GÖÇEBE GEÇMİŞTEN ANITSAL GELECEĞE: AŞKABAT

ESKİ BİR TÜRKMEN SÖZÜ ŞÖYLE DER: “SU TÜRKMEN’İN HAYATIDIR, AT KANATLARI, HALIYSA RUHU…”.

Türkmen’i anlayabilmek için, geçmişini ve gönlünü koyarak dokuduğu halılara bakmak gerekir. Halı bereketin ve bahtın sembolüdür. Kentler fethedilmiş, yakılıp yıkılmış olsa da halının düğümlerini atan eller taviz vermemiştir.

Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’taki Milli (Türkmen) Halı Müzesi’ndeki iki binden fazla antika halının arasında, şarap rengindeki bir halı, sadece akıllara durgunluk veren elişçiliğiyle değil, 300 metrekarelik görkemine verilen “Dünyanın en büyük el dokuma halısı” Guiness Dünya Rekoru ünvanıyla da akıllarda kalıyor. Mimarisi ve ışıklandırmasıyla da dikkat çeken müze, Türkmenistan’ın beş vilayetinden farklı halı dokuma tarzları üzerine bilgi almak için doğru bir adres.

Göçebe geçmiş
Göçebe geleneğinin ayrılmaz bir parçası olan, at ve develerin üzerinde ve Türkmen kavimlerinin evlerinde kullanılan heybelerin de sergilendiği bu dev koleksiyonun yanısıra müzede eski halılar da onarılıyor. Antika halı restorasyonu, yeni halı dokumaktan daha fazla emek gerektiriyor. On santimetrelik bir halı iki günde dokunuyorsa, onarılması on gün sürüyor. Müzede onarılarak sergilenen 300’ün üzerinde halıyı görmek mümkün.

Türkmenistan’ın birçok köyündeki sayısız ailenin yaşamı halının düğümlerine bağlıdır. Köy kadınları halılarını daha çok evlerinin duvarlarına asar. Düğünlerin, cenazelerin bir yerinde mutlaka bir halı vardır. Türkmen halılarının yünü Karakul koyunundan, kırmızısıysa nar suyundandır. Halıdaki desenlerden dokuyucunun hangi Türkmen boyundan olduğu da anlaşılır. Türkmen’in geçmişi kıtlık ve açlıkla dolu. Bu yüzden de bereketin devamlılığı dileği günlük hayatta sık sık tekrarlanır. Tıpkı pazarda satılan halıdan alınan paranın diğerlerine sürülmesi gibi.

Çölde alışveriş
Kadınlar ve genç kızlar hayal eder, dokur ve yollara düşer. Halı satılacak, koyun kesilecek ve aile doyacaktır. İki asır boyunca kadınlar soluğu, Türkmenistan ticaretinin kalbinin attığı yer olan Çöl Pazarı’nda aldılar. Gerçekten de çölün ortasında, 1800’lü yıllarda kurulan bu pazar, haftanın iki günü açıktı ve saatleri tamamıyla çöl ikliminin sürprizlerine bağlıydı. Bugün artık, başkente yaklaşık 20 km mesafede, el işinden elektroniğe, el halısından gıdaya kadar her şeyin satıldığı yeni Altın Asır Doğu Pazarı var. Haftanın her günü açık pazar, sadece Orta Asya’nın dört bir yanından gelenlerin değil turistlerin de uğrak yeri. Orta Asya’nın tüm kültürleri ve özgün renkleri bu pazara yansır. Kumaşlar açılacak, gümüşler parıldayacak ve Türkmen insanı alınterinin karşılığını alacaktır. Pazar, Türkmen halısına özgü Ahal desenine benzer mimarisi ve Guiness Rekorlar Kitabı için yapılan ‘’Dünyanın En Büyük Açık Pazarı’’başvurusu ile de adından bahsettirmektedir.

Depremden sonra
Göçebe kültürün izlerinin inatla korunduğu Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat’ın temelleri aslen, 19. yüzyılın sonlarında, Ruslar tarafından atılmış. Burası Trans-Hazar demiryolu üzerinde Rus nüfusun çoğunlukta olduğu, refah içinde, sakin bir sınır kentmiş. Ancak 6 Ekim 1948’de, sabah bire doğru, kent dokuz şiddetinde bir depremle sarsılmış ve bir dakikadan az bir sürede yerle bir olmuş. O gün, 110 bin kişi, yani nüfusun üçte ikisi hayatını kaybetmiş. Ardından şehir yıllar boyu yabancılara yasaklanmış. Aydın kesiminin önemli bir bölümünü bu elim hadisede yitiren Türkmenler, bunun eksikliğini hala hissetmektediriler.

Bugün karşımızda, Sovyet stilinde yeniden kurulmuş modern bir kent var. Devlet binaları, anıt ve heykelleriyle, bir çeşit milli birlik ve kimlik ruhu yaratma çabası hissediliyor. Aslında şaşırtıcı derecede sakin bir kent. Farklı restoranları ve sıradışı mekanlarıyla birkaç gün, ülkenin bugününü gözlemledikten sonra geçmişini keşfetmek için yola koyulabilirsiniz.

Yeni kent vaadi
Farsça’da “aşkın kenti” anlamına gelen Aşkabat, mermer sarayları, göz kamaştıran kubbeleri ve bakımlı parklarıyla, adeta bağımsızlığıyla birlikte kendini yeniden yaratmış ve Orta Asya’nın en sıradışı kentlerinden biri haline gelmiş. Neredeyse tamamı Türkmenistan’ın gaz ve petrol gelirleriyle kurulan kentin değişimi ve dönüşümü tam hız sürerken, süt beyazı mermer yapılar günaşırı yükseliyor. Türkmenistan’ın kurucu lideri ve Eski Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı Niyazov, kentin dört bir yanını beyaz mermerle donatırken, vatandaşlarına verdiği “size bembeyaz bir kent inşa edeceğim” sözünü tutmuş. Mermer, Türkiye ve İtalya’dan getirtilen beyaz ve damarsız bir mermer. Doğalgaz zengini bir ülke olduğundan, mermerin günün birinde kararacağı endişesi de yok. Sokaklarda sigara içmenin yasak olduğunu eklemekte de yarar var.

