlatmaları, dinlenme bölümündeki içine cam üflenmiş Selçuklu motifli top avizeleri ve merdiven aydınlatmalarını tasarladı.

İstanbul Atatürk Havalimanı Şeref Salonu’na çintemani motifinden pirinç döküm kapı kulpları, banko üstü bronz modernize edilmiş Selçuk motifli aynayı, duvarlarda 2 metre uzunluğunda yine modernize edilmiş Selçuklu motifleriyle ve ipek görünümlü pirinç metal tülden pano aplikleri, tuvaletlerdeki ayna üzeri aydınlatmaları ve tavana ise sağlı sollu toplam 45 metre modern Selçuk motifli dalga dalga pano aydınlatmasını yaptı.

W Otel’de Mahmut Anlar, Pendik’teki Divan Asia Hotel’de ise Mimar Ahu Ozan ile çalışan Kaya Kalaycı, Çelebi ve IC Holding ortak yapımı Antalya Havalimanı CIP Salonu’na yaprak altın kaplamalı büyük çintemani aplikleri, banko ve pencere üzerlerine İznik çini motifli 2’şer, 3’er metrelik pirinç levhalar işledi.

Önce hangi metalin uygun olacağına karar veriyor

Antalya Antedon Deluxe Hotel’de Serdar Gülgün ile restoranlara Selçuklu motifli metal paravanlar yapan, Raffles İstanbul’un sehpalarını, Shangri-la Bosphorus, İstanbul’un ise SPA’sını yapan Kaya Kalaycı, yurt dışında Paris’teki Hotel Lumen’in odalarındaki modern Selçuklu tavan aydınlatmalarını, yatak başucu apliklerini ve çalışma masaları üzerindeki masa lambalarını tasarladı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun odasındaki 2’şer metrelik kaftan motifli metal tülden aplik panoları ve merdiven boşluğundaki modern Selçuk motifli bronz sarkıt büyük avizeyi yaptı.

Luxemburg Ettelbruck’te 2 metre yüksekliğinde dövme bakır tekniği ile yapılmış Johannes Nepomuk heykelini ise babası ile 1993’te tasarladı. Kalaycı, Katar Doha’da Morimato Restoran’a, bakırdan 170 cm yüksekliğinde ve 150 cm eninde, tamamen el işlemesi devasa Japon fenerleri, salon ortası 6.5 metre çapında orta yuvarlak göbekte 366 adet, 3 farklı boy ve motifte Japon fenerinden 1 avize yaptı.

Sipariş geldiğinde önce hangi metalin uygun olacağına karar veren Kaya Kalaycı, “Ona göre bakır ya da pirinç kullanıyorum. Mesela bir sehpa istenildiğinde bakır ile çalışamazsınız, çünkü yumuşak bir metaldir. Bu nedenle daha dayanıklı olsun diye pirinç dökümden yaparız. Kesinlikle demir kullanmıyorum. Maalesef piyasa, demir kullanıp üzerini pirinç kaplıyor. Çünkü demir hem ucuz hem de işçiliği ve kaynatması daha kolay. Fakat kaplaması çıkarsa paslanma tehlikesi oluşur. Bu da halıya ve mermer zemine leke yapar.” diyor.