Havalı Miami’nin Bir Başka Yüzü

Havalı Miami’nin Bir Başka Yüzü

Havasına, denizine ve eğlenceli aktivitelerine kimilerinin gıptayla kimilerininse burun kıvırarak baktığı Amerika’nın Miami kenti söz konusu olduğunda, iki zıt görüşün sahipleri hemfikir olur ve buraya ‘hayat boyu tatil’ mühürünü basarlar.

Dünyanın en fiyakalı kentlerinden biri olduğu su götürmez ancak bir taraftan da gezilecek, görülecek bir destinasyon olarak burayı küçümseyenleri utandıracak sürprizlerle doludur. Mesela Miami, Batı Yarımküre’deki en eski yapılardan birine ev sahipliği yapıyor desek… Ya da ülkenin en etkileyici art deco mimarisi koleksiyonlarından birine sahip… Ya da bir mercan kaya ocağından inşa edilen dev bir tatlı su kaynağında yüzmenin bir hayal olmadığını söylesek… Şaşırtıcı olabilir ancak kent, tarihsel olarak önemli yapılar ve ilgi çekici yerlerle doludur. Eklektik tarihine derinlemesine daldığınızda, eşsiz mimarisi, coğrafyası ve tarihi parklarıyla başınızı döndürebilir. Dünyaca ünlü plajlarını ve göz kamaştıran gece hayatını yaşamak sizden, Miami’de bundan da ötesi olduğunu keşfetmeniz için öneriler bizden olsun.

Yeşil ve dingin

Miami çılgınlıklarla doludur, doğru… Ancak bu karmaşadan kaçmak isterseniz, önerilecek sayısız yer var. Mesela ülkenin en büyük tropikal botanik bahçelerinden biri olan Fairchild Tropikal Bahçesi’nin yeşillikleri arasında, dingin bir gün geçirmek mümkün. Burada bir kelebek bahçesi ve tropikal bitki serasının yanı sıra bataklık ve adalar manzarasına karşı sükuneti bulabileceğiniz bir ortam da var. Sanat mı dediniz? Burada sık sık Roy Lichtenstein gibi ünlü sanatçıların oldukça etkileyici sanat enstalasyonları da oluyor. Yürüyüş tutkunları için, takip edilmesi kolay patikaların yanı sıra, 45 dakika ücretsiz bir tramvay gezisiyle parkın tamamını görmek mümkün.

Sanata yürümek

Miami’de herkes eğlence peşinde sanıyorsanız, yanılırsınız. Paslı depoların ve yıpranmış beton blokların ortasında, kentsel sanatın grafiti ile yeşermesinin örneklerine şahit olacaksınız. Wynwood Duvarları, renkleri ve sıra dışı konumuyla, insanları açık bir avluya çeken resim koleksiyonu ve duvar resimlerinden oluşuyor. Hangi sergi olacağı bir sürpriz ancak mutlaka ilgi çekici olacaktır. En son duvar resimlerini merak ediyorsanız, sokak sanatçıları tarafından düzenlenen Wynwood Walls özel yürüyüş turları var. Her ayın ikinci cumartesi günü ise Wynwood Sanat Yürüyüşü yaparken mahallenin en şenlikli haline karışmak için harika bir zaman. Wynwood’un etrafındaki galerilerin çoğu, sergi açılışlarına ve özel etkinliklere ev sahipliği yapar. Yiyecek kamyonları ve temalı pazarlar, canlı müzikle birlikte bu sanat şenliğinin ekstralarıdır ancak kalabalığa katlanmak gerekir. Tasarım Meydanı’na (Design District) da bir göz atmaya değer.

Geçmişten fırlamış gibi

Kentin en gösterişli semti Coral Gables’da, Amerikan Caz Çağı’nın büyük otellerinin en etkileyicilerinden biri olan Biltmore Hotel, adeta bir dönem romanından fırlamış gibi sizi zamanda bir yolculuğa davet eder. Efsaneler, ruhlar ve dedikoduyla dolu bu otelin anlatacağı öyle çok hikaye var ki… Bir zamanlar otelin arkasındaki özel kanal sisteminde gondollarla ünlü misafirler taşınırmış. O kanal artık yok ancak, adeta Binbir Gece Masalları’ndan sultanın su bahçesini andıran, Amerika kıtasının en büyük otel havuzu hala duruyor. Burada konaklamak kuşkusuz her yiğidin harcı değil ancak günübirlik bir ücretle havuzu kullanmak mümkün.

Okyanusun ünlüleri

Biscayne Körfezi’nde bulunan Miami Seaquarium, Amerika’da en uzun faaliyet gösterebilmiş okyanus akvaryumu. Güney Florida denizinin starlarıyla tanışın; deniz aslanı Salty, katil balina Lolita, yunus Flipper ve bebek yunus Calypso. Her gün tam sekiz gösteri var. Burası aynı zamanda deniz kaplumbağası, deniz ineği, vatoz, tropikal kuşlar ve doğal yaşamın diğer sakinlerine de ev sahipliği yapıyor. Tropikal balık akvaryumları, köpek balığı kanalı, Salty’nin Korsan Oyun Alanı ve Sharky’nin Gökyüzü Yolu kaçırılmaz eğlenceler.

