HANEDANLARIN EN GÜZEL SARAYLARI…

Edebiyattan sinemaya, sanatın birçok dalına konu olmuş, dünyanın görkemli, tarihi sarayları, yansıttıkları yaşam, şahit oldukları hikayeler, dekorasyon ve atmosferleriyle günümüzde turizmin en büyük kozu. Fransa’dan Hindistan’a, dünya hanedanlarının en görkemli saraylarını sizin için seçtik. Krallara ve kraliçelere layık bir gezinti dileriz…

VERSAİLLE ŞATOSU / FRANSA
Tur otobüslerinden akın akın inen ve hedefine doğru ilerleyen turist kalabalığı sizi şoka uğratmazsa, XIV. Louis ve 20 bin saray mensubunun yaşadığı, ülkenin bu en büyük sarayı, dünyaca ünlü Versaille Şatosu, sizi de hayranlık içinde bırakacaktır. Paris’e trenle 20 dakika mesafedeki saraya eşlik etmek üzere, sıfırdan yeni bir başkent yaratılmış. Sarayın inşasını planlayanlar, devasa binalar ve Champs-Elysees’den daha geniş bulvarlar hayal etmişlerdi.

İhtilalde zarar gördü
Fransız İhtilali sırasında, köylülerin öfkeyle içeri dalmasına rağmen, bugün büyük çapta yapılan restorasyon sayesinde ziyaretçiler Güneş Kralı ve sarayının atmosferini fazlasıyla hissedebiliyor. Saray, sadece Güneş Kralı’nın ikametgahı değil aynı zamanda Fransız hükümetinin, 1682-1789 ve tekrar 1871-1879 yıllarında yeni yönetim merkeziydi. Baloların yapıldığı Aynalı Salon, resmi bölüm, özel kullanıma ait yapılar, çarpıcı süslemelere sahip çeşme, bahçe ve labirentvari bahçe peyzajları karşınıza çıkacaktır. Marie Antoinette’in sarayın kaotik hayatından kaçıp, kendini bir çoban kızı olarak hayal ettiği rustik kulübe Hameau de la Reine ile başka bir dünyanın kapıları açılacaktır. Bir gününüzü saray ve civarında geçirmeyi göze alarak gidin.

HAWA MAHAL / HİNDİSTAN
Bir zamanların ‘Krallar Ülkesi’, Hindistan’ın kuzey bölgesi Rajasthan’ın kalbindeki Pembe Şehir Jaipur, sarayıyla göz doldurur. 1799’da Mihrace Sawai Pratap Singh, son derece fotojenik Hawa Mahal Sarayı’nı (Rüzgarların Sarayı) sarayın hanımlarının görünmeden temiz hava alıp, alt kısımdaki sokağı seyretmeleri için yaptırmış.

Binayı pencereler serinletiyor
Tam 953 penceresinden batı rüzgarlarının girebildiği bu beş katlı ilginç yapının pencereleri bir oda genişliğinde olduğundan rüzgar içeriye girerek, kolaylıkla binayı serinletiyor. Hizmetkarlar pencerelerin kafeslerine su atıp gelen rüzgarı daha da serinletmeye çalışırlarmış. Gündoğumu ya da günbatımında bambaşka bir görüntüye bürünen pembe kumtaşı sarayın 1000 pencereli cephesi petek desenli ve yapı Krishna’nın tacına benzetilmiş. En yukarıdan kafesli pencerelerden Jaipur’un muhteşem görüntüsünü kaçırmayın.

ELHAMRA SARAYI / İSPANYA
Granada’nın havasından geçilmez. Ardında yükselen muhteşem Endülüs’ün en yüksek dağları Sierra Nevada ile Elhamra Sarayı, gizemli, dar kıvrımlı arnavutkaldırımı sokaklarıyla eski Müslüman mahallesi Albayzin ve şair Federico Garcia Lorca’nın geride bıraktıkları Granada’yı vazgeçilmez yapmaya yetiyor da artıyor bile. Albayzin’in seyir terasından, günbatımında bir zamanların ‘Kırmızı Saray’ı Elhamra’yı kaçırmayın. Yılda iki milyonu bulan ziyaretçi sayısıyla Elhamra Sarayı, İspanya turizminin en güçlü mıknatısı.