Bembeyaz anıtsal gelecek
Kentin en önemli anıtlarından biri, ülkenin bağımsızlığının sembolü Tarafsızlık Anıtı. Türkmenistan’ın 12 Aralık 1995’te Birleşmiş Milletler nezdinde kabul edilen tarafsızlık statüsüne işaret eden anıt, Türkmenler’de “tagan” olarak bilinen ve sağlamlığı simgeleyen üç ayaklı ocaktan esinlenerek tasarlanmış. Yüksekliği 75 metre olan anıtın tepesinde Tarafsızlık Müzesi ve seyir terası bulunuyor. Anıtın üzerindeki altın kaplama bronz Saparmurat Türkmenbaşı heykeli, özel bir sistemle anıtın çevresinde 24 saatte bir tur dönerek şehrin her yerinden izlenebiliyor. Ayrıca,1948 yılındaki Aşkabat Depremi’nde ölenlerin anısına yapılan Deprem Müzesi’nin üzerinde 38 ton ağırlığında dünyayı boynuzları arasında taşıyan bronzdan bir boğa heykeli de dikkat çekiyor.

Tarihler ve mimari
Kentin bir başka çarpıcı anıtı, ülkenin bağımsızlığının 20. yılı anısına tasarlanan Anayasa Anıtı. 120 bin metrekare alan üzerine kurulu anıta, Tören Alanı olarak bilinen, süs havuzları ve yeşil alanlarla çevrili olan giriş bölümünden geçilerek ulaşılıyor. Burada her biri 12 metre yüksekliğindeki asker heykellerle karşılanıyorsunuz. Anıttaki ölçüler ve sayılar Türkmenistan için ayrı bir anlam taşımakta. Anıtın toplam 185 metre yüksekliği, Türkmenistan’ın tarafsızlık statüsünü kabul eden 185 ülkeye işaret ediyor. Ayrıca sekiz köşeli Türkmen yıldızlarının üç kademede toplam 27 metre yükselmesiyle oluşan gövde ve bu gövde üzerine oturan 91 metre yüksekliğindeki kule, ülkenin bağımsızlığını kazandığı 27.10.1991 ve anayasanın kabul edildiği 18.05.1992 tarihlerini vurguluyor.

Efsane atların ülkesi
İlk kez Türkmenistan’da görülen ve yaklaşık 3 bin yıl önce evcilleştirilen Ahal Teke atları, ülkenin simgesi ve milli gururu. Manas Destanı ve Dede Korkut hikayeleriyle efsaneleşen bu atların başkentte onurlandırılmaması düşünülemezdi. Türkmenistan’ın bağımsızlığının onuncu yılında inşa edilen 10. Yıl Anıtı, böyle bir anıt-park. Parkın merkezindeki anıta, Türkmenistan’ın yükselişini sembolize eden basamaklarla çıkılıyor. Sekiz köşeli Türkmen yıldızı biçimindeki fıskiyeli havuzun üzerindeki anıt, her biri bir bağımsızlık yılını simgeleyen on Ahal Teke atından oluşuyor.

Orta Asya’nın en büyük camisi
Orta Asya’nın en büyük camisi Aşkabat’ta. Saparmurat Türkmenbaşı, doğum yeri Kıpçak Köyü’ndeki camiyi, 1948’deki depremde burada hayatını kaybeden annesi Gurbansultan anısına yaptırmış. Köyün hemen kuzeyinde Türkmenistan topraklarının yüzde 80’ini oluşturan ve dünyanın en büyük ve en sıcak kum denizlerinden biri olan Karakum Çölü var. Buna rağmen caminin vaha gibi olan çevresi fıskiyeler, havuzlar, Kopetdağ’ın eteklerinden getirilen özel çiçeklerin yanısıra İtalya ve İspanya’dan satın alınan çalılar ve egzotik ağaçlarla süslenmiş. 17 bin metrekarelik bir alanda bulunan cami, yaklaşık 10 bin kişi kapasiteli. 91 metre yüksekliğindeki minareleri, Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilân ettiği 1991 senesini sembolize ediyor. Minarelerin ve kubbenin tepesinde güneş ışığıyla renk değiştiren bir malzeme bulunuyor. Cami, sekizgen olarak dokunmuş 215 metrekarelik dev bir Türkmen halısıyla kaplı. Caminin mermer kaplama duvarlarında Kuran’dan ayetlerin yanısıra Türkmenbaşı’nın 1997-2001 yıllarında yazdığı ve okullarla iş yerlerinde okunmasını zorunlu kıldığı ruhani kılavuz Ruhname’den alıntılar da bulunuyor. Caminin hemen yanında Türkmenbaşı’nın aile mezarlığı olarak hazırlattığı alanda depremde ölen annesi ve iki kız kardeşinin mezarları var. Türkmenbaşı da öldükten sonra, bu aile mezarlığında, kendisi için hazırlattığı yere defnedilmişti.

BİLİYOR MUYDUNUZ? Türkmenler için pirinç kutsaldır. Perşembe ve cuma günleri ölülerinin ruhları için pilav pişirirler.

MERAK MOLASI Türkmenler’in gururu Ahal Teke atlarını görmek isterseniz Aşkabat Hipodromu’na uğrayın. Geleneksel kıyafetleriyle atların sahipleri de dikkate değer.