HAYAT GERÇEKTEN GÜZEL MİDİR?

HAYAT GERÇEKTEN GÜZEL MİDİR?

Mustafa Kutlu’nun son yıllarda çıkardığı her kitabı için, okuyucuya sunulmuş bir armağan veya çekilmiş bir kıyak diyebiliriz. Çünkü artık Mustafa Kutlu, yılların deneyimi, çalışkanlığı ve verimliliğiyle ulaştığı o yükseklikten, ustalıktan konuşur. Ve insanlara söyleyeceği daha çok şeyi vardır.

Hayat Güzeldir’de (6. Baskı: 2014, Dergâh Yayınları) Mustafa Kutlu’nun önce cümlelerinden ve hikâyeyi hemencecik kuruşundan etkileniriz. Sade ve akıcı Türkçesiyle, yani günlük konuşma diliyle, basit ama okuyucunun zihninde hemen canlanan tasvirleriyle Mustafa Kutlu, hemen her yaştan insana seslenir. Kutlu, okuyucunun kendi derinliğince yorumlayabileceği bir yalınlıkta yazar.

Hayat Güzeldir’de yirmi bir adet kısa hikâye var. Kutlu’nun kısa hikâyelerinde daha vurucu, sarsıcı, etkileyici olduğu söylenebilir. Fakat onun kısa hikâyelerinde bile makro bir bakış, evreni, hayatı ve insanı kucaklayış söz konusudur. Yani Kutlu, hikâyenin özelliği olan, bir anı veya olayı anlatıştan ziyade, o olayı ve anı yakalarken, karakterin bütün bir hayat tecrübesini, diğer ifadeyle o olay veya ana nasıl geldiğini de aktarmak ister. Bu yüzden onun karakterleri sıradan insanlar değildir. Kutlu’nun hikâyecilik serüveninde sıradan bir insanın herhangi bir anını hikâyeleştirmek yoktur. O, simit satan bir çocuğu, işsiz kalan bir babayı, artık ihtiyarlamış, küçük bir bakkal dükkanını işleten Osman Efendi’yi, dul kalan Saliha Sultan’ı anlatır. Fakat bu karakterler, Garip akımının sıradan, başıboş, günü bugünden ibaret sanan ve o şekilde yaşayan basit kişilerine benzemez. Onlar bir hayat mücadelesi içindedirler. Müslümandırlar, yoksuldurlar, sınırlarını İslam’ın çizdiği, hayat ve insana ait bir anlam dünyası içinde yaşarlar.

Anlam yüklü, bir ideali, amacı, hayata bakışı ve mücadelesi olan insana, basit bir insan diyemeyiz. Kutlu, Hayat Güzeldir’de parçada bütünü yakalamak ister. Diğer ifadeyle insanın başına gelen yüzlerce sıkıntının, tek bir sebebe bağlanmamasını, felaketlerin neden meydana geldiğini anlamak için yüzlerce sebebin hesaba katılması gerektiğini, kişiyi göründüğü şekliyle değil geçmişiyle birlikte değerlendirdiğimiz zaman anlayacağımızı, seveceğimizi bilmek. Kutlu’nun bu tavrı, İslam’ın insan görüşüdür. Her insan ayrı bir dünyadır. Yani insan küçültülmüş kâinattır. Kutlu’nun insana bakışı da bu şekildedir. Hikâyelerinde insanı ele alışı, onu bulunduğu anla değil, bütün bir hayatıyla, geçmişiyle değerlendirmek isteyişi de bu yüzdendir. Öyle olduğu için Kutlu’nun insana bakışı ve hikâyelerinde karakterleri işleyişi yalnızca karamsarlık değil, yeri geldiğinde kötümserlik, yeri geldiğinde müthiş bir umutluluk, çalışma azmi ve mücadele yönündedir. Kutlu bazen keskin bir realist, bazen de idealisttir. Şahsiyetçiliği ve ahlakçılığı ise hiçbir hikâyesinde bırakmaz. Çünkü hayatın içinde hepsi vardır.

Hayat Güzeldir’de Kutlu, ayrıca hayat ve insana dair şehir hayatı, karmaşası içinde fark edilmeyen, unutulan, gözden kaçırılan incelik ve güzelliklere işaret eder. İyiliğin yalnızca iyilikten ibaret olmadığını söyler. Merhamet, suyun kaynak yeri gibidir. Kaynağından çıkan su, kollara ayrılır ve bütün yeryüzüyle kucaklaşmak ister.