GÖLLER BÖLGESİNDE BİR TREKKİNG CENNETİ: EĞİRDİR

Tamamıyla donmuş bir göl… Üzerini, yumuşak, bol kar kaplamış. Yüklü develeriyle Beyşehir’den yola çıkan bir yörük, Gelendost üzerinden, kasabaya doğru yol alırken, gölün üzerinde gittiğinin farkına varmaz. Taa ki, Eğirdir’in merkezine gelip, Hızırbey Camii’de Cuma namazına katılıncaya kadar… Cemaat, yörüğü görünce, ‘ağam, nereden gelirsin, nereye gidersin?’ diye sorar. ‘Ovanın düzünden geldim’ diye cevap verirken birden ne yaptığını anlayıp, sağ salim varabildiğine şükreder ve iki devesini kurban eder.

Çarpıcı coğrafya
Türkiye’nin Göller Bölgesi’nin en çok bahsi geçen gölü Eğirdir, kışın her zamankinden sessizdir ama nisan ayında elma ağaçlarının çiçekleri açar, eylül-ekim aylarında elmalar toplanır. Denizden 914 metre yükseklikte olması sayesinde, yaz aylarını ılık geçirir, eylül ayına kadar da suyunda yüzülebilir. Isparta’dan Eğirdir’e giden yolun sonuna doğru, bir an yükseldiğinizde, manzara sizi teslim alır. Toros Dağları ile Türkiye’nin ikinci büyük tatlı su gölü arasında uzanan Eğirdir, oldukça cezbedici bir konuma sahiptir. Göle doğru uzanan ve Eğirdir’e bir kilometrelik bir yolla bağlı olan yarımada, eskiden iki küçük ada olan Yeşilada ile Canada’nın, gölün doldurulup karaya bağlanmasıyla oluşmuş. Bu kısımda, sevimli ve temiz pansiyonlar, göl kenarında çakıl taşları üzerine kurulu masalarıyla restoranlar var.

Trekking cenneti
Eğirdir, Göller Bölgesi’nin trekking merkezi olabilecek kadar içinde farklı rotaları barındıran bir coğrafyaya sahip. Türkiye’nin ikinci büyük uzun soluklu rotası olan St. Paul Yolu’nun birçok bölümünde günübirlik yürüyüşler yapılabilir. Kaçkar Dağları ya da Aladağlar’la karşılaştırıldığında, bu bölgede tırmanmak, yürüyüş yapmak ya da kanyon geçmek daha kolay. Yüksekliği 3 bin metreye varan Dedegöl’ün yanısıra, Barla ve Davraz dağlarının tırmanışları daha zor. Ancak buralarda da doğal hayat muhteşem. Eğridir’in en güzel manzaralarını gören Sivri Dağ’a günübirlik yürüyüş yapmak da mümkün. Ayrıca yazın, hayvanlarıyla birlikte bu dağlara gelerek çadırlarını kuran yörükler, bu doğayı daha da renklendirir.

Genç turizm elçisi
Eğirdir’deki pansiyonların birçoğu, gölde tekne gezileri düzenliyor. Hatta bazıları, balıkçılıkla geçinen aileler tarafından işletildiğinden, müşterilerini balığa götürüyor ya da kayıklarını ücretsiz veriyorlar. En sağlıklı bilgiyi Lale Pansiyon’un sahibi İbrahim Ağartan’dan alabilirsiniz. İbrahim, yirmi küsur yıl içinde, anne ve babasıyla birlikte, burada bir ‘backpacker’ cenneti oluşturmuş. İbrahim, pansiyonunda kalmayanlara da, hiçbir karşılık beklemeden vakit ayırıyor ve civar hakkında bilgi veriyor. Her sabah beraber balığa çıkıp akşama da yakaladığınız balıkları yiyebiliyorsunuz. ‘Turizm nasıl yapılır?’ diye merak edenler için, ‘içtenlikle’ sözü burası için geçerli bir cevap oluyor. Dünyada sadece Türkiye ve Kanada’da bulunan Kasnak Meşesi’ni mi görmek istiyorsunuz? Ya da Apollo Kelebeği’ni mi? Doğru zaman ve yer için, İbrahim’le konuşmakta yarar var.

