GENÇ OSMAN’I NASIL BİLİRDİNİZ: ZALİM Mİ MAZLUM MU?

GENÇ OSMAN’I NASIL BİLİRDİNİZ: ZALİM Mİ MAZLUM MU?

“Niyetim hizmet idi saltanat ve devletime
Çalışır hasıd ü bedhah aceb nekbetime.” – Sultan II. Osman

“Erken öten horozun başı kesilir.” – Türk Atalar Sözü

Tarih var, efsane var. Bir de tarihe konu olduğu halde efsaneleştirilenler var. Türk tarihinin şahıs ve olay kadrosu alabildiğine geniş, hayal gücümüz de sınır tanımaz olduğu veçhile; her tür bilgi, belge ve kayıtla zapturapt altına alınmış (olması gereken) modern zamanlara ait efsanelerimiz bile mebzul miktarda.

Hele klasik tarih…

Bir tarafta devlete ait her nesneyi yazıya geçirme titizliğiyle dikkat çeken Osmanlı’dan kalma umman gibi arşivler ve bu arşivlere binaen inşa edilmiş objektif tarihçilik…

Diğer tarafta aklı karalı muazzam efsaneler…

Buradan bakınca Osmanlı tarihçinin, sosyoloğun olduğu gibi romancının, sinemacının da cenneti gibi görünüyor.

Osmanlı rüyası, Osmanlı kabusu
Bu cennetin cehenneme benzediği çağlar da yok değil. Uzun, tüketici, bitmek bilmez 17. yüzyıl mesela.

Fatih, Yavuz, Kanuni gibi devlerin muhteşem yüzyılları geride kalmış…

Dirayetsiz padişahlar ve yolsuz paşalar yüzünden fetihler durma noktasına gelmiş…

Kıtlık, enflasyon ve mali yolsuzluklar yüzünden ekonomik buhran ortaya çıkmış…

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Anadolu’da türlü eşkıyalık türemiş; halkın malı, ırzı, canı tehdit altında…

Tarihimizde Fetret Dönemi’ni tek sanırız; Aksak Timur’un 15. yüzyılın hemen başında gerçekleşen Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ı bozguna uğratmasından Çelebi Mehmet’in tahta oturmasına kadar geçen şehzade kavgaları. Oysa en az bir “fetret”imiz daha var: Mustafa Akdağ’ın tabiriyle Celali Fetreti…

1590-1610 yılları arasına yayılan Celali isyanları Kuyucu Murat Paşa’nın yoğun şiddet içeren müdahale ve tedbirleri sayesinde susturulmuşken bu sefer de sultanlık krizi çıktı.

Çocuk padişah: Çocuk mu, padişah mı?
III. Mehmet ve henüz 14 yaşında tahta geçen oğlu I. Ahmet genç yaşta ölüp (27 yaşında) arkalarından gelen I. Mustafa da cinnet getirince mecburen I. Ahmet’in 14 yaşındaki oğlu II. Osman tahta oturtuldu.

Tarih, Genç Osman’ı iyi niyetli, tecrübesiz, cesur, acımasız, büyük kararlar verebilen, kolay etki altında kalabilen, büyük idealleri olan, hayalperest, zalim ve mazlum olarak kaydediyor. Bu özelliklerin bazıları birçok padişah için söylenir, ama hepsi birden Genç Osman’a yakıştırılıyor. Sanki tarih Genç Osman hakkında kararını verememiş gibidir; belki hiç veremeyecek.

Çocuk denecek yaşta tahta oturan Genç Osman belli ki kahramanlık hikâyeleriyle büyüdüğü dedeleri gibi bir padişah olmak istiyordu. Sultanlığının ilk günlerinde annesi, hocası ve harem ağasının kontrolü altında olduğu söylenir. Bundan zamanla sıyrılacak ve bir anlamda kendini ispatlamak için Lehistan seferine bizzat çıkacaktır. Ordu Padişah’ın kendilerine verdiği hedefe ulaşamayınca arada gerginlik doğar.

Yeniçerilerle Sultan arasında doğan ilk gerginlik değildir bu. II. Selim’le de aşık atmaya kalkmıştır o tarihlerin süper gücü konumundaki Yeniçeriler. Kanuni seferde ölüp oğullarından Selim İstanbul’da tahta oturunca asker huzursuzlanmaya başladı; yeni padişahı er meydanında başlarında görmek istediler. Savaşa fazla yatkın olmayan II. Selim telkinler sayesinde savaş alanına gidip ordunun başına geçer. Bu sefer de bahşiş meselesi patlak verir. Cülusu sırasında İstanbul’da bahşiş dağıtmış olan Sultan, ayrıca savaş alanında yeniçeriye bahşiş vermek istemez. Yeniçerilerin padişahın arkasından “Biz sana ne yapacağımızı biliriz!” diye nara attığı söylenir.