Manzaralı konser

Amerika’da böylesine bir turkuazla hemhal olmuş pek fazla park yoktur. Bu kent insanının şanslarından biri de bu. Parkta iki performans mekanı kaydadeğer; canlı müzik gösterileri için ideal, Biscayne Körfezi’nin mükemmel manzarasına sahip Klipsch Amfitiyatrosu ve çimlere oturanlarla birlikte tam 800 kişinin, ücretsiz bahar gösterilerinden yararlanabileceği Tina Hills Köşkü.

Konaktan müzeye

Biscayne Körfezi’nin hemen karşısındaki Coconut Grove, bir zamanlar tarım sanayicisi James Deering’in kış evi bugünse aynı yapıda muhteşem Vizcaya Müzesi ve Bahçeleri’ne ev sahipliği yapıyor. 10 dönümlük kıyı şeridi üzerinde, hemen su üzerinde bulunan konak, aslına sadık kalarak restore edilmiş. Esas evde Avrupa antikaları ve sanatı göz boyuyor. Kompleksin çevresinde de bakımlı tropikal bahçeler var. Soluklanmak için Vizcaya Cafe’ye uğrayabilirsiniz.

Taşınan manastır

Maimi’de bir ortaçağ İspanyol Manastırı… Batı Yarımküre’deki en eski bina olduğuna inanılıyor. Burası Kuzey Miami Sahili’nde bulunan gizli bir hazine. Aslen 1141’de İspanya’nın Segovia kentinde inşa edilmiş. Manastır rahipleri yaklaşık 700 yıl boyunca burada yaşamışlar. 1830’larda bir sosyal devrimin ardından, manastır satılarak bir tahıl ambarı ve ahır haline dönüştürülmüş. 1925’te bir gazete patronu olan William Randolph Hearst, manastırın müştemilatını satın alarak İspanya’da taşlarına ayırmış, 11 binden fazla ahşap sandıkta parçaları toplamış ve bunları Amerika’ya göndermiş. Yaklaşık 30 yıl sonra, Miamili girişimciler, bugün bulunduğu yerde manastırı yeniden bir araya getirme projesini üstlenmişler.

Dünyanın art deco’su

Miami Beach’teki Art Deco Mahallesi’nde, dünyanın en geniş art deco mimarisi koleksiyonunu görmek mümkün. Beyaz cepheler, neon ışıklar ve şık tasarımlara sahip yapılarla Ocean Drive gerçekten de Amerika’nın en heyecan verici caddelerinden biri. Aynı zamanda burada, Scarface ve Bad Boys gibi filmlerde görülenler de dahil, ülkenin en ikonik ve en çok fotoğraflanan butik otellerinden bazıları arzı endam ediyor.

Bir Küba esintisi

Çok kültürlü Miami’nin tadını Küçük Havana’da deneyimleyin, Küba havasını soluyun. Küba’ya gitmeden bile bu ülkeye özgü mimariye ve yaşam kültürüne aşina olabilirsiniz. Miami’deki İspanyol kültürünün bu renkli merkezi, Latin esintili kafeler, restoranlar, müzeler, sokak satıcıları ve pazarlarla doludur. Kah domino oynarken siyaset konuşanlara, kah Küba müziği eşliğinde Latin Amerika’ya özgü yemeklerle donatılan masalara rastlarsınız. Her ayın son cuma günü, Little Havana, mahallenin kültür sanatını daha iyi tanımak isteyenler için ‘Viernes Culturales’ yani Kültür Cumaları’na ev sahipliği yapıyor. Burada olmak için en isabetli zaman akşamlarıdır.

Havuzun böylesi

Coral Gables’daki Venedik Havuzu, dünyanın en büyük tatlı su havuzu olma özelliğine sahip. Bir benzerine rastlamak hiç kolay değil; temiz kalabilmesi için, yazın her gün boşaltılıp dolduruluyor. 1924’te Florida’daki eski bir mercan kaya ocağı kalıntılarından, Venedik’teki bir mağaradan ilham alınarak şekillendirilen halka açık bu yüzme havuzu, adeta Amerika kıtasına Akdeniz havası getirmiş. Daha sonraları iptal edilmiş olsa da, eskiden gondolların havuza yanaşabilmesi için direkler ile manzaralı doğal bir köprü inşa edilmişti. Havuz aynı zamanda keşfi zevkli bir dizi doğal mağaraya da bağlanıyor. Özellikli doğal filtreleme sistemi sayesinde her zaman temiz ve mavi.