Doğal yaşam doludizgin
Eğirdir’den 29 km güneydeki Kovada Milli Parkı, kurt, yaban domuzu, sansar, porsuk ve yılan gibi birçok canlının ve kuşların yaşam alanı. Çevresi çam ormanlarıyla kaplı göl, yosunlu olduğundan yüzmek için çok uygun değil. Ancak kıyıda piknik yapmak keyifli olabilir. 30 km ileride, Sütçüler ilçesine 10 km mesafede, Çandır’daki Yazılı Kanyon Tabiat Parkı’nda şelalelerin üzerinde uzanan köprülerden ve Kral Yolu’nun iyi korunmuş kısımlarından geçerek, kanyonda yürüyebilir ardından da çağlayan suların serinliğinde buradaki tesislerde alabalık yiyebilirsiniz. Kanyonun rehbersiz yürünebilen ilk 3 km’si kolay. 7 km boyunca ilerlemek için, rehber ve ön bilgi gerekiyor. Yaz boyunca suyun sıcaklığı ortalama 12 derece.

Ayak izlerinde tarih
Eğirdir’e 80 km mesafedeki Psidia Antiocheia Antik Kenti’ne gölün doğu kıyısından elma bahçelerini geçerek ya da Barla üzerinden gölün çevresini dolaşarak varılıyor. Psidia Antiocheia, Yalvaç’a 2 km mesafede. Bir dönem, Psidia bölgesinin başkenti de olan ve Helenistik dönemde kurulan şehirde, Roma ve Bizans dönemine ait kalıntılar var. Roma döneminde önemli bir şehir olan Yalvaç, aynı zamanda Roma ile de kardeş şehirdi. 11. yüzyılda tamamen önemini yitiren ve yok olan antik kentin en yüksek noktasına yapılan İmparator Augustus’a adanmış tapınak, kalıntıların en ilginci. M.S. 2. yüzyıla ait su kemerleriyle su getirilen Roma hamamları, anıtsal çeşme ve sütunlu cadde günümüze kadar gelebilmiş. Burada aynı zamanda, ilk Hıristiyan kiliselerinden, St. Paul’e adanmış bir kilise bulunuyor. Kentin 1833’de bulunmasından bu yana, devam eden kazılarda çıkarılanlar, Yalvaç Müzesi’nde sergileniyor.

Eğirdir’den 65 km mesafedeki gri kesme taşlardan kurulu Adada antik kenti hakkında tarih kitaplarında fazla bilgi yok. Burada bulunan sikkelerden, Adada’nın Roma devrinde, imparatorluğun önemli bir kenti olduğu saptanmış. Burada, iyi korunmuş Korint tarzda bir tapınak, bir forum, kötü durumda bir tiyatro, bir kilise ve üzerinde yazıtlar bulunan Helenistik devre ait bir yapı görülebilir. Ayrıca kentin büyük bir bölümünde Kral Yolu’nun uzantısına rastlanıyor. Yine aynı yol üzerinde, Eğirdir’den 27 km, Zindan Mağarası var. Uzunluğu 760 metre olan mağaranın, geç Roma ve erken Bizans dönemlerinde, ağzı kapatılarak bir tür sığınak ve ibadet yeri olarak kullanıldığı biliniyor. Sarkıt ve dikitlerin yanısıra yükseklerde barındırdığı yarasa kolonileri, garip koku ve sesleriyle, ürpermekten zevk alanların tiryakisi olacakları bir atmosfer. Mağaranın girişinde, Eurymedon’a yapılan kutsal açık hava mabedinin kalıntıları var. Tapınaktaki Eurymedon heykeli, bugün Isparta Müzesi’nde.

Panayır zamanı
Trekking macerasını gelenekle renklendirmek için ağustos ve kasım ayları arasında, Pınar Pazarı’ndaki geleneksel panayıra uğramakta yarar var. 600 yıldır süregelen Pınar Pazarı’nda buluşan yörüklerle Eğirdir halkı için, kış öncesi son buluşma ve alışveriş imkanıdır bu. Yörük, ürettiği ne varsa satar, kış için neye ihtiyacı varsa alır. Panayırın onuncu cumartesi günü ise, sadece kadınlar bir pazar kurar. Köylü, elmasını satmış, eline para geçmiştir. Keyfine diyecek yoktur. Kızlarını güzelce giydirir, panayıra getirir. Şekerli pideler, tuzlama balıklar, ovma helvalar, dolmalar yenir, içilir. O gün, evlenme çağına gelmiş delikanlıların anneleri, gözlerine kestirdikleri kızlara özel işlenmiş mendiller verirler. Birçok düğünün temeli, bu bereketli ortamda atılır.

LEZZET NOKTASI
Göle özgü spesiyaliteler; sazan tuzlama, sazan dolma, sazan ekşileme, levrek buğulama, kiremitte soslu kerevit, sazan balığı havyarından yapılan tarator…

KONAKLAMA NOKTASI
Lale Pension & Guesthouse, Eğirdir civarındaki turların güvenilir adreslerinden…