Soyut hayaller, katı gerçekler
1. Selim’e atılan naralar Genç Osman’ın tahttan indirilmesi sırasında atılanlarla ölçülünce çocuksu bir sitem gibi kalır. Lehistan seferinden yorgun ve isteksiz dönen yeniçeri Sultan’dan, Sultan ise fethin başarılamamasından sorumlu tuttuğu yeniçeriden rahatsızdır. Bir tantana kopacağı her halinden bellidir. Dönemin ve ortamın siyasi şartlarını ölçüp biçip buna göre hareket edebilecek bir sultan değildir Genç Osman. Adı üstünde gençtir ve her şeyi düşündüğü ve inandığı gibi yapabileceğine inanır. Lehistan’ın fethi hayalini yeniçeriyle başaramayınca Anadolu ve Suriye vilayetlerinden gençler toplayıp yeni bir ordu kurma hayaline kapılır. Bu son hayal padişahlığının da hayatının da sonunu getirecektir.

Yeniçeri ordusunu bozup yerlerine pir ü pak Anadolu gençlerinden kurulacak taze, istekli, azametli bir ordu kurma fikri muhtemelen Genç Osman dışında da bazı insanlara cazip görünüyordu ama yeniçerilerin sadece asker değil aynı zamanda siyasetçi ve kamuoyunu çekip çeviren temel propaganda kurumu olması yeni durumu bir iktidar buhranı kıyafetine sokuyordu.

Genç Osman yeniçerilere pabuç bırakmak istemese de işler çığırından çıkınca Anadolu-Suriye askeri toplama fikrinden vazgeçtiğini açıkladı ama ateşi alan yeniçeriler halkı da galeyana getirerek padişahın önünü kestiler. Yeniçeriler önce padişahın ayaklarına gönderdiği sadrazam ve harem ağasını parçaladı; sonra da sarayı basıp Genç Osman’ı tahttan indirdiler.

Bundan sonra utanç dolu birkaç sahne vardır.

Genç Osman’ın saklandığı yerden çıkarılıp ata bindirilmesi…

Devrik sultanın bir nevi teşhirle Ağa Kapısı’ndan Orta Camii’ne nakli…

Yeniçerilerin yolda Genç Osman’a ileri geri laf atmaları…

Altıncıoğlu’nun yazmaktan ar edeceğimiz terbiyesizliği…

Bir iftira, bir gerçek
Genç Osman’ın Yeniçeriler tarafından öldürüldüğü iddiası yalandır, iftiradır. Her ne kadar politikaları kendi aleyhlerine olduğu için gencecik sultana diş biliyor idiyseler ve sonunda taarruzla tahttan indirmeyi de başarsalar bile, Yeniçeriler padişah kanına girmeye meyyal değillerdi. Böyle bir şey akla gelen işlerden değildi. Genç Osman’ın katili Davut Paşa ve cellatlarıdır.

Yeniçeriler mahpus tuttukları sultanın sadrazamın cellatları tarafından idamına engel olacak yeterli tedbirleri alma konusunda zaaf gösterdiler. Davud Paşa birçok kez genç mahpusu boğdurmaya kalktı ama pehlivan yapılı Genç Osman cellatları kendi elleriyle boğmayı başardı. Bunun üzerine entrikacı Davud, yeniçerilere para dağıtma yoluna gitti. Çıkan kargaşadan yararlanıp sultanı Orta Camii’nden Yedikule zindanına kaçırttı ve burada boğdurdu.

Padişah boğulunca İstanbul halkı devrilmesinde yeniçerilerle elbirliği ettiği Genç Osman’ın kanını sormaya başladı. Yeniçeriler de Davud Paşa ve cellatlarını parçalattılar.

Genç Osman’ın şehadeti bir cinayet silsilesinin en önemli halkasıdır sadece. Savaşçı bir devlet olan Osmanlı sefer başarısızlıklarının faturasını adeta kendine çıkarmış ve saray, ordu ve paşa kapıları arasında pek çok canlar alınıp canlar verilmiştir.

Maalesef bu kanlı tablo 17. yüzyıl boyunca sürecektir…