Sarayın adı ‘kırmızı’ anlamına geliyor
Sarayın ismi, Arapça’dan kırmızı sözcüğünden türetilmiş. Bunda güneş batarken kule ve surların üzerine vuran kırmızılığın payı olabilir. Sarayın üzerinde durduğu tepenin ismi de La Colina Roja yani ‘Kızıl Tepe’. Sarayın yapılış tarihi, 1238, yaptıran Nasriler’in ilk kralı Ibn el-Ahmar. Sülale, Garanada’ya gelen son Müslüman hanedan Beni Ahmarlar yani Kırmızı Oğulları. Nasri krallarının yazlık sarayı Generalife, yani sarayın bahçesi, saray kadar efsanevi. Arapça kökenli ve anlamı ‘yükseklerdeki cennet’.

Biletinizi önceden alın
Teraslar ve yürüyüş yolları, kentin en güzel manzaralarını karşınıza çıkarıyor. San Miguel Tepesi’nde Roma katakombları olan mağaraları göreceksiniz. Bu civardaki keyifli yürüyüşlerden birini de Darro Caddesi’nde yapabilirsiniz. Günlük bilet sayısı sınırlı olduğu için önceden bilet almakta yarar var.

PRAG KALESİ / ÇEK CUMHURİYETİ
Vlatava Nehri’nin ortasından aktığı ve en görmüş geçirmiş seyahatseveri bile hayran bırakan Prag kentinin masalsı Prag Kalesi, arkeolojik araştırmalar ve eski yazıtlara göre 880 senesine tarihlendiriliyor. Saray kompleksi iç avlularla birleştirilmiş birçok binadan meydana geliyor. Bunların içinde en önemlisi Starý Královský Sarayı. Burası hala kraliyet ikametgahı, günümüzde dahi Çek Cumhuriyeti’nin politik gücünün merkezi. Ülkenin önemli azizlerinden kalma kutsal emanetlerin bulunduğu St Vitus Katedrali de görmeye değer.

Komünizmin ardından halka açılan bölümler
1989’da komünizmin çöküşünün ardından kalenin daha önceleri girilemeyen yerleri tekrar halka açıldı. Bugün Kraliyet Bahçeleri, Güney Bahçesi, Kraliyet Ahırları, kraliyet anıtları ve sergi salonları geziliyor. Prag Kalesi Resim Galerisi’ni kaçırmayın. Burada Titian ve Rubens’in resimlerinin de bulunduğu İmparator Rudolph II‘nin koleksiyonu sergileniyor.

PALAZZO PİTTİ / İTALYA
Her adımda, karşınıza bir sanat eseri çıkaran ve bundan hiç vazgeçmeyen bir kent Floransa. Bu kente gelip de sanat eseri bir saray görmeden olur mu? Kentin dünyaca ünlü tarihi mirasından biraz uzaklaşıp Arno Nehri’nin diğer tarafına geçince, bir zamanlar Toskana düklerinin ve İtalya kralının yaşadığı Palazzo Pitti sizi büyülemeye hazırlanır.

En ünlü tablolar burada
Palazzo Pitti, muhteşem mobilya ve sanat eserleriyle, İtalya’nın sanatsal tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan Medici ailesinin elinde 1549’da gerçek anlamda bir Rönesans yapısına dönüştü. Bugün sarayda, porselen, kostüm ve modern sanat içeren birçok müze bulunuyor. Bunların arasında en dikkat çekici olanlardan biri Galleria Palatina. Burada Titian’dan portrelerin bulunduğu önemli bir koleksiyonun yanısıra Raphael’in en güzel tabloları sergileniyor. Müzeler başdöndürücü ancak Boboli Bahçeleri’ni kaçırırsanız pişmalık duymanız garantidir.

BÜYÜK SARAY / TAYLAND
Tayland’ın başkenti Bangkok’un kalbinde yer alan kraliyet sarayı kompleksi, ülkenin en çok saygı gören ve ziyaret edilen yeri. 1782’den beri Siam Krallığı’na ev sahipliği yapmış ve 1925’te kraliyet ailesi tarafından terk edilmişti. Duvarlarla çevrili saray kompleksinin binaları ziyarete kapalı olsa da, burası hala resmi kutlamalar için kullanılıyor ve alanı gezmek, içeriye göz atmak serbest.

Zümrüt Buda tapınağı
Saray kompleksinde, birçok bina, avlu, bahçe ve ünlü Zümrüt Buda Tapınağı bulunuyor. Ülkenin en kutsal tapınaklarından biri. Chakri Maha Prasat ise klasik Tayland mimarisi ile 19. yüzyıl Avrupa tarzının çarpıcı bir sentezi olması açısından görmeye değer.

WİNDSOR KALESİ / İNGİLTERE
Ortaçağlardan beri kesintisiz olarak kraliyet ailesi tarafından kullanılmış tek İngiliz sarayı ve günümüzde ‘dünyanın yaşanılan en büyük saray’ı ünvanına sahip Windsor Kalesi, 11. yüzyılda burayı inşa ettiren William’dan Kraliçe Victoria’ya; İngiltere’nin kral ve kraliçelerini ağırlamış ve onlar tarafından birçok kez büyütülmüş ve geliştirilmiş.

Hatta II. Charles da, kuzeni XIV. Louis’nin Versay Sarayı ile rekabet edebilmek için sarayın tasarımına müdahale etmiş. Muhafız değişimi, nisan-temmuz aylarında her gün 11’de, diğer aylarda günaşırı aynı saatte.

SCHÖNBRUNN SARAYI / AVUSTURYA
Viyana kentinin sınırında bir mücevher gibi yer alan Schönbrunn Sarayı, Habsburg Hanedanı’nın yaz sarayıydı. İmparator I. Leopold tarafından 17. yüzyılın sonlarında yaptırılmış saray, kırk yıl sonra Habsburglar’ın tek kadın hükümdarı Marie Antoinette’in annesi Maria Theresa için değişim görmüş. Sarayın kraliyet salonları, muhteşem bahçeleri kadar etkileyici ancak ilginç olan, özellikle Franz Josef gibi kralların daha mütevazı odaları tercih etmiş olmaları.

1441 odalı
Mükemmel simetrisi ve incelikli olarak tasarlanmış bahçeleriyle bu barok stilde yapılmış binanın 1441 odasından 40’ı gezilebiliyor. Aynalı Salon, dikkate değer; 1762’de altı yaşındaki Mozart, İmparatoriçe Maria Theresa için klavsen çalmış ve hatta o konser sırasında daha yedi yaşında olan Marie Antoinette’e vurulmuştu. Napoleon’un 1815’te çöken imparatorluğunu parçalara ayıran Viyana Kongresi katılımcıları ise o akşam Büyük Galeri’de yapılan bir baloda dans etmişti. Büyük Galeri’nin tavanına bakmayı ihmal etmeyin.

TOPKAPI SARAYI / TÜRKİYE
Payitaht İstanbul’un kalbi Topkapı Sarayı’nın göz kamaştırıcı hazinesi bazıları için bu saraya gelmek için tek nedendir. Özellikle de dünya çapında sarayın ününe ün katan Kaşıkçı Elması… Topkapı Hançeri’nin de bulunduğu hazineye uzunca bir süre ayırmakta yarar var. Sarayı ziyaret edenler, genellikle Avrupa sarayları gibi geleneksel bir saray beklentisi içindedir. Oysa Topkapı, bu anlamda hiçbir kategoriye girmez.

Osmanlı’nın tarihine ışık tutuyor
Topkapı, Sultan II. Mehmet tarafından inşa ettirilen ve 1470’ten itibaren farklı sultanların yaptırdığı birçok değişiklik ve eklemelerle bugünkü halini almış. Sarayda dolu dolu bir gün geçirmek mümkün. Zamanında nüfusu 5 bine kadar ulaşmış sarayın, Harem, Mutfaklar, Hazine, Has Oda bölümleri ve bahçeleri kaçırılmamalı. Sadece mimarisi, Osmanlı sanatı süslemeleri, porselenleri ve çinileriyle değil aynı zamanda şahit olduğu olaylarla da Osmanlı tarihine ışık tutan önemli bir